Elif teyze,

Birkaç tane hikaye okuyayım bakalım babamın dediği doğru mu, diye merak ettim. Adam delille konuşuyor. Yani daha önce bana açıklamıştı. Bir ayağı metnin üzerinde öbür ayağı serbest ve her türlü yorumu yapmaya müsait tutuyor.

Hikayelerin bir lambadan çıkan binlerce ışık hüzmeleri gibi... Bu kadar mı birbirine benzer. Olaylar çok çabuk gelişiyor, kırılmalar ani oluyor. Sonuçlar da çabuk şekilleniyor. Hani derler ya dile kolay 30 yıl, ama gel gör gönül kim bilir ne dayanılmaz acılar çekti. Söylemek kolay fakat hatırlaması bile acı veren, yaşarken de yüzlerce kere ölmeyi dilediğin anılar hayatımın her gününe tespih tanesi gibi dağılmış.

Elif Teyze,

Tasvirler yani betimlemeler biraz zayıf kalmış. Özellikle mekan ve zaman tasvirleri. Olaylar ise çok çabuk gelişmiş. Zaman uzunca bir vakit, okuyucu olarak bizler çok çabukça bitirdiğimiz cümlelerde acıyı sevinci dönüşümü hızlıca hissediyoruz..

Babam diyor ki okuyucu olarak bu hisleri yaşamak, canlandırmak isterdim içimde.. Mesela Kant Hamsun’ın, “Açlık” kitabını okumuştu bir ara. Orada açlığın tesirlerini o kadar çok net anlatıyordu ki. Okuyan zannediyor ki yazar bu anlattıkların hepsini bizzat yaşamış, diyecekmiş gibi oluyormuş.

Senin kitaplarında yaşayan hikaye/masal kahramanların iki üç cümle ile derin ve etkili değişimi yaşıyor. En sonunda içinde bulunduğu halden rahatsız oluyor ve iyileşmeye başlıyor. “İlk kez” bir şey yaşıyor o anda.

Yine babamın usulüyle söyleyeyim: Aslında senin bu yazdıkların Kur’an-ı Kerim'in hikaye etme yöntemine de benziyor. Cenab-ı Allah cennette cehennemi ve buraya girecek azgın kişileri anlatıp ama tafsilata girmez ve detaylarda kaybolmaz. İnsanın eylemini merkeze oturtur.

Elif Teyze,

Bu saatten sonra Masal Terapi, Hikaye Terapi, Başucu Kitabı’nın kapağını açayım bakayım. Detayları da inceleyeyim; altını çizdiği, not düştüğü yerler var mı, sana bildireyim.

Ha bir de unutuyordum... Babamın dini hassasiyetini biliyorsun teyze. Kahramanların psikolojik değişimlerinde Cenab-ı Allah'ın ya da Hz. Peygamberin herhangi bir sözünün etkili olmaması hem belirsiz boşluk hem de koyu veya bol bol sekülerizm koktuğunu söyledi.

Ayrıca “ben kendim olacağım” sözünü de çokça tekrarlarken biraz tebessüm eder gibi tavır takındı. Bu ifadenin gerçek hayatta neye tekabül ettiğini de pek oturtamadı. Yorumlarında “insan başkasına yardım etmeyi de kendi tercih eder, mecbur kalmanın yanında.” “İnsan belli dini kurallar dahilinde yaşamayı kendi ruhunu baskılamadan tercih edebilir.” “Kendin olmak” ibaresi babamın kafasında hala tartışılır bir kavram. Belki onu da bir gün dert eder de bir köşeye yazar.

Elif Teyze,

Her şeye rağmen masal gibi yazmış olduğun hikayelerde etkileyici konular, tesirli cümleler, kurşun kalemle altını çizmeye, kıyısına işaret koymaya değer ibareler söz konusuymuş. Ayrıca babamın okuduğu kitabı bir gün incelersen onun notlarını görürsün. Bütün bu değerlendirmenin yanında dedi ki: “Belki Elif, bu çağın gençlerinin dilini çok iyi yakalamış olabilir. Belki de birçok okuyucu hayranı peşinden koşabilir. Bunu zaman gösterecek.” Ben tekrar tebrik ediyor ve seninle gurur duyuyorum sevgili teyzeciğim.

AHMET TAŞTAN