Karacahisar Türklerin elindeyken tekrar Rumların eline geçmiş ve Karacahisar Teküru ile İnegöl Teküru Kulacahisar’ın intikamını almak için beraber Osman Bey’in üzerine yürümüşlerdir.

1288 yılında İkizce (Domaniç) zaferi sonrası Karacahisar önlerine gelen Osman Bey, 50 yıl kadar önce babası tarafından işgal edilmiş olan kaleyi Rumlardan aldı ve beyliğinin merkezi yaptı.

1299 yılında Osman Bey’in fetih politikasında değişiklik oldu ve o güne kadar Eskişehir Bilecik arasındaki haraçgüzâr Rumlarla ve Bilecik teküru ile arasını iyi tutan ve hem bölgede tutunmak hem de Germiyan saldırılarını önlemek için bunu gerekli sayan Osman Bey gözünü bu bölgeye dikti.

Bu politika değişikliği muhtemelen Eskişehir tarafında güçlenmesi ile ilgili olduğu gibi Köprühisar Tekürunu itaat altına aldıkları olayda bölge tekürlarının zayıflığını anlamış olması ile de ilgilidir.

Osman Bey bu sırada, Bilecik teküru ve rum halkı ile iyi geçinilmesi politikasının devamında ısrar eden amcası Dündar Bey ile görüş ayrılığına düştü ve bu durumu savaş ve egemenlik haklarına karşı gelme olarak görüp onu öldürdü.

1299 yılına doğru savaş alanını batıya yani Bilecik-Yenişehir hattına taşıdı. Bilecik’in fethi sonrası beylik merkezini Bilecik’e ve uç merkezini Yenişehir’e taşıması daha sonraki hedefleri gösterme adına önemlidir.

Osman Bey’in ilerleyişinde kendisinin ve ordusunun kahramanlıklarının yanında tekürlerin aralarındaki bağın gevşekliği de etkili olmuştur. Nitekim Harmankaya tekürü Mihail (Köse Mihal ya da Mihal Gazi) ile Osman Bey arasındaki ilişki buna örnek gösterilebilir.

Osman Bey, Mudurlu taraflarına kadar uzanan seferini Harmankaya tekürü ile yaparken; Bilecik’in fethi hadisesinde de kendisine kurulan tuzağı Mihail sayesinde öğrenmiştir.

Diğer yandan Uluabat Bizans beyinin, Kite komutanını Osman Bey’e teslim etmesi ve karşılığında Osmanlı askerlerinin Uluabad köprüsüne adım atmayacaklarına dair antlaşmada tekürlerin kendi çıkar ve güvenliklerini ön planda tuttuklarının ve birlikte hareket etmediklerinin göstergesidir.

OSMANLI İDARESİNDE İNEGÖL

1530 tarihli muhasebe defterine göre Hüdâvendigâr’a bağlı İnegöl Kazasında 55 köy 17 çiftlik bulunmaktadır. Toplamda 667 hane bulunmaktadır. 223 mücerred ve 376 da muaf görülmektedir. Kazanın toplam hasılatı 327.

995 kuruş olup; Beypazarı, Sivrihisar ve Yenişehir gibi kazalara göre geliri az olmakla birlikte orta sıralarda görülmektedir. Çeltik ekiminin olduğu dikkati çeker.

İnegöl’ün köylerine baktığımızda Murad Hüdâvendigâr’ın has arazisi olan 4 köy, Selâtin Evkafından 9 köy, Amme Evkafından 17 köy, Eşkinci Evkafından 3 köy ve tımar 18 köy bulunmaktadır.

Amme Evkafı köylerden olan köylerin ekserisi Hamza Bey ve Bayezid Paşa’ya ait köylerdir ve Bursa’daki eserlerine vakfedilmişlerdir.

Bunların ilki Alâmüddin Karyesi olup, Ömer Lütfi Barkan tarafından günümüzdeki Hamza Bey Köyü olabilir şeklindenot düşülmüştür. Sultan Murad Hüdavendigar tarafından Hamza Bey’e temlik edilen bu köy, Bursa’da bulunan Hamza Bey İmaretine vakfedilmiştir.

Tahrir defterinde yer alan ve günümüz Bilal Köyü olan Bilaloğlu Karyesi, Ahi46 ve Kuzca-Yaylağı Karyesi karyesi de aynı şekilde temlik edilip Bursa’daki imarete vakfedilmiştir.

Günümüz Halhalca Köyü deftere Helalca şeklinde kayıtlı olup Bayezid Paşa’nın mülküdür. Köy Bursa’da yaptırılan medresesine vakfedilmiştir. Karalar Karyesi de aynı medreseye Bayezid Paşa tarafından vakfedilmiştir.

Her iki köy de Savcı oğlu Selim Bey tarafından satılmışlardır. İl-Arslan Karyesi de Bursa’daki medresesine vakfedilen köylerdendir. Alici ve Dömez karyeleri ise Bayezid Paşa’nın oğlu İsa Bey mülkü olup Bursa’daki imaret ve medresesine vakfedilmişlerdir.

Son olarak Kulaca Karyesi, Savcı oğlu Süleyman Bey mülkü olup kızı Hadice Hatun tasarruf etmiştir. Hadice Hatun burayı hergün 6 cüz Kuran okunmak kaydı ile vakfetmiştir.

Öncelikli olarak babası ve annesinin Bursa Kükürtlü mevkiisindeki türbelerinde okunmasını ve yine biri kendi, diğeri kocası Mehmed Bey ile kızları Fatma ve İl-aldı Hatun için okunmasını şart koşmuştur.

Yrd. Doç.Dr. Refik ARIKAN

Uluslararası İnegöl Tarihi ve Kültürü Sempozyumu-1