Emektar Samsung telefonum hidayete erdi.
Kendisi; Güney Koreli Budist bir patronun fabrikasından çıktı.
Ama artık bizden biri oldu.
Müslüman oldu. Elhamdülillah!
Kandillerde, bayramlarda ve Cumalarda;
Öyle bir aşkla titriyor ki; sormayın.
Ekranından nurlar saçılıyor.
Ayetler, hadisler, Allah, Peygamber, ahlak…
Din, iman, İyilik, güzellik ve dürüstlük…
Mesajlar o kadar güzel ki…
On numara değil, yüz numara.
mübarek sanki tam cennetlik.
Peki bu mesajları atan kim?
Ben. Sen. O. Biz. Siz. Onlar.
Sonra kafam karışıyor.
Bir türlü susturamadığım bir soru var.
Ödenmeyen senetler ve çekler…
Haksız kazanç, emanete hıyanet…
Vicdansızlık, ahlaksızlık, faiz, kul hakkı…
Arkadan çevrilen işler, tutulmayan sözler…
Adaletsizlik, yalan, zina, tecavüz, hırsızlık…
Tüm bunları yapan kim?
Ekranlarımızdan taşan o "iyilik ve güzellik"
Neden sokağımıza, evimize, işimize,
Okulumuza yansımıyor. Ne oluyor?
Olduğumuz gibi görünmüyoruz.
Göründüğümüz gibi de olmuyoruz.
Sanki tüm bunlar:
Dokunmatik ekranların arkasına hapsedilmiş.
Bir "paylaş butonu"ndan ibaret kalmış.
Telefonların camı kadar şeffaf olamadık.
Paylaşımlarımız Müslüman da
ya hayatlarımız?
Peygamber Efendimiz (SAV) buyurdu ki:
"Müslüman, dilinden ve elinden insanların emin olduğu kişidir"
Selam ve dua ile…