Yas tutmak ve bir yas sürecinden geçmek, çoğu insanın hayatında en az bir kez deneyimlediği bir durumdur.
Bir yakının vefatı, deprem gibi doğal afetler, hatta yeni bir işe başlamak ya da başka bir yere taşınmak bile bir tür kayıp hissini ve beraberinde yas sürecini doğurabilir. İnsanlar, varlığına ve hayatında oluşuna alıştığı bir kişinin ya da bir durumun vedasına hazırlıksız yakalanabilir.
Yas süreci her birey için farklı bir kayıp sonrasında ortaya çıkabilir ve herkes için aynı anlamı taşımayabilir. Bazı kişiler kendilerini yoğun bir ruhsal sıkıntının içinde bulurken, bazıları bu süreci daha sessiz ve dışarıdan fark edilmeyen bir şekilde yaşayabilir.
Gözyaşı dökmemek, yas tutulmadığı anlamına gelmez. Yasın doğal bir şekilde yaşanması önemlidir. Yaşanan kaybı inkâr etmek, bastırmak ya da hiç olmamış gibi davranmak uzun vadede psikolojik zorluklara yol açabilir.
Psikolojide yas süreci sıklıkla beş aşamalı model ile açıklanır. Ancak burada önemli bir noktayı vurgulamak gerekir: Bu aşamalar her zaman sırayla ve herkes için aynı şekilde ilerlemez. Kişi bazı aşamaları yaşamayabilir ya da aşamalar arasında gidip gelebilir.
İnkâr: Kişi yaşanan kaybın gerçekliğini kabullenmekte zorlanabilir. Özellikle ani kayıplarda yaşanan şok, “Bu gerçek olamaz” düşüncesini beraberinde getirebilir.
Öfke: Kişi kaybın ardından öfke, isyan ve haksızlık duyguları yaşayabilir. “Neden ben?” sorusu sıkça gündeme gelebilir. Bu öfke bazen kaybedilen kişiye, bazen kendine, bazen de hayata yöneltilebilir.
Pazarlık: Bu aşamada kişi, kaybı geri alabilme umuduyla içsel pazarlıklar yapabilir. “Keşke daha farklı davransaydım”, “Şöyle yapsaydım belki böyle olmazdı” gibi düşünceler sık görülebilir.
Depresyon: Kaybın kalıcı olduğu gerçeği daha net hissedilir. Yoğun üzüntü, içe çekilme ve boşluk hissi görülebilir. Bu süreçte sosyal destek büyük önem taşır. “Artık unut” ya da “Hayat devam ediyor” gibi ifadeler kişinin acısını küçümsemek anlamına gelebilir.
Kabul: Kabul, unutmak ya da üzülmemek anlamına gelmez. Kişi kaybın gerçekliğini kabul eder ve yaşamını bu yeni durumla birlikte sürdürmeyi öğrenir. Anıları yaşatmak, fotoğraflara bakmak ya da mezar ziyareti yapmak iyileştirici olabilir.
Sevginin bedeli yas olabilir. Hayatımızda değişim kaçınılmazdır; her kayıp ve her bitiş, bir dönüşümü de beraberinde getirir.
Değişimler sancılı olabilir. Ancak bu sancı çoğu zaman kişinin kendini yeniden inşa etme sürecinin bir parçasıdır. Nitekim Viktor Frankl’ın da ifade ettiği gibi, “İnsanın elinden her şey alınabilir; ancak bir şey asla: Koşullar ne olursa olsun tutumunu seçme özgürlüğü.”
Psikolog & Aile Danışmanı Zehra Durmuş