Humann’in verdiği bilgiye göre, o tarihte (1882 yılı) Kurşunlu 2000, Yenice Müslim 250, Süpürtü 200 ve Kulaca 600 Türk nüfusa sahiptir. 26-27 Haziran 1902 tarihinde İnönü’den gelerek Tekkedere üzerinden
İnegöl’e seyahat eden Alman coğrafyacı Alfred Philippson, İnegöl ve çevresiyle ilgili gözlemlerini 1913 yılında kitap şeklinde yayınlamıştır (Resim 4).
Philippson 760 m rakımda bir yörük köyü olan Tekkedere civarında tabiatın nasıl değiştiğini şu şekilde anlatır:
“Bu coğrafyada su zengini dereler akmakta ve değirmenleri döndürmektedir, yeşermiş tarla ve çimenliklerden oluşan yoğun bir bitki örtüsüile gündüz vakti dağlarda asılı duran bulutlar çok hoş bir manzara sunarlar. Sayılan bu özellikleriyle karşımızdaki bu coğrafya kurak ve güneşin kavurduğu İç Anadolu steplerinden tamamen farklı özellikler gösterir”.
Alfred Philippson gezdiği yerlerin özellikle jeolojik özelliklerinden de bahsetmektedir: yazarın ifadesine göre, Tekkedere civarındaki sıradağlar klorit veşistik kayaçtan oluşur.
Bu dağlar çam, kayın tek tük köknar ağaçlarından oluşan ormanlarla kaplıdır. Bodur çalılık kısımlarda ise gürgen ağaçları ve diğer yapraklı türler bulunmaktadır.
Philippson Tekkedere’den sonra Alagün Yaylasına (Philippson’da “Alagünjailassi”) ve oradan da 966 m rakımlı sırttan geçerek Mescid (Philippson’da “Mesdjid”) köyüne ulaşır.
Philippson bu civarda çok sayıda Çerkez köyü ve tarım yapılan teraslar gördüğünden bahsetmektedir. Mescid köyünden itibaren meşe ormanlarından ve klorit ve mor şistik kayaçlı tepelerden geçerek bir çerkez köyü olan 440 m. rakımlı Osmanlı’ya gelir.
Daha sonra batıya doğru Türkler ve Arnavutların yaşadığı Karacakaya köyü (Philippson’da“Karadjakaja”) vardır; bu köyün yakınından güneydeki Domaniç dağından gelen büyükçe bir dere akmaktadır.
Daha sonra çerkez köyü Rüştiye (Philippson’da“Ruschedje”) ve, Türkler, Çerkezler ve diğer muhacirlerin yaşadığı 356 m. rakımlı Yeniköy (Philippson’da“Jeniköi”) vardır.
Bu bölgedeki vadinin İnegöl düzlüğüne açıldığı yerde yeşil şistik yapıdaki yamaçtan Çitli (Philippson’da“Tschitli”) maden suyu çıkmaktadır. Burada Avrupa standartlarında yapılmış bir dolum tesisi bulunmaktadır ve bu tesissayesinde Bursa ve İstanbul’da çok tüketilen kaliteli bir suyun ihracatı geliştirilebilmiştir.
Alfred Philippson ve ekibi Çitli köyü yakınında ovaya iner veMursal-Su üzerindeki bir köprüden geçerek Eskişehir – Pazarcık –Bursa şosesine ulaşırlar ve sonrasında bu şoseyi İnegöl’e kadar takip ederler.
Bu bölgedeki ovada hububat, mısır ve meyve ağaçları ekilidir. Bu bölgenin güneyinden ise yüksek Domaniç sıra Dağı geçmektedir. Bu sıra dağovayı batıda sınırlayan Olympos dağına (Uludağ) kadar uzanır. Olympos dağına kuzey taraftan alçak bir boğaz bağlanmaktadır ve bu boğaz İnegöl ve Bursa ovalarını birbirinden ayırır. /DEVAM EDECEK)
Uluslararası İnegöl Tarihi ve Kültürü Sempozyumu-1
Prof. Dr. İbrahim Hakan MERT