Yaşasın cehennem!
İyi ki cehennem var.
Bana kızdınız, değil mi?
“Bu söz çok mu ağır oldu?”
Lütfen kızmayın.
Elbette kimsenin cehenneme gitmesini istemiyorum.
Kimse için azap dilemek benim haddim değil.
Polise, jandarmaya ihtiyaç var mı?
Hâkime, savcıya, mahkemeye ihtiyaç var mı?
Elbette var.
Çünkü suç işleyen hesap vermeli.
Ama ya adaletten kaçanlar?
Delilleri karartanlar, şahitleri susturanlar, makamına ve parasına güvenenler…
Gücünü kullanıp kendini aklayanlar, suçunu örtbas edenler…
İftira ve yalanlarla insanların onurunu, şerefini ve itibarını yerle bir edenler…
Bu dünyada suçunun cezasını çekmeden ölenler?
Onların hesabı ne olacak?
Herkesin yaptığı yanına kâr mı kalmalı?
İşte tam da bu yüzden:
İyiki cehennem var
Yaşasın cehennem
Diyorum.
İnsanları kandırabilirsin.
Suçunu başkasının üzerine atabilirsin.
Kendini masum gösterebilirsin.
Yaptığın kötülüğü iyilik diye pazarlayabilirsin.
Ama Allah’ı kandıramazsın.
Daha acısı ne biliyor musunuz?
Bütün bunları yapan bazı insanlar, bir de başkalarına din ve ahlak dersi veriyor.
İbadet, kul hakkına mazeret değildir.
Dinî unvanlar kimseye ayrıcalık vermez.
Allah’ın merhameti zulmün teminatı değildir.
Samimi tövbe, kötülüğü bırakmayı ve hakkı sahibine iade etmeyi gerektirir.
Keşke hiç kimse başkasının canını yakmasa.
Keşke insan, kendisine yapılmasını istemediği kötülüğü başkasına yapmasa.
Ama bu dünyada herkes cezasını çekmiyor.
Her mazlum hakkını alamıyor.
Her zalim hesabını vermiyor.
Dünya, hesabın tamamlandığı yer değil.
Bugün paran, makamın ve çevren seni koruyabilir.
Ama ilahî hesap gününde hiçbirinin hükmü kalmaz.
İyi ki cehennem var.
Yaşasın cehennem…
Selam ve dua ile…