Merhaba İnegöl'ün güzel insanları! İnegöl'ün tarih ve kültürüne dair yazılarımıza devam ediyoruz.
Osmanlı’nın kuruluş ve yükseliş dönemlerinde Anadolu’nun birçok bölgesinde sosyal hayatın şekillenmesinde yalnızca devlet adamları değil, aynı zamanda tasavvuf büyükleri ve ahî geleneğinin temsilcileri de önemli rol oynadı.
Bu isimlerden biri de Sultan I. Murad devrinde İnegöl ve çevresinde etkili olan Akbıyık Sultan’dır.
Asıl adı Ahmet Şemsettin olan Akbıyık Sultan, hem manevi rehberliği hem de bölgenin sosyal yapısına katkılarıyla tarih sahnesinde iz bırakmış önemli şahsiyetlerden biridir.
Kaynaklara göre Akbıyık Sultan’ın gerçek adı Ahmet Şemsettin’dir. Babasının adı ise Hacıoğlu olarak kayıtlara geçmiştir.
Ahmet Şemsettin Efendi, Anadolu tasavvuf geleneğinin önemli isimlerinden Hacı Bayram-ı Veli’nin yetiştirdiği müritler arasında önde gelen kişilerden biri olarak kabul edilir.
Onun faaliyet gösterdiği dönem, Osmanlı Devleti’nin Anadolu’daki hâkimiyetini güçlendirdiği yıllara denk gelir.
Bu dönemde yalnızca askeri fetihler değil, aynı zamanda yeni bölgelerde sosyal düzenin kurulması ve halkın örgütlenmesi de büyük önem taşımıştır.
1361 yılında Sultan I. Murad (Hüdavendigâr) Ankara üzerine bir askerî sefer düzenleyerek burayı kesin olarak Osmanlı hâkimiyetine bağladı. Bu seferin ardından Sultan Murad, Ahî geleneğine bağlı birçok kişi ve aşireti Bursa’ya getirdi.
Aynı süreçte Aksungur’un gerçekleştirdiği askerî hareket sırasında Ankara ve Sultanönü çevresinde yaşayan çok sayıda Ahî geleneğine bağlı Oğuz Türkmeni de İnegöl coğrafyasına yerleştirildi.
Bu yerleştirmeler sonucunda, bölgede bulunan Cebel-i Ermeniyye kırsalı, yapılan iskânın ardından Ahî Dağı olarak anılmaya başlandı. Böylece İnegöl ve çevresi, Ahî teşkilatının güçlü olduğu bölgelerden biri haline geldi.
Akbıyık Sultan, Sultan I. Murad döneminde Bursa’ya gelerek burada yerleşti. Bursa’da Ulu Cami civarında, kıble yönünde bulunan Harîrî-zâde Mescidi’nin bitişiğinde bir zaviye kurdu.
Bugün türbesinin bulunduğu bu alanda kurulan zaviye, dönemin önemli irşat merkezlerinden biri oldu. Akbıyık Sultan burada uzun yıllar tasavvufi eğitim ve rehberlik faaliyetlerini sürdürdü.
Ankara seferinden sonra Ahî reisliğini de üstlenen Sultan I. Murad, Akbıyık Sultan’a büyük destek verdi.
Sultan Murad’ın desteği yalnızca manevi değil, aynı zamanda maddi anlamda da kendini gösterdi.
Bu kapsamda, İnegöl Ovası’nın kuzeyinde doğu-batı doğrultusunda uzanan ve Cebel-i Ermeniyye adıyla anılan Cebel-i Kureyş kırsalındaki geniş mezralar Akbıyık Sultan’a mülk olarak verildi.
Ayrıca bölgede bulunan ve geçmişte Anastas, Enestos veya Elestos gibi isimlerle anılan İmad Bey Karyesi de Sultan I. Murad tarafından Akbıyık Sultan’a temlik edildi.
İmad Bey Karyesi’nin eski adı olan Anastas, aslında Osmanlı’nın erken döneminde önemli bir şahsiyeti işaret eder.
Anastas, Osman Gazi’nin istihbarat elemanlarından biri olarak bilinir. Uzun yıllar Harmankaya Tekfuru Köse Mihal gibi Osman Gazi’ye istihbarat hizmeti sundu.
Daha sonra Müslüman olarak İmad Bey adını aldı. Ancak sahip olduğu araziler halk arasında Anastas yeri olarak anılmaya devam etti.
Akbıyık Sultan, kendisine verilen bu geniş gayrimenkulleri işleterek önemli bir servet sahibi oldu.
Ancak elde ettiği bu zenginliği kişisel birikim yerine irşat faaliyetleri ve manevi hizmetler için değerlendirdi.
Bu yönüyle Akbıyık Sultan, yalnızca bir mutasavvıf değil, aynı zamanda bölgenin sosyal ve ekonomik hayatında da etkili bir isim olarak öne çıktı.
Uzun bir ömür süren Akbıyık Sultan, Osmanlı tarihinin en önemli olaylarından biri olan İstanbul’un Fethi’nde de yer aldı.
Fetih sırasında şeriki ve mürid arkadaşı Akşemseddin ile birlikte İstanbul’da bulunduğu kayıtlarda yer alır.
Böylece Akbıyık Sultan, yalnızca Bursa ve İnegöl çevresinde değil, Osmanlı tarihinin büyük dönüm noktalarından birinde de aktif rol oynamış oldu.
Akbıyık Sultan’ın kabri Bursa’dadır. Kurduğu zaviye ise zamanla yıkılmıştır. Günümüze yalnızca türbesi ulaşabilmiştir.
Akbıyık Sultan adına Bursa dışında da bazı yapılar kurulmuştur. Bunlardan biri İstanbul’da, diğeri ise İnegöl–Bilecik yolu üzerinde bulunan Tekke Köyü’nde kurulan zaviye ve tekkedir.
Ancak zaman içinde bu zaviyeler de Bursa’daki gibi yıkılmış ve günümüze kalıntıları ulaşmamıştır.
Hem İstanbul’daki zaviyenin yanında bulunan makam mezarı, hem de İnegöl Tekke Köyü’ndeki zaviye bitişiğinde yer alan makam mezarı günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır.
Bu durum, Akbıyık Sultan’ın Anadolu’daki manevi etkisinin yalnızca bir şehirle sınırlı olmadığını, farklı bölgelerde iz bıraktığını gösteren önemli bir tarihî ayrıntıdır.
Akbıyık Sultan, Osmanlı’nın kuruluş ve yükseliş döneminde Anadolu’nun sosyal dokusunu şekillendiren isimlerden biridir.
Bursa’dan İnegöl’e uzanan irşat faaliyetleri, Ahî geleneğiyle kurduğu bağ ve İstanbul’un fethine kadar uzanan hayat hikâyesi, onu yalnızca bir tasavvuf büyüğü değil aynı zamanda bölgesel tarih açısından önemli bir şahsiyet haline getirmektedir.
Sıradaki yazımızda görüşmek üzere! Yaşam sevinciniz eksik olmasın!
MURAT ALTIN