Merhaba İnegöl'ün güzel insanları! İnegöl'ün tarih ve kültürüne dair yazılarımıza devam ediyoruz.

Osmanlı’nın kuruluş ve yükseliş sancaklarında, coğrafya ile insan isimleri et tırnak gibi birbirine geçmiştir. Bugün Bursa’nın İnegöl sınırlarında unutulmaya yüz tutmuş bir köy adı ve sessiz bir coğrafya, ardında koca bir imparatorluğun taht krizlerini, sadrazam ittifaklarını ve asil bir akıncı beyinin son sığınağını saklıyor. Gelin, tarihin tozlu sayfalarını aralayarak İnegöl ile Bursa arasındaki o meşhur pazarlığa ve İshak Paşaların gizemli dünyasına uzanalım...

Osmanlı devlet ricali ve devlet adamları arasında “İshak” adı ile şöhret bulmuş, tarihin akışına yön veren 10 kadar önemli şahsiyet mevcuttur. Bu devlet adamlarından ise sadece 3’ü “Paşa” unvanı alarak şöhret kazanmıştır. Rumeli ve Anadolu coğrafyasında yer alan bazı eski yerleşim alanları, bu kişilerin isimleri ile ilişkili olarak zamanında “İsakça” adını almıştır. Söz gelimi; günümüzde Bursa-Kestel ilçesine bağlı köylerden biri olan Kulfal Köyü’nün eski adı tam olarak İshakça’dır. Peki, bu isim nereden gelmektedir ve altında hangi büyük tarihî hadise yatmaktadır?

Fatih Sultan Mehmed Han, 1451 yılında hükümdar olunca ilk askerî seferini Anadolu birliğini tehdit eden Karamanoğulları’na karşı yapmak mecburiyetinde kalmıştı. Sefer başarıyla neticelenmiş, fakat asıl büyük kriz dönüş yolunda patlak vermişti. Ordu, İnegöl ile Bursa arasında yer alan ve "Ulucak Beli" diye anılan bu yöreye geldiğinde, yeniçeriler cülûs bahşişi talebiyle kazan kaldırmışlar ve açıkça bir isyan etme teşebbüsünde bulunmuşlardır.

Devletin merkezî otoritesini sarsacak bu tehlikeli kalkışma karşısında, vezâret pâyesi ile o sırada Anadolu Beylerbeyi olan Kraloğlu Mühtedi Sarı İshak Paşa devreye girdi. Kıvrak zekası ve devlet adamlığı becerisiyle cülûs-bahşiş olayını tam bu mevkide çözüme kavuşturdu. İsyanın yatıştırıldığı ve problemin akıllıca çözüldüğü bu yöre, işte bu mühim olay sebebiyle yıllarca “İsakça” adıyla anıldı.

Günümüzde ise bu yerleşim alanı, Kurfal veya Kulfal adıyla anılmaktadır. Burada vuku bulan tarihî olayla bağlantılı olarak halk dilinde; “İş bitiren becerikli kişinin, işi kotardığı ve problemi çözdüğü yer” anlamına gelmek üzere bu yöreye “Kulfal” denmiştir. Yeniçeri ordusunun isyan girişimini başlattığı, fitili ateşlediği o yere ise bugün hâlâ “Kazancı” adı verilmektedir.

Osmanlı devlet ricali arasında şöhret bulan ve İshak Paşa adını taşıyan üç devlet adamından ikisinin aynı yıllarda yaşamış olduğu gerçeği, tarih meraklılarının sıklıkla gözden kaçırdığı bir ayrıntıdır. Bu üç İshak Paşa’dan biri olan Kraloğlu Mühtedî Sarı İshak Paşa ile Amasya kökenli İnegöllü İshak Paşa, aynı dönemde yaşamışlar ve kaderin garip bir cilvesi olarak son yıllarında da yekdiğeri ile (birbiriyle) bacanak olmuşlardır.

Bunlardan cülûs krizini çözen Kraloğlu Mühtedi Sarı İshak Paşa; Sultan II. Murad, Fatih Sultan Mehmed ve oğlu Sultan II. Beyazıt devirlerinde yaşamış ve her üç padişaha da vezir ve sadrazam olarak büyük hizmetlerde bulunmuştur. Sırp asıllı olan bu İshak Paşa, Üsküp Sancakbeyi Paşa Yiğit tarafından üstün bir terbiye ile yetiştirilmiş ve onun manevî evladı edinilmiştir. Aslında bu İshak Paşa, Sırp krallık hânedânına mensup asil bir kişidir. Babası gayrimüslim olduğu için, dönemin resmî belgelerinde bu zatın baba adı (Allah’ın bir kulu anlamına gelmek üzere) "Abdullah" olarak kaydedilmiştir.

Bugün Üsküp şehrinde yükselen ve "Alaca İshak Paşa Camii" adıyla anılan mabedin cümle kapısı üzerindeki mermer kitâbede İshak Paşa, kendisini yetiştirip manevî evlat edinen eski Üsküp Sancak Beyi Paşa Yiğit’e izâfe edilmiş ve kitâbede İshak Paşa, onun öz oğlu gibi gösterilmiştir.Manevi baba Paşa Yiğit ise dönemin en ünlü, korkusuz bir akıncı komutanıdır. Üsküp fethedildikten sonra buraya atanan ilk Sancak Beyi olma şerefine erişmiştir. Yıllarca bu görevi başarı ile yürüttükten sonra, değişen siyasî genel durum gereği, Çelebi Sultan Mehmed’in fetret devrini bitirip tek başına saltanatı ele aldığı 1413 yıllarında Üsküp Sancak Beyliği görevinden azledilmiştir.

Azil sonrasında Paşa Yiğit, önce Bursa’ya yerleşmiş ve Bursa’da Bit Pazarı / Yeni Yol diye anılan semtte kendi adına bir cami yaptırmış, çevresine de bir mahalle kurmuştur. Ancak gelişen ve değişen siyasî genel durum gereği –daha sonraki yıllarda– Bursa’dan da ayrılmak mecbûriyetinde kalmış ve İnegöl coğrafyasındaki çiftliğine çekilmiştir.

Paşa Yiğit, uzun yıllar boyunca burada “Lala Yiğit” ve “Nikdîh Baba / Çiftçi Baba” lakapları ile sakin bir hayat yaşamış ve bu topraklarda vefat etmiştir. Öldüğünde de nâşı, kendi çiftliğindeki mescidin ön bahçesine defnedilmiştir. İşte Kraloğlu Mühtedî Alaca Sarı İshak Paşa’nın İnegöl ile olan derin ve kopmaz ilişkisi, kendisine devlet dairesini ve hayatı öğreten manevî babası Paşa Yiğit’in bu topraklardaki mirası ve hatırasından kaynaklanmıştır.

Sıradaki yazımızda görüşmek üzere! Yaşam sevinciniz eksik olmasın!

MURAT ALTIN