Tarihin tozlu raflarında bazı isimler vardır ki, üzerlerindeki toz hiçbir zaman tamamen silinmez. II. Abdülhamid de onlardan biridir. Kimi için “Kızıl Sultan”, kimi için çökmekte olan bir imparatorluğun son büyük muhafızı… Hakkında çizilen portreler birbirini tutmaz; adeta aynı aynaya bakanların farklı yüzler görmesi gibi.
Son yıllarda bu tartışma akademik metinlerin dışına da taşmıştır. Payitaht: Abdülhamid dizisi, geçmişi bugünün duygusal diliyle yeniden kurgulayarak geniş kitleleri etkilemiştir. Zülfü Livaneli’nin Kaplanın Sırtında romanı ise Abdülhamid’i insanî yönleri, korkuları ve yalnızlığıyla edebiyatın alanına taşımıştır. Böylece tarih, hem ekranın ışığında hem romanın satır aralarında yeniden tartışılır hale gelmiştir. Ancak bu anlatıların her biri, gerçeğin yalnızca bir yönünü öne çıkarır; biri karanlığı büyütürken diğeri ışığı abartabilmektedir.
Tam bu noktada, Orhan Koloğlu’nun Abdülhamid Gerçeği adlı kitabı farklı bir pencere açar bize. Koloğlu, Abdülhamid’i ne yalnızca “Kızıl Sultan” diye damgalayan indirgemeci yaklaşımı ne de onu bütünüyle idealize eden romantik yorumu yeterli bulur. Ona göre Abdülhamid, çökmekte olan bir imparatorluğu ayakta tutmaya çalışan, son derece temkinli ve kuşkucu bir hükümdardır. Bu kuşkuculuk, kişisel bir karakter özelliğinden çok, dönemin ağır uluslararası baskılarının bir sonucudur.
Kriz Çağının Hükümdarı
1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi), Balkan milliyetçiliklerinin yükselişi ve Avrupa devletlerinin Osmanlı üzerindeki siyasi baskıları, Abdülhamid’i merkeziyetçi ve güvenlikçi bir yönetime yöneltmiştir. Meclis-i Mebusan’ın kapatılması ve basına uygulanan sansür, bu siyaset anlayışının ürünüdür. Bu yönüyle Abdülhamid dönemi, literatürde sıklıkla “istibdat” kavramıyla anılır.
Ancak tablo yalnızca bundan ibaret değildir. Koloğlu’nun dikkat çektiği gibi, aynı dönemde eğitim kurumlarının yaygınlaştırılması, modern bürokrasinin güçlendirilmesi ve demiryolu projeleri gibi önemli reform adımları da atılmıştır. Rüştiyelerin ve idadilerin sayısındaki artış, kız mekteplerinin açılması ve teknik okulların yaygınlaşması, devletin modernleşme çabasını göstermektedir. Bu durum, “dindar padişah” imajı ile modernleşen eğitim kurumları arasındaki gerilimi daha da ilginç hale getirir.
“Kızıl Sultan” Lakabı Nereden Geliyor?
“Kızıl Sultan” (Sultan Rouge) lakabı, özellikle 1894–1896 yıllarında yaşanan ve tarihe Hamidiye Olayları olarak geçen çatışmaların ardından Avrupa basınında yaygınlaşmıştır. Ermeni isyanları ve devlet müdahaleleri sırasında yaşanan can kayıpları, Avrupa kamuoyunda Abdülhamid’i doğrudan sorumlu gösteren bir algı oluşturmuştur.
Özellikle İngiliz ve Fransız basını bu ifadeyi sıklıkla kullanmış; muhalif çevreler de bu nitelemeyi benimsemiştir. Buna karşılık destekçileri, Abdülhamid’i imparatorluğun ömrünü uzatan, denge siyaseti izleyen ve güçlü bir istihbarat ağı kuran bir devlet adamı olarak değerlendirmektedir. Panislamizm politikasıyla halifelik makamını öne çıkarması da bu stratejinin parçası olarak görülür.
Sultan mı, Hakan mı?
Abdülhamid’in resmî unvanı Sultan II. Abdülhamid’tir. Osmanlı geleneğinde “Padişah” ve “Halife” sıfatları da kullanılmıştır. “Hakan” ifadesi ise daha çok tarihsel–ideolojik bir nitelemedir; resmî belgelerde yaygın değildir.
Eğitim ve Laiklik Penceresinden Bir Okuma
Bu yazı dizisinde Abdülhamid dönemine özellikle eğitim ve laiklik perspektifinden bakmak anlamlıdır. Çünkü bir devrin zihniyeti en çok okullarında görünür. Müfredatta, ders kitaplarında, kız mekteplerinde ve fen derslerinde…
Laiklik henüz anayasal bir ilke değilken, devletin eğitim alanındaki tercihleri nasıl bir dönüşüme işaret ediyordu? Dinî meşruiyet vurgusu ile modern eğitim kurumlarının yaygınlaştırılması arasında nasıl bir denge kurulmuştu?
Belki de hakikat, siyah ile beyazın keskin karşıtlığında değil; geniş bir gri alanda saklıdır. Abdülhamid’i anlamak, onu ya bütünüyle mahkûm etmek ya da bütünüyle yüceltmek değil; krizler içindeki bir imparatorluğun çelişkili gerçekliği içinde değerlendirmekle mümkündür.
Bu satırlar, o gri alanın izini sürme çabasıdır.
Okuma Önerisi: Abdülhamid Gerçeği, Orhan Koloğlu
Ercan EROĞLU Eğitim Bilimleri Uzmanı, Araştırmacı