Türkiye'nin uzay alanındaki en büyük atılımlarından biri, insanlı uzay misyonu çerçevesinde yürütülen 'MESSAGE' projesi ile yapılmaya devam ediyor. Bu projede, mikrogravitenin insan genetik yapısı üzerindeki etkileri incelenirken, daha önce tanımlanmamış bazı genlerin keşfedildiği duyuruldu. Uzay biyolojisi konusunda önemli bir adım atan Türkiye, keşfedilen bu genlere isim verecek ve bu alandaki katkılarıyla adını dünyaya duyuracak.

Uzay Biyolojisi: Bilimsel ve Sağlık Alanındaki Önem

Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen "Toplum İçin Bilim Eğitim Seminerleri" kapsamında gerçekleşen "Proje Serüvenim ve Uzay Biyolojisi" başlıklı oturumda, Türkiye'nin ilk insanlı uzay misyonunun bilimsel sonuçları paylaşıldı. TRGENMER Müdürü ve 'MESSAGE' projesinin yürütücüsü Dr. Cihan Taştan, mikrogravitenin insan genetik yapısı üzerindeki etkilerini incelediklerini ve bu çalışmaların sadece bilimsel değil, sağlık ve teknoloji alanlarında da büyük önem taşıdığını belirtti.

Uzayda Genetik Değişim İncelendi

Dr. Taştan, 'MESSAGE' projesi kapsamında astronotların genetik ifadelerindeki değişimlerin mikrogravite koşulları altında incelendiğini açıkladı. Uzayda alınan kan örnekleriyle, Dünya'dan alınan örnekler karşılaştırıldı ve farklılıklar gözlemlendi. Özellikle hücresel yaşlanma ile ilişkili AP2A1 gen ailesinin uzay ortamında baskılandığı ve uzun yaşamla ilişkili genlerin ise ya arttığı ya da stabil kaldığı tespit edildi. Bu da, hücrelerin mikrogravite koşullarında hayatta kalmak ve uzun süre sağlıklı kalmak için kendilerini adapte ettiklerini gösteriyor.

Yeni Keşfedilen Genlere Türk Bilim İnsanları İsim Verecek

12 Mayıs Ankara'da hava nasıl olacak? Ankara hava durumu
12 Mayıs Ankara'da hava nasıl olacak? Ankara hava durumu
İçeriği Görüntüle

Uzayda yapılan araştırmalar sırasında, daha önce tanımlanmamış bazı genlerin keşfi de büyük bir heyecan yarattı. Bu genler üzerinde yapılan çalışmalar özellikle "LOC" ve "miRNA" genleri üzerine yoğunlaşıyor. Dr. Taştan, 2239 miRNA geni üzerinde çalışma yapıldığını ve bunlardan 36'sının uzay şartlarıyla etkileşime girdiğini açıkladı. Keşfedilen bu yeni genlere Türk bilim insanları isim verecek, böylece Türkiye'nin uzay araştırmalarındaki rolü daha da pekişmiş olacak.

Uzayın Yaşlanma ve Beyin Sağlığı Üzerindeki Etkileri

Dr. Taştan, uzay ortamının yaşlanma üzerindeki etkilerini de araştırdıklarını söyledi. Elde edilen veriler, uzayın insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini ortaya koyuyor. Alzheimer, Parkinson gibi nörolojik hastalıklarla ilişkili bazı genlerde de değişiklikler gözlemlendi. Ayrıca, öğrenme ve bilişsel süreçlerle ilgili yaklaşık 250 gen üzerinde de anlamlı değişimler kaydedildi. Bu bulgular, uzayın beyin sağlığı ve öğrenme süreçleri üzerinde etkili olabileceğini gösteriyor.

Türkiye'nin Uzay Alanındaki Geleceği

Dr. Taştan, projede Türk astronotlar Alper Gezeravcı ve Tuva Cihangir Atasever'in de aktif olarak görev aldığını belirterek, deneylerin uygulanabilmesi için astronotların üniversite laboratuvarlarında kapsamlı eğitimlerden geçtiğini aktardı. Uzay görevleri kapsamında alınan kan örneklerinin özel koşullarda saklandığını ve analizlerin Üsküdar Üniversitesi laboratuvarlarında yapıldığını söyleyen Taştan, elde edilen verilerin uluslararası bilim camiası ile paylaşıldığını vurguladı.

Çalışmaların Nature Aging ve Nature Microgravity gibi yüksek etki faktörlü dergilerde değerlendirme aşamasında olduğunu belirten Taştan, NASA ve Avrupa Uzay Ajansı ile işbirlikleri yürüttüklerini de sözlerine ekledi. Türkiye'nin uzay alanındaki görünürlüğünü artırmaktan büyük gurur duyduklarını ifade etti.

Gençler İçin Çağrı: Uzay Teknolojileri ve Biyomühendislik Alanında Kariyer Fırsatları

Dr. Taştan, genç bilim insanlarına da çağrıda bulunarak, özellikle biyomühendislik ve uzay teknolojileri gibi alanlarda kariyer yapmalarını önerdi. Bu alanda araştırmalar yapmak ve staj fırsatlarını değerlendirmek isteyen gençler için önemli fırsatlar olduğunu vurguladı.

Türkiye, uzay araştırmaları ve biyoteknoloji alanında büyük adımlar atarak, dünyadaki prestijli araştırmalara katkıda bulunmayı hedefliyor. Uzaydaki genetik değişimlerin daha iyi anlaşılması, yalnızca insan sağlığı açısından değil, gelecekteki uzay görevleri için de büyük önem taşıyor.

Kaynak: Haber Merkezi