Şinasi’nin batıdan getirdiği yeni edebiyatın fikir babası oluşu, Namık Kemal'in coşkun bir yürekle meydanları dolduran kalabalıkları coşturacak kaside formatında yazdığı hürriyet şiiri çok etkileyici gelmişti.
O güne kadar paşalara padişahlara methüsena düzmek için aruz ölçüsü ve beyitlerle yazılan kaside şimdi bir kavrama yani “Hürriyet'e” övgü dolu sözler yazılarak Osmanlı toplumunu edebiyatla yönlendirmek istediğini düşündü.
“Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım.” dizeleri henüz yazılmamıştı. Ama Tanzimat şairi Namık Kemal, tezat sanatının çarpıcı anlatımını kullanarak hürriyetin esiri olarak özgürlüğe kavuştuğunu haykırıyordu.
Şiir varsa edebi sanatlar da vardır kafiyeler redifler de vardır düşüncesi ile klasisizm ve romantizmin hakim olduğu ve sanatın toplum için yapıldığı Tanzimat döneminden Namık Kemal'in “Hürriyet Kasidesini”; Servet-i Fünun’dan Tevfik Fikret'in “Yağmur” şiirini, Fecri atiden Ahmet Haşim’in “Merdiven” şiirini, Cumhuriyet döneminden Faruk Nafiz’in “Sanat” isimli şiiri üzerinde yarım kafiye, tam kafiye, zengin kafiye ile redifler üzerinde çalıştı. Teşbih, teşhis, tezat, tenasüp, tekrir, mübalağa gibi bazı edebi sanatları hatırladı.
Sanat, sanat içindir ile sanat toplum içindir anlayışını dönemlere göre ayırdı. Sanatı toplum için yapan Tanzimatçılar ile sanat için sanat anlayışıyla şiir yazan Servet-i Fünun ve Fecri Âticileri de sınıflandırdı. Edebiyatın toplum üzerindeki ilişkisinin üzerine kafa yoruyordu.
Tanzimat 1. Dönem, Tanzimat 2. Dönem, Serveti Fünun Dönemi, Fecr-i Âti Dönemi, Milli Edebiyat Dönemi, Cumhuriyet dönemi şiirinin özelliklerini ve şairlerini nasıl ezberleyeceğini bilemiyordu.
Ama kitaptaki örnek metinleri inceleyerek sanatçıları dönemlerinde eserleriyle beraber ezberlemeye çalıştı. Namık Kemal'i Tevfik Fikret’i, Ahmet Haşim’i, Cenap Şahabettin’i, Abdullah Hamit Tarhan’ı düşündü Yahya Kemal ve Mehmet Akif Ersoy zaten bağımsız şairlerdi.
Ama Mehmet Emin Yurdakul Ömer Seyfettin’in Selanik’te çıkardığı Genç Kalemler dergisinden sonra oluşan Milli Edebiyat akımı tesiriyle yazan bir şairdi.
Bunca zamandır üniversiteye hazırlanma gayretiyle çözdüğü denemelerin ilk konusu olan kelime ve kelime gruplarının anlamını çalışırken kitaptaki metni anlama ve çözümleme sorularının ilkine odaklandı çünkü kelimenin anlamı tahmin etmek kolay olduğu kadar yaratıcı olabiliyordu
Liseli genç, edebiyat sınavını derste daha dikkatli dinleseydi bu kadar zorlanmayacağını daha yeni anlıyordu.
Ufak ufak ne kadar çok konu birikmişti. Sınavdan önce bütün gücüyle çalışacak sınav saati geldiğinde önüne bırakılmış kağıda bir göz atıp adını soyadını yazarken en içten samimiyetiyle “Rabbi yessir”i okuyacaktı.
Aklına, Temel’in fıkrası geldi. Kürsüye çıkan Temel, “buraya gelene kadar konuşacaklarımı bir ben biliyordum, bir de Allah biliyordu.
Ama şimdi sadece Allah biliyor!” diyerek ne konuşacağını unuttuğunu söylemeye çalışmış. Liseli genç, kendisi ile Temel arasında bu kadar benzerlik olacağını daha önce hiç düşünmemişti.
AHMET TAŞTAN