Ne zamandır hep yazmak istedim.
Fakat her seferinde vazgeçtim.
Belki mahalle baskısından,
Belki aynı mahallede olduğumdan…
Eleştirileceğimi de biliyorum.
Ama yazmam gerektiğini de biliyorum.
Bugün tüm cesaretimi topladım ve yazmaya karar verdim.
Sesim bir yerlere ulaşır mı bilmiyorum ama belki bir umutla…
Hutbelerde, vaaz kürsülerinde sık sık namazın önemi anlatılıyor.
Namazın önemini kılanlara tekrar tekrar anlatmak neyi değiştiriyor?
Peki, bu anlatılar kime?
Camiye gidip namaz kılanlara.
Onlar zaten namazın önemini bildikleri için,
camiye gidiyor ve namaz kılıyorlar.
Başka bir ifade ile bunun farkındalar ve önemsiyorlar.
Asıl anlatılması gerekenler:
Cami kapısından geçmeyenlere,
Namazı hayatın dışına itmiş olanlara,
Ulaşmak, anlatmak değil mi?
Asıl soru şu
Onlara neden ulaşamıyoruz?
Belki de mesele şudur:
Namazın çağrısı saf tutanlara değil,
Hayatın içinde savrulanlara, yorulanlara, kaybolanlara olmalıdır.
Cami, sadece saf tutanların değil, kaybolanların da yolu olmalı.
sözlerimiz, yalnızca bilenleri teselli etmek için değil,
Öğrenmeye aç olanları davet etmek için söylenmelidir.
Belki de Gerçek davet;
Kapısını çalmadığımız gönüllere ulaşan çağrıdır.
Hakikat, sadece dinleyenlere değil,
Duyması gerekenlere ulaşabildiğinde anlam kazanır.
Diye düşünüyorum.
Selam ve dua ile…