Ah be Ahmet Hocam ben sana demedim mi? O liseli gençlerden iş çıkmaz diye. Tamam içinden sanki ulvi bir ses “bu işi o yapabilir” diye sana ilham edilmiş olabilir (ki aslında böyle bir şey yok, sadece anlık bir söyleyiş biçimine dayanarak onun ismini zikrettiğini biliyorum) ama yapmak istemiyor işte?

Artık sen de vazgeçtin. Çünkü bütün çabalarına, yol göstermelerine karşı kabul etmedi. Hem konuşma yapmayı hem de hikayenin içinde fısıldadığın gibi bu konuda bir gayrete girmeyi.

Seninki de biraz nefsini tatmin etmek değil mi sayın hocam. Yani milletin karşısına geçip etkili konuşmalar yapmak istemeyen birini, ikna edersem, yaptırabilirim diye düşündün. Evet, yıllar önce öğrendiğin bir NLP prensibi daha kullanmak istedin: “Biri bir şey yapıyorsa sen de ayapabilirsin.”

Ama bu prensip, bu kural herkes için geçerli olmayabilir değil mi? Sen sert bir kayayı parçalamaya çalıştın! Yüce dağları aşmak için kolları sıvadın ama olmadı.

Liseli bir genç için yazdığın hikaye belki onu mutlu etti ama “istemiyorum hocam” diye bir WhatsApp mesajı alınce bir anda bütün paylaşımlarını sildin. Hatta ki inşallah öyle yapmazsın yoksa liseliyi gözden çıkaracaksın.

Ne olacak şimdi? Hiçbir şey olmamış gibi devam etmekten başka yapacağın bir şey yok. Eğer senin dediğin gibi olsaydı hem sen kazanacaktın hem de liseli genç. Ama şimdi hem sen kaybettin hem liseli.

Bak sayın hocam biliyorum, zihnin bu sorunun cevabını arıyor. Çalışabilirdik, yapabilirdik ama onu bile istemezler niçin? Bu sınıftaki gençler seni sevemedi be hocam. Hala onların kafalarında sanki eski edebiyat hocalarının muhabbeti var. Bu okuldaki yayılmış seninle alakalı yanlış bir algı olabilir. Ya da bu liselinin ailesi ile alakalı ya da fikir dünyası ile alakalı bir ipucu olabilir. Ama bunların hepsi sadece zan ve boş ver.

Öyle değil mi Ahmet Hocam.. Biraz yolundan/huyundan gitseydi, biraz konuşma çalışmaları yapsaydınız sonra yapamayacağını kendisi de sen de görseydin, gönlün mutmain olurdu. Ama şimdi sadece toprağın altına gömülmüş bir başarı var ortada. Her şeye rağmen kendini değerlendirmelisin.

Bazen öğrenciler öğretmenleri ile birlikte özel çalışma yapmayı fırsat bilirler. Ama bazen de bu iş yarım kalır. Sana teselli olarak söyleyebileceğim bir şey varsa o da “niyetinin sevabını” aldığını varsay gerisi takdir-i ilahi. Takdir tedbiri yok eder demişler. Hem sadece bu değil ki bir şeyler paylaşmak istediğin kaç tane öğrenci geldi geçti şu öğretmenlik hayatımda. Bunu da onların listesine yazıver.

Ama bir şey itiraf edeyim sayın Ahmet Hocam iyi bir yazıydı. Kurgusuyla, betimlemesiyle, olayların akışıyla, dili ve üslubuyla dört başı mamur bir yazı. Yazdın, düzenledin, kahramanıyla paylaştın, yapay zekanın yorumuyla dinledin; daha ne olsun. Şimdi kitabı son sayfasını çevir ve noktayı koy. Üzülmene gerek yok. Şimdi, yarın bir gün gideceksin okula, iddiaya girdiğin öğrencinin yanında diyeceksin ki: “Maç bitti, sen kazandın. Fakat henüz neyi kaybettiğimizin farkında değiliz ama...”

Liseli arkadaşı da üzme, o arkadaşı yapmasın diye uğraşmadı sadece “arkadaşını iyi tanıdığını” ortaya koydu. Belki sadece sen, onun dersteki başarılarını o alanda da yapabilire evirmek istedin.

Sen yoluna onlar yoluna sayın hocam, bu maç biter... 90 + artılarda da olsa bu maç bitti. Önümüzdeki maçlara bakacağız artık.

AHMET TAŞTAN