Hayat üç aşamadır.
Gençlik, Çalışma ve Emeklilik
Gençlikte zaman ve enerji var.
Hayaller büyük ama imkanlar küçüktür.
Çalışma yıllarında;
Enerji ve para var.
Ama sürekli bir yoğunluk ve koşuşturmaca var. Zaman azdır.
Emeklilik yıllarında;
Zaman ve para var.
Fakat sağlık elverişsizdir.
Eksik parçanın peşinde bir ömür koşarız.
Hayat, bize her şeyi aynı anda sunmuyor.
Hep bir şeyler eksik, hep bir şeyler yarım kalıyor.
Peki, bu paradoksun içinde mutlu olmanın bir yolu yok mu?
İşte tam burada İnegöl’ün manevi mimarlarından ve değerlerinden Abdülvasih Duran Hoca’nın bir reçetesi var.
“Anı yaşayın.
Şikâyet merkezli olmayın.
Şükür merkezli olun.”
Mutluluk, şartlar tamamlanınca gelmez.
Şartların içinde fark edilince gelir.
Mutluluk, elimizde olmayanın yasını tutarak değil, elimizde olanın tadına varmaktır.
Şikâyet etmek; sahip olduğumuz "an"ın bereketini kaçıran bir hırsız gibidir.
Hayat, "keşke”ler ile doldurulamayacak kadar kısa, "iyi ki"ler ile süslenecek kadar değerlidir.
Dün çoktan bitti.
Yarın ise çok geç.
Elimizde kalan tek gerçek,
Şu "an" dır.
Hayat, şikâyetle ağırlaşır.
Şükürle hafifler.
Abdülvasih hoca reçetesini şu hadisi şerifle mühürlüyor.
Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini bilin;
1-Ölüm gelmeden önce hayatın,
2-Hastalık gelmeden önce sağlığın,
3-Meşguliyet gelmeden önce boş vaktin,
4- İhtiyarlık gelmeden önce gençliğin,
5-Fakirlik gelmeden önce zenginliğin.
Selam ve dua ile...