Tarihin Kırılma Noktası: Sadrazam Karamânî Mehmed Paşa, Fatih’in ölümünü gizleyerek Karaman Sancak Beyi Şehzade Cem’e haber uçurmuştu.
Ancak Anadolu Beylerbeyi Sinan Paşa bu planı bozarak elçiyi yolda tutuklattı ve durumu derhal İstanbul Muhafızı İnegöllü İshak Paşa’ya bildirdi.
Bu kritik istihbaratı alan İnegöllü İshak Paşa, adeta bir satranç ustası gibi hamlelerini yaptı. Bir taraftan Amasya Sancak Beyi Şehzade Beyazıt’a ulaştırılmak üzere "Keklik Mustafa" isimli sadık haberciyi süratle yola çıkarırken, diğer taraftan İstanbul’da asayişi sağlamak adına Şehzade Beyazıt’ın oğlu genç Şehzade Korkud’u geçici olarak tahta çıkardı.
Saray erkanı da Şehzade Korkud’a biat ederek olası bir kaosun önüne geçmiş oldu. Keklik Mustafa, Amasya’ya ulaştığında Şehzade Beyazıt hiç vakit kaybetmeden yola koyuldu.
İnegöl coğrafyasının kalbi olan tarihi Mezid-Posta Yolu’nu kullanarak yıldırım hızıyla İstanbul’a ulaştı. İstanbul’a adım atar atmaz Yeniçeri ordusunun himayesinde tahta çıkan Sultan II. Beyazıt, kendisine bu sadakat köprüsünü kuran İstanbul muhafızı ve sadaret kaymakamı İnegöllü İshak Paşa’yı ödüllendirerek onu ikinci kez sadaret makamına getirdi.
İnegöllü İshak Paşa’nın ikinci sadaret dönemi 1481-1483 yılları arasında, yaklaşık iki yıl sürdü. Ancak devlet ricali arasında baş gösteren huzursuzluklar ve siyasi çekişmeler, Sultan II. Beyazıt’ı radikal kararlar almaya zorladı.
Edirne’de gerçekleştirilen son derece özel ve gizli bir zirvenin ardından, devletin üst yönetim kadrolarında geniş çaplı bir tasfiye harekatı başlatıldı. Bu operasyon neticesinde İnegöllü İshak Paşa da sadrazamlık görevinden azledilerek yeniden Selanik Valiliğine gönderildi.
1487 yılına kadar Selanik Valiliği görevini başarıyla sürdüren İshak Paşa, hayatının son günlerini de bu şehirde sükunet içinde geçirdi.
Vefat ettiğinde ise doğup büyüdüğü, adını aldığı topraklara sadakatini gösteren o meşhur vasiyeti yerine getirildi: Cenazesi Selanik’ten alınarak İnegöl’deki kendi yaptırdığı caminin haziresine defnedildi.
Bugün İnegöllü İshak Paşa; Ankara, Çankırı, Kütahya, İnegöl, Bursa, İstanbul, Edirne, İzmir/Kemalpaşa, Dimetoka ve Selanik gibi geniş bir coğrafyada bıraktığı sayısız hayrat ve vakıf eseriyle anılmaktadır.
Geride Halil Bey, Şâdî Bey, Mustafa Çelebi, Pîrî Çelebi ve İbrahim Bey adında beş oğul ile Hafsa ve Fahrünnisâ adında iki kız evlat bırakan bu büyük devlet adamı, hem İnegöl’ün hem de koca bir imparatorluğun hafızasında silinmez izler bırakmıştır.
MURAT ALTIN