Mobilyanın Konuşmaya Başladığı Yer

İFF 2026 İstanbul Mobilya Fuarı’nı gezerken şunu fark ettim:
Bu yıl stantlar daha parlaktı belki, ama asıl fark ürünlerde değil, niyetteydi.

Türkiye’nin önde gelen mobilya firmalarının katılımıyla gerçekleşen fuar, bu kez yalnızca
“ne ürettik?” sorusunu değil,
“neden ve kimin için üretiyoruz?” sorusunu da masaya koydu.

Ve ister istemez şu noktaya geldik:
Mobilya gerçekten sadece üretilen bir obje mi, yoksa kurulan bir ilişki mi?

Üründen Diyaloğa: Sessiz Nesneler Konuşur mu?

Uzun yıllardır mobilyayı; ölçüsü, malzemesi, fiyatı üzerinden konuşmaya alıştık.
Kaç santim, hangi kaplama, kaç liraya çıkıyor?

Ama İFF 2026’da gördüğüm şey şuydu:
Mobilya artık yalnızca durduğu yerde var olan bir şey olmak istemiyor.

Bugün iyi tasarlanmış bir mobilya;
• Kullanıcının yaşam alışkanlıklarını okuyor,
• Mekânın ruhuna göre şekil değiştiriyor,
• Teknolojiyle temas ediyor,
• Gerektiğinde dönüşüyor, sadeleşiyor, çoğalıyor.

Yani kısacası, cevap vermeye çalışıyor.

Mobilya artık tek taraflı anlatmıyor.
Dinliyor, uyumlanıyor, karşılık veriyor.

Sistem Mobilya Meselesi: Asıl Potansiyel Burada

Fuarda benim için en dikkat çekici başlıklardan biri, sistem mobilyaların geldiği noktaydı.
Çünkü sistem meselesi sadece modülerlik değildir.
Sistem, aslında kontrolün kimde olduğu meselesidir.

Bugün iyi kurgulanmış bir sistem mobilya;
• Mekâna kendini dayatmıyor,
• Kullanıcıya seçenek sunuyor,
• Farklı senaryolara izin veriyor,
• Zamanla eskimiyor; evriliyor.

Bu çok kritik bir kırılma.
Çünkü bu yaklaşım, mobilyayı “bir kere al, bitsin” anlayışından çıkarıp,
uzun vadeli bir ilişkiye dönüştürüyor.

Mobilya artık satın alındıktan sonra susmuyor.
Kullanıldıkça konuşmaya devam ediyor.

Tasarım – Üretim – Teknoloji: Aradaki Duvar İnceliyor

İFF 2026’da açıkça gördüğüm bir diğer gerçek şu:
Tasarım ile üretim arasındaki mesafe hızla kapanıyor.

CNC’ler, parametrik tasarım araçları, dijital üretim altyapıları…
Bunlar artık “gelecek” değil, bugünün normali.

Bu da şunu sağlıyor:
Tasarım artık soyut bir hayal değil,
doğrudan üretilebilir bir dil hâline geliyor.

Bu noktada mobilya;
• Tasarımcı ile üretici arasında,
• Atölye ile fuar arasında,
• Yerel güç ile küresel pazar arasında
bir çevirmen gibi çalışıyor.

Ve bana göre bu, Türkiye mobilya sektörü için son derece kıymetli bir eşik.

Türkiye Mobilyası İçin Bir Ayna

İFF 2026 bana şunu düşündürdü:
Biz artık sadece “iyi üreten” bir sektör olmak istemiyoruz.

Anlatmak istiyoruz.
Ayrışmak istiyoruz.
Sistem kurmak istiyoruz.

Geleceğin mobilyası;
• Daha az bağıracak,
• Daha çok anlayacak,
• Daha az tekrar edecek,
• Daha çok bağ kuracak.

Son Söz;

İFF 2026 bana şunu net biçimde gösterdi:
Mobilya artık yalnızca üretilen bir şey değil, anlatılan bir şey.

Bir formdan ibaret değil;
bir fikrin, bir ihtiyacın ve bir bakış açısının taşıyıcısı.

Bu fuar, sektörün kendi kendine sorduğu bir soruydu aslında:
“Biz sadece mobilya mı yapıyoruz, yoksa hayatlara eşlik eden sistemler mi kuruyoruz?”

Verilen cevap netti.

Mobilya artık susmuyor.
Ama herkese de konuşmuyor.

Anlam arayanla, mekânı okuyanla, hayatı dinleyenle konuşuyor.

Ve görünen o ki, bundan sonra farkı;
daha çok üretenler değil,
daha iyi konuşanlar oluşturacak.

01.02.2026
Ercan ÇİĞDEM