İnegöl’de sabah erken başlar.
Güne alarm sesiyle değil; testerenin tiz sesiyle uyanan bir şehir burası.
Talaşın kokusu, ustanın suskunluğu, aceleyle içilen çay…
Bu şehirde mobilya masa başında planlanmaz; tezgâh başında şekillenir.
Ben bu sektörün iki yüzünü de gördüm.
İmalatta geçen uzun günleri de, fuar koridorlarında yapılan kısa ama kritik sohbetleri de.
Ve bugün, bütün iyi niyetimle şunu söyleyebilirim:
İnegöl mobilyası üretmeyi çok iyi biliyor ama kendini anlatırken hâlâ çekingen.
İmalatta gördüğüm İnegöl başka,
Fuarda karşıma çıkan İnegöl başka.
İmalatta Gördüklerim
Üretime girdiğinizde şunu hissediyorsunuz:
Burada iş yapılır.
Emek var.
Tecrübe var.
Hız var.
Ve her şeyden önemlisi, “hallederiz” refleksi var.
Bir problem çıktığında kimse toplantı yapmaz.
Usta bakar, ölçer, keser, düzeltir.
Bugün Avrupa’da “özel üretim” diye aylar süren işler,
İnegöl’de birkaç günde ayağa kalkıyorsa, bu tesadüf değildir.
Ama dürüst olalım.
Aynı imalatta şunu da görüyorum:
Plan çoğu zaman kafada.
Dokümantasyon yok denecek kadar az.
Standartlar kişiye bağlı.
Tasarım ise çoğu zaman “sonradan eklenen” bir detay.
“Önce satalım, sonra bakarız” cümlesi hâlâ çok tanıdık.
Bu refleks bizi çevik tutuyor ama büyütmüyor.
Ayakta kalıyoruz ama ileri gidemiyoruz.
Fuarda Gördüklerim
Fuara geçtiğinizde sahne değişiyor.
Standlar şık.
Işıklar doğru ayarlanmış.
Ürünler gerçekten güzel.
Ama sohbet ilerledikçe aynı sorular geliyor:
“Bu ürün neden bu kadar uygun?”
“Tasarım size mi ait?”
“Devamı var mı, yoksa tek seferlik mi?”
İşte burada duraksıyoruz.
Çünkü ürünü anlatıyoruz ama hikâyesini anlatmıyoruz.
Fiyat söylüyoruz ama neden o fiyat olduğunu açıklayamıyoruz.
“Yaparız” diyoruz ama bunu bir sisteme bağlayamıyoruz.
Fuarda fark ettiğim en net şey şu oldu:
İnegöl mobilyası çoğu zaman rakipleriyle değil,
kendi potansiyeliyle yarışıyor.
En Büyük Çelişki
İmalatta müthiş bir üretim gücü var.
Ama fuarda bu gücü temsil etmekte zorlanan bir dil…
Bu bir kalite meselesi değil.
Bu bir anlatı meselesi.
Bir konumlandırma, bir vizyon meselesi.
Çünkü biz hâlâ:
• Ürünü konuşuyoruz, markayı değil
• Fiyatı konuşuyoruz, değeri değil
• Bugünü konuşuyoruz, yarını değil
Oysa dünya başka şeyler soruyor:
“Bu firma beş yıl sonra da burada olacak mı?”
“Bu ürün bir çizginin parçası mı?”
“Bu markanın bir duruşu var mı?”
İnegöl İçin Küçük Bir Not;
İnegöl mobilyası küçümsenecek bir hikâye değil.
Ama kendi gücünü hafife almakta da ustayız.
İmalattan fuara giden yol sadece kilometreyle ölçülmez.
Asıl fark zihniyette başlar.
Üretimle övünmek yetmiyor.
Onu tasarımla, sistemle ve anlatıyla desteklemek gerekiyor.
Bu şehir çok daha fazlasını yapabilecek kapasitede.
Yeter ki aynı ürüne bir de dışarıdan bakmayı öğrenelim.
Son Söz
Ben üretimde ter döken ustaya da inanıyorum.
Fuarda ürünü anlatmaya çalışan firmaya da.
Ama artık kendimize karşı dürüst olma zamanı.
İnegöl mobilyası sadece iyi üretmekle yetinmemeli.
Çünkü dünya artık şunu alkışlıyor:
Sadece iyi üreteni değil,
ne yaptığını bilen ve bunu anlatabileni.
Ocak 2026 İstanbul Mobilya Fuarı’na katılacak tüm firmalara not:
“Fuar, sadece ürünlerin değil, zihniyetlerin de sergilendiği yerdir.”
18.01.2026
Ercan ÇİĞDEM