Kendisi de Moğol ardılı İlhanlıların tarihçisi olan Alaeddin Ata Melik Cüveyni Tarih-i Cihanguşa adlı eserinde, Moğolların; Semerkant, Buhara şehirlerini ve Harzem gibi bölgeleri yakıp yıktığını, insanları katlettiğini yazar.

Tarihçi olayların bir kısmına bizzat kendisi de şahit olmuştur. Moğolların hizmetinde bulunması dolayısıyla bilgi ve belgelere ulaşımı da kolaydır. Ayrıca İran’dan Moğol ülkesine Argun Han ile birlikte seyahat eden tek tarihçidir.

Vahşetleri çok konuşulan Moğollar, konar-göçer bir üretim ilişkisine dolayısıyla da “yerleşik-avcısı” bir yaşam tarzına sahiptir.

Peki olaylar nasıl gelişmiş ve Moğollar mal alıp mal satacakları yerleşiklere (yerleşik-avcılığı) karşı neden katliamlar düzenlemişlerdir? Cengiz Han batıya kervan gönderir. Harzemşahların Otrar Valisinin bu kervanları yok etmesi Cengiz’i adeta intikam hırsıyla batıya Selçuklu ardılı devletlerin üzerine doğru kışkırtmıştır.

1218’de Otrar Faciası denilen bu olaydan sonraki 10 yıl içinde Harzemşah ülkesi ve İran Cengiz Han hakimiyetini tanıyan İrani-Selçuklu Atabeylikleri dışında haritadan silinmiştir. (TDV İslam Ansiklopedisi)

Moğollar hakkındaki bilgilerimizin neredeyse tamamı İslam tarihçi ve coğrafyacıları tarafından günümüze aktarılmıştır.

Vahşet konusu tarihte dünyeviliğinden kaçamadığımız ve insana pek yakıştıramadığımız bir konu olsa da insan dışı canlılarda pek rastlamadığımız bir olay.

Arapların tarihine baktığımızda Emeviler dönemiyle birlikte Moğolları pek aratmayacak uygulamaların karşımıza çıktığını görüyoruz.

Hz. Hüseyin’i Kufe’ye çağıran Kufeliler onu yarı yolda bırakırlar. O halifelik iddiasından Kufeliler kendini terk ettiği için vazgeçtiğini geri dönmek istediğini söylediğinde dönmesine izin verilmez.

40 piyade 30 süvariden oluşan korumaları ve aile üyeleriyle aç susuz bırakılır. 1000 Kişilik Yezidi kuvvet onun biat etmesini ister, etmeyince başını kesip (10 Ekim 680, Muharrem ayı Aşure günü) Kerbela denilen yerden Şam’a gönderirler. (Ahmet Yaşar Ocak; Siyasal, Toplumsal, Kültürel Kırılmalar ve Dönüşümler Işığında FARKLI BİR İSLAM TARİHİ)

Hz. Hüseyin olayından 3 yıl sonra babası Ebu Bekir’in damadı ve Aşere-i Mübeşşereden olan Abdullah bin Zübeyr isyan eder.

Abdullah bin Zübeyr (İbadete olan aşırı meyli sebebiyle “mescid güvercini” (hamâmetü’l-mescid) diye anılırdı.) Hz. Ebubekir’in kızından torunudur. Kerbela olayından sonra Yezidi Emevilere karşı muhalefetin başı durumuna geldi.

Yezid üzerine çeşitli ordular gönderdi. Mekke’de direnen Abdullah’ı kuşatan Yezid orduları mancınıklarla attıkları yağlı ateşli paçavralarla Kabe’de yangına yol açtılar. (TDV İslam Ansiklopedisi, Abdullah bin Zübeyr maddesi) Yezîd’in öldüğünü öğrenen Abdullah b. Zübeyr, “emirü’l-mü’minîn” unvanıyla halifeliğini ilân etti (64/683).

9 yıl Hicaz ve doğu vilayetlerinde halife olarak tanındı. 685 yılında Emevilerin başına geçen Abdulmelik bin Mervan 692 yılında Abdullah üzerine harekete geçerek zalimliğiyle meşhur Haccac’a Mekke’yi yeniden kuşattırdı. Hac mevsiminde mancınıklarla Mekke’yi taşa ve ateşe tuttu.

Şehri hac mevsiminde aç susuz bıraktı. Hacılar, binek hayvanlarını hatta kuşatmacıların hakaret olsun diye mancınıkla attıkları bir köpeği kesip yemişler. (TDV İslam Ansiklopedisi, Abdullah bin Zübeyr maddesi) Açlık, yokluk, kıtlık askeri kendini terk eden Abdullah kahramanca savaşır ve ölür.

Yine kellesi kesilir, Şam’a Emevi Halife-Sultan’ı Abdulmelik’e gönderilir. Bir süre cesedinin defnine izin verilmez. Ölümüne kadar yaklaşık 12 yıl Hicaz bölgesinde halifelik etmiş, Emevilere biat etmemiştir. Haccac’ın Mekke’ye girdikten sonra halka burada anamayacağımız çok kötü hakaretler ettiği rivayet edilir.

Akıl ve mantık bir çözüm üretmezse tarihte med cezir gibi intikam gelgitleri bitmez. Güçlüyken ezen, güçsüz güçlenince ezilir. Bu insani duruma dünyaya yeni bir gözle bakma iddiası taşıyan düşüncelerin son vermesi daha insani çözümler üretmesi beklenir.

Emeviler de kendi karşıt enerjilerini yarattılar ve o hoşnutsuz ortamda Abbasi İsyanı gerçekleşti. Emevilerin son halifesi Mervan bin Muhammed Abbasi isyancılarına yenildi.

Mısır’a kaçtı orada son direnişinde ailesi üyeleriyle birlikte öldürüldü. Mervan bin Muhammed’in başı kesilerek Abbasilerin ilk halifesi Ebul Abbas’a gönderilir. Ebul Abbas, Emevi ailesi ve ileri gelenlerine karşı öyle vahşet uygular ki adına kan dökücü anlamında Seffah kelime eklenir.

Ebu’l Abbas es-Seffah diye tarihe geçer. O kadar ki eski Emevi hükümdarlarının mezarlarını açtırıp cesetlerine hakaret ettirir. (Ahmet Yaşar Ocak, …Farklı Bir İslam Tarihi. sayfa 231/233. 2. baskı, İletişim Yayınevi)

Başlığımıza gelirsek son Emevi halifesi Mervan bin Muhammed’in annesi Cezireli olduğu için kendisine “El Cezire’nin Eşeği” lakabı verilmiş.

Sonuç ve beklenti; Moğolları eleştiriyoruz haklı olarak fakat onları eleştirenlerin de iddiaları varsa daha insani daha mistik farklı bir kültür yaratması gerekmez miydi?

Öyle böyle değil öldürülüp hakaretlere uğrayanlar İslam tarihinin en merkezi kişilerinin torunları, çocukları ve hayatlarıyla örnek gösterilen kişiler. Var olan hayata bir itirazımız varsa farklı bir kültür yaratmalıyız.

İsmail POLAT/Tarihçi

Kaynak: gencgazete.net