Bugün birkaç okulun önüne gittim.
Bir yanda çığlık çığlığa bir sevinç varken,
Diğer yanda üzülen ve ağlayan çocuklar vardı.
Kimi şaşkın, hüzünlü ve mahcuptu.
Kimi ise emeğinin karşılığını almanın huzuruyla mutluydu.
Hepsinin elinde aynı kâğıt:
Bir dönemin özeti, bir yılın muhasebesi…Karne.
Bu manzarayı izlerken kalbime ağır bir sızı çöktü.
Kendi kendime sordum: "Peki ya benim karnem”?
Tam 46 yıldır bu dünya okulunun sıralarındayım.
Zaman denilen tebeşir, ömür tahtasını durmadan yazıp siliyor.
Ama silinmeyen bir şey var.
Meleklerin titizlikle kaydettiği satırlar…
Ne unutanı var ne de kaybolanı.
Okulda zayıf notu olan bir çocuk,
belki bir rica, bir tanıdık ile sınıfı geçer.
Ama “Büyük Gün” geldiğinde…
Ne torpil işleyecek,
Ne kayırmacılık olacak.
O gün tanıdıklar susacak.
İsimler değil, ameller konuşacak.
Kur’an’ın o sarsıcı ayeti kulaklarımda yankılanıyor:
“O gün kişi kardeşinden, annesinden ve babasından kaçar…”
Bugün okul bahçesinde annesine sarılan çocuklar;
O gün annesinden kaçacak.
Anne de evladından kaçacak.
Sığındığımız en güvenli liman bile dar gelecek.
Kimse kimsenin yükünü taşıyamayacak.
Herkesin derdi, kendine yetecek kadar ağır olacak.
Şimdi ömrümün sayfalarını tek tek çeviriyorum.
Amel defterim hangi taraftan uzatılacak bana?
Sağ elimle alıp ferahlayanlardan mı olacağım,
Yoksa sol elimle alıp,
“KEŞKE TOPRAK OLSAYDIM!”
Diye haykıranlardan mı?
Kalbimde sakladığım niyetlerin bile tartıldığı o ince hesapta
Halim ne olacak?
Eğer Allah’ın sonsuz ve kuşatıcı merhameti yetişmezse imdadımıza…
Pişmanlığımız, hiçbir kelimenin anlatamayacağı kadar derin olacak.
Dünya bir mektep, ölüm bir karne günüdür.
Henüz son nefes zili çalmadı.
Henüz "defterler dürüldü" denmedi.
Kırık notları düzeltmek için hâlâ bir fırsat var.
Gözyaşıyla ıslanan samimi bir tövbe;
Belki de yılların kirini silecek tek silgidir.
Rabbim bizleri,
O gün karnesini sağından alanlardan eylesin.
Selam ve dua ile…