Telefonumuzun çekmediği, elektriğin olmadığı, internetin hayal olduğu, haberleşmenin ancak birilerinin gidip gelmesi ile mümkün olduğu bir yerdeyiz.

Sudan’ın başkenti Hartum’dan sekiz saat uzaklıkta Kuzey Kordofan eyaletinde, çölün ortasındayız.

Gündüzleri 50 dereceyi aşan, insanın nefesini kesen o kavurucu sıcaklık, güneş batınca yerini kemikleri sızlatan bir ayaza bırakıyordu. Gökyüzü, daha önce hiç görmediğim kadar yıldızlarla doluydu. yıldızlar çok yakınımızda görünüyordu.

O gece, kumların üzerinde yatarken,
İlk defa kendimle bu kadar baş başa kaldım.
Zihnim çok berrak ve net idi.
Ay bir kandil gibi her tarafı aydınlatıyordu.

Sıcaklık o kadar kavurucuydu ki,
insanlar saat 11 ile 6 arasında pek dışarı çıkmıyordu.

Okullar; ikindiden sonra bir ağacın gölgesinde başlar, karanlık çökünce de çalı çırpı toplanıp yakılarak ışık elde ediliyordu. Ve o ışık ile gece yarısına kadar dersler devam ediyordu.

Orada, hayatında hiç kitap kapağı açmamış, okuma yazma bilmeyen; kumun, rüzgarın ve zamanın dilini çözmüş bir kabile lideriyle tanıştım.
Hayatın anlamı üzerinde Uzun uzun konuştuk.

Ateşin başında, yüzündeki her bir çizginin ayrı bir hikaye anlattığı o adam, hayatın özetini sadece dört cümleyle önüme serdi.

"Son duruşun gasilhanede,

Son evin toprağın altında,

Son aracın cenaze aracı,

Son giysin kefen olacak."

Bu sözleri söylediğinde, bende çölün sessizliği daha da derinleşti.
okuma yazma bilmeyen bir adamın dudaklarından dökülen bu cümleler en saf hakikatti.

Anladım ki;
medeniyet dediğimiz o karmaşa, bizi ölümden değil,
ölümü düşünmekten uzaklaştırıyor.

Çölün ortasında ki o köylü, diplomaların veremediği bir idrakle bana şunu hatırlatmıştı:

Hayat, o son giysinin içine girmeden önce, üzerine ne giydiğinle değil, içine ne koyduğunla ilgiliydi.

Şimdi şehirlerin ışıklarına, telefonların bitmek bilmeyen bildirimlerine geri döndüm.
Ama ruhumun bir parçası o çöl gecesinde ki
o ateşin başında kaldı.

Dikkat dikkat !!!
Bu bir Son çağrıdır:

Gasilhanede beyaz elbise ile vereceğimiz son pozdan sonra,
Cenaze aracımıza binerek,
toprağın altında bulunan evimize varmak üzereyiz.

İlgililere duyurulur...

İlhan TATLI