Şiddet; bir kişinin ya da gurubun başkalarına, fiziksel, cinsel, psikolojik ya da ekonomik açıdan zarar vermesi, acı çektirmesi veya bu durumun tehdidini oluşturması anlamına gelmektedir. Sağlıklı bir ruh halinde olan kişiler insanlarla iletişim kurarak sorunlarını çözerken öfke kontrolü olmayan, ruh hali karmaşık kişiler ise şiddete başvurmaktadırlar.

Peki, insanlar neden şiddete meyleder? Çoğu zaman daha da kötü bir sonuçla karşılaşacağını bile bile neden kendisini uçurumdan iter? Elbette bu sorunu tek bir sebeple açıklamamız mümkün değildir. Arka plana baktığımızda sebepler silsilesi karşımıza çıkmaktadır.

Kimi zaman öfke kontrolü olmaması, empati eksikliği, özgüvenden yoksun olma, ruhsal rahatsızlıklar sebep olurken kimi vakit; ailede şiddete maruz kalma veya tanık olma, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı ve sosyal platformlarda şiddetin normalleştirilmesi gibi sebeplerden kaynaklanmaktadır.

Günümüz dünyasında toplumun değerlerden uzaklaşması, çocuğun ailede kişinin iç dünyasını güzelleştirip dizginleyen ahlakla yetiştirilmemesi, bebeklikten itibaren her istediğinin yapılıp şımartılması, “hayır” kavramından uzak tutulması, bencilce bir hayat tarzının sunulması da en önemli nedenlerdir.

Modern çağ, teknolojik kolaylıklar sağlarken, insanlar her şeye kolay ulaşıp zorluktan kaçarken, dijital sahalar ise şiddet içerikli film, oyun gibi çalışmalarla gençlerimizin zihnini kirletmektedir. Çağdaş olmanın ailenin yok olması, bireyselleşmek, her istediğini dilediğince ve sınırsız yapmak olduğunu aşılamaya çalışan bulanık zihniyet, türlü oyunlarla amacını gerçekleştirmek için çalışmalar yapmaktadır.

Erkeğin gücünün fiziki kuvvetinde olduğunu sananlar ne kadar yanılmakta ise kadının varlığının para kazanmakta olduğunu vurgulayan akıl da o kadar saçmalamaktadır. Yozlaşma o kadar normalleşmiş durumdadır ki kadın ve erkek kendi olmaktan çıkmış; kadınsı erkekler ile erkeksi kadınlar türemiştir.

Bu durum aile kurmayı da zorlaştırmakta, zar zor kurulan aileler de ise rol karmaşası yüzünden, fiziksel ve psikolojik şiddet artmaktadır. Anne- babanın çoğunlukla dışarıda, para kazanma derdinde olduğu bu ailelerde ise çocuklar TV, tablet, dijital oyunlarla yetişmektedir.

Anne ve baba terbiyesinden mahrum olan evlatlar, sevgi ve merhamet duygularından mahrum kaldıkları yetmezmiş gibi “ sürekli bir silahlı çatışma, gücü olan kazanır, sıra dışı olmak trend, istediğinde yapmakta özgürsün, sen harikasın”, şeklindeki mesajları olan sosyal medya kanallarının beyinlerinde oluşturduğu hasarlarla büyümektedirler.

Aslında şiddetin yaygınlaşmasına sebep olan özellikler, bir yapbozun parçası gibi şekillenmekte, tedbir alınmadığı, nerede hata yapıldığı sorulmadığı müddetçe de yaygınlaşmaktadır. Suçun faturasını sadece belli bir güruha ya da mercie kesmek sorumluluktan kaçmaktan başka bir şey değildir ve maalesef bu hal devam ettiği sürece şiddetin kesilmesi de mümkün değildir.

Toplum olarak her bir bireye düşen vazife bulunmakta özellikle de gençlerimizi yetiştiren anne- babaya çok iş düşmektedir. Evlatlarımızın bizlere birer emanet olduğunu unutmadan, insani özelliklerle donatmak, ahlaki değerlerle yetiştirmek, teknolojinin faydalı alanlarını kullanan ancak dijital dünyanın kurbanı olmayan çocuklar olmalarını sağlamak için canla başla çalışmak zorundayız.

Ebeveynler evde güzel bir ortam sağlarken ekran da seçici olmalı, kendileri de gençlere örnek davranışlar göstermelidir. Aileden hemen sonra ise eğitim camiasına, öğretmenlere, Milli Eğitim Bakanlığına, devlet kademesindeki yetkililere düşmektedir.

El birliği ile şiddeti kaynağından kurutmak toplum olarak her birimizin amacı olmalıdır. Ne gençlerimiz değersiz, ruhsuz, hissiz bir sanal dünyanın robotlarıdır, ne de ahlak yoksunu, anlamsız bir hayatın rüzgârında savrulacak yapraklardır!

Şiddet ve korku kültürünün memleketimizin en taze dimağlarını perişan etmesine, yüreklerimize ateş düşürmesine izin vermemek için mücadele etmek zorundayız vesselam…

Sözün özü; “ Çocuklarınızı terbiye etmeye çalışmayın. Zira zaten size benzeyeceklerdir. Kendinizi terbiye edin, yeter!”

( İbn-i Haldun)

Sevda ÇEVİK