Muhtemelen İnegöl’e 2000’lerden sonra yerleşenler martıları buranın yerel türü saymıştır ve kanıksamamışlardır. Gemlik, Mudanya ve İzniğin buraya yakın oluşuyla martıların burada bulunması ilişkilendirilmiş olabilir. Eskiden Mudanya ve Gemlik’te denizi vuran aşırı lodos ve rüzgarlı havalardan sığınmak için kaçıp gelmeleri ve sonra dönmeleri dışında İnegöl’de martı yerel bir tür olmamıştır.

Bizim çocukluğumuzda belki her tarlada bir çift kaplumbağa bulunurdu. Şimdi koca İnegöl ovasında, Yenice’nin kadimiovasında ara bir çift bulabilirsen, kalmadı. Kaplumbağalara artık akraba ziyaretine İnegöl’den Denizli’ye giderken, Kütahya, Uşak, Afyon, Denizli yollarında rastlıyorum. Bunların yok olmasının nedenini İnegöl Belediyesi, İnegöl Ziraat Odası, İnegöl İlçe Tarım gibi kuruluşlar daha iyi açıklayabilirler. Benim gözlemim, toprak artık derin sürümle sürülüyor.

Yaklaşık 25 yıldır ikinci ürün ekiliyor. Bunun olabilmesi için de toprağa yoğun ot ilacı atılıyor sonra toprağı ve ikinci ürünü beslemek için yine yoğun bir kimyasal gübre, hormon katkısı oluyor. Bunların türlerin bir kısmını yok ettiğini düşünüyorum. Derin sürüm yapılmayan meyve bahçeleri dışında artık ovada köstebek yuvası bile kalmadı.

Yok olmayan ama azalan bir türümüz de var. Yeşilbaş. Kertenkele bir çok yerde kahverengi ve tonlarında olur. İnegöl yeşildir, buranın ova kertenkelesi yeşildir ve ona yeşilbaş denir. Onlar da yavaştan azalmaya başladılar. Çocukluğumuzda ovada bir tıkırtı duysak çalıların arasından yılan çıkmazsa yeşilbaş görünür, kaçardı. Yılan demişken, her tarlada en az bir çift yılan bulunurdu. Ürüne zarar veren köstebek ve fareleri yerler doğanın dengesini sağlarlardı. Artık onlar da azaldı.

Yeşil beyaz Bursa sporumuz, Nil nehrinden timsahı getireceğine İnegöl’ün ve de Bursa’nın yerel türü yeşilbaşı maskot olarak seçebilirdi.

Artık biraz fazla dumanaltı oldu ama çok yeşildi eskiden İnegöl, içi bile. Kertenkelesi yeşilbaş’sa, kargası da yeşil olmalıydı. Yeşil kargası vardı İnegöl’ün şimdi yok oldu. Hatta köylerde bazı tanıdıklarımıza arkadaşları lakap takardı, “yeşilkarga”.

İnegöl Belediyesi, İnegöl Ziraat Odası, İnegöl İlçe Tarım, İnegöl’de yerel türlerin bilgisine sahip mi, hangi türler azalıyor, hangi türler yok oluyor ve bunların nedenleri nelerdir?

Yok olan türlerin yanında İnegöl’ün yeni sakinleri yukarıda bahsettiğimiz martılar. Ve kumruları (boynunda siyah halka olan, gri renkli) kovan ‘küçük kumrular(halkasız, kumrunun küçüğü, pembemsi renkli) yerleşti yavaşça İnegöl’e. Kumru çok asil bir kuştur. Sesi de daha güzeldir.

Sabah o güzel kumru sesleriyle uyanırdık. Şimdi o küçük kumruların sesi onların yerini tutmuyor. Ve bunlar çok sinsi kuşlar küçük kumrular. Kumruların yuvalarına gidip onların yumurtalarını yuvadan atıyor ve kendi yumurtalarını bırakıyorlar. Kumrular kendi yavrusu diye onlara kuluçkaya yatıp yavrularını besleyip büyütüyorlar.

Martılar İnegöl’de ne zamandan beri varlar?

2000’lerin ortalarına kadar İnegöl’de, Gemlik lodosundan geçici kaçmaları dışında martı yoktu. İklim değişikliği martıları İnegöl’e çekmiş midir? Marmara denizi sanayi atıklarıyla kirlendi balıklarda azalma olmuştur. İnegöl’deki çöplük ve lokanta atıkları martıları buralara çekmiş olmalı. Şehrin büyük binalarını deniz kıyısındaki kayalıklar gibi yuva haline getirmişler. İnegöl Vergi dairesi ve okullar bölgesi en büyük konaklama mekanlarını oluşturuyor.

Tabii her şeyde olduğu gibi bunda da halk uyarlaması açıklamalar var. Kahvehanede dinlemiştim, sözde Gemlik’ten üstü açık bir kamyonla balık getirilmiş İnegöl’e, balıklar kasalarda açıktaymış, martılar onları takip ederek gelip yerleşmişler buraya.

Martılar hayatta kalma peşinde. Ben aç martıların Yeniceköy merkez camiini yuva olarak kullanan yoz güvercinlere saldırıp yediğini gördüm. Zaman zaman kargalarla da kapışıyorlar ama kargalar şimdilik bu işin galibi değil.

Balıklara ne demeli? Babasultan’dan akıp Yenicenin kadimiovasından geçen Akhisar mahallesinden Yenişehir’e doğru giden bizim KARADERE’miz vardı. Bir gecede 30 civarı balık tuttuğumuzu hatırlıyorum. Gece Akhisar tarafından yukarıya Babasultan’a doğru yüzerlerdi ve biz suyun önünü kapatıp süzgeç koyardık. 30 balığın içinde birbirine benzemeyen en az 3/4 tür bulunurdu. Bunlar hakkında bir çalışma var mı? Karadere korumaya alınıp bu türler canlandırılabilir mi?

İnegöl’ün ilgili kuruluşlarından bu konularla ilgili çalışmalar bekliyoruz.

İsmail POLAT-Tarihçi