Dünyada nefes alabilmemiz bile değerlere bağlı. Dünyada bir çok inanç, felsefe, dil, din, mezhep, ırk, millet var. Sadece Hindistan’da 330 Bin Tanrıdan bahsediliyor, 22’si anayasa tarafından resmi dil olarak tanınmış 1200’e yakın yerel dil konuşuluyormuş.
Böyle bölünmüş bir dünyada yapıştırıcıya ihtiyaç var; Evrensel herkese hitap eden. Evrensel değerler bu işi çözmeli, çözmeli diyorum, tam çözebilmiş değil. Bu da o değerlerin suçu değil bizlerin o değerleri işimize geldiği gibi yorumlamamızın bir sonucu.
Çocuk ve gençlere değerler eğitimi veriyor MEB. Çocuk ve gençler kimi örnek alırlar, büyükleri ve en büyükleri, en büyükler kim; sanat, siyaset, spor, bilim alanında göz önünde olanlar. Onların da model olabilmeleri için değerler yönünden tutarlı olmaları gerekir. Bir gün öyle bir gün böyle olmaz, keser gibi hep kendine yontarak olmaz.
Büyüklerin en büyüklerin günlük yaşamlarında değerler yönünden tutarlı olmaları beklenir. Çocuklarının sigara içmesini istemeyen bir veli kendisi de onlara örnek olmalıdır. Çocuklarının kitap okumasını isteyen bir veli örnek olmalıdır. Eline hiç kitap almazsa çocuğu da eline kitap almayabilir. Akıllı telefon, tablet zararlı diyorsak biz büyüklerin de örnek olmamız gerekir.
Değerler, evrensel değerler kişiye göre değişmez. Değerler konusunda ahlaki bir duruş, erdemli bir tavır geliştirmek gerekir. Ahlakın I. ilkesi de tutarlı olmaktır. “Kendine yapılmasını istemediğin bir davranışı sen de başkalarına yapmayacaksın. Başkalarından beklediğin hassasiyeti sen de başkalarına göstereceksin.”
En çok tartıştığımız alanlardan biri tarih. Tarihte kendimize yakın gördüğümüz bir şahsiyeti göklere çıkarır, görmediğimiz bir kahramanı yerin dibine batırabiliriz. En tartışmalı simalardan biri II. Abdulhamid’tir. Bu konuda gazetemizde Ercan Eroğlu arkadaşımızın güzel bir yazısı çıktı. Okumayanlar mutlaka okumalı diye düşünüyorum. (https://www.gencgazete.net/efsane-ile-gercek-arasinda-abdulhamidi-yeniden-okumak)
Sağ cenahın önemli kalemlerinden biri de Necip Fazıldır. Eski İstanbul müftüsü, ilahiyat profesörü Mustafa Çağrıcı ki kendisi yine sağ cenahın önemli kalemlerinden biridir, şairliğini çok övdüğü şair hakkında ezber bozan bir yazı kaleme almıştır. Okunmadıysa bir eksiklik olduğunu düşünüyorum. (https://www.karar.com/yazarlar/mustafa-cagrici/ideoloji-insani-olarak-necip-fazil-12783)
2012 yılında yazar Murat Menteş, Yenişafak Gazetesinde “Rahmetli Atatürk” diye bir yazı yazdı. Efsanelerimdendir. Sağ kesimin Atatürk’e biraz daha farklı bakmasını öneren bir yazıdır. Ama sanki görmezden gelindi. ( https://www.yenisafak.com/yazarlar/murat-mentes/rahmetli-ataturk-34876)
Tarihsel kişileri tüm yönleriyle ele almak, analitik yaklaşmak önemli. Bu konularda kendi duruşumuza göre abartma sanatını kullanmamalıyız.
Tutarlı olmak zor mu? Sorgulayan olmazsa sorun çıkarmaz. Ancak herkes her zaman sorgulamayan bir tavır sergilemez. Sınırları aştığınızda başka dillerde sorularla karşılaşırsınız ve inandırıcılığınız ortadan kalkabilir. Konuların içeriğinden bağımsız yazıyorum. Misal, “Kıbrısta iki devletli olmayan bir çözüme karşıyız” Ama “Irakta tek devletli çözümler dışındaki çözümlere karşıyız.” Gazze’de ölen insanlar (Müslümanlar) için yardım kampanyaları düzenleriz Ama Yemen’de, Lübnan’da ölen insanlar (Müslümanlar) gündemimize pek girmez. Emperyalist ABD, Siyonist İsrail deriz Ama onlarla savaşan İran’da ölen insanlar gündem oluşturmaz.
Binlerce kilometre ötede Çin’de bize yakın insanların yaşadıklarını sorun ederiz Ama kendi ülkemizde bazı insanların “kendi” olabilmek isteyeceklerini düşünmeyiz. Hala demokrasiyi çoğunluğun yönetimi olarak düşünüyoruz. Halbuki demokrasi az olanın azınlıkta olanın da hakları demektir. Bu hakların güvence altında olması demektir.
Ağaç yaşken eğilir ama ondan ulu bir çınar olmaz. Değerler duruma göre eğilip bükülmemeli.
İsmail POLAT
Tarihçi
Kaynak: gencgazete.net