Merhaba İnegöl'ün güzel insanları!

İnegöl'ün tarih ve kültürüne dair yazılarımıza devam ediyoruz.

Osmanlı’nın "Yıldırım" lakaplı cengâver sultanı I. Beyazıt, sadece savaş meydanlarında değil, şehirlerin imarında da silinmez izler bıraktı. Bugün modern İnegöl’ün temellerine baktığımızda, 600 yıl öncesinden gelen bir devlet aklını ve vefayı görüyoruz.

Değerli okurlar, bugün köşemi tarihin tozlu raflarından süzülüp gelen, İnegöl’ün kimliğini şekillendiren çok özel bir döneme ayırmak istedim. Sultan I. Murad’ın oğlu, 1360 doğumlu Yıldırım Beyazıt’ın 43 yıllık ömrü, bir cihan devletinin yükseliş sancılarıyla doludur.

1389’da babasının Kosova’da şehit düşmesiyle, Gazi Evrenos Bey’in tavsiyesi üzerine savaş meydanında tahta çıkan Yıldırım, 12 yıllık saltanatına sığdırdığı fetihlerle devletin sınırlarını Tuna’dan Fırat’a, Sırbistan’dan Anadolu’nun kalbine taşımıştır.

Ancak Yıldırım’ın hikâyesi sadece kılıç kuşanmakla sınırlı değildir; o aynı zamanda İnegöl’ün makûs talihini değiştiren büyük bir banidir.

Germiyan Beyi Süleyman Şah’ın kızı Devlet Hatun ile evlenmesiyle Bursa-Kütahya güzergâhı stratejik bir önem kazandı. Bu yol üzerindeki İnegöl, Sultan’ın bizzat ilgisine mazhar oldu.

Şehre kazandırılan Cuma Camii ve hamam, kasabanın sosyal dokusunu değiştirirken; Kurşunlu Beldesi’ne inşa ettirdiği kervansaray ve Zaviyeli Mescid, bölgeyi ticaretin ve maneviyatın merkezi haline getirdi.

Yıldırım Beyazıt’ın Amasya Sancak Beyliği döneminde yanında olan isimler, bugün İnegöl’ün mahalle ve köylerinde yaşamaya devam ediyor. Kosova Savaşı için Amasya’dan toplanan askerler arasında iki genç bey vardı ki; kaderleri İnegöl ile mühürlendi: İsa Bey ve Yahşi Bey.

Savaş sonrası bu sadık beylere verilen dirlikler, bugün hala tanıdığımız o meşhur isimleri doğurdu:

İshak Paşa’nın dedesi İsa Bey’e, Bedre Deresi’nin ovayla buluştuğu noktadaki İsaören Köyü verildi.

Beyazıt Paşa’nın babası Yahşi Bey’e, o dönem "Çoban Köy" olarak anılan ve padişahın hasları arasında bulunan bugünkü Yenice Kasabası tahsis edildi.

Tuna’yı aşan kahraman akıncı Hoca Firuz Bey ise Hoca Karyesi (köyü) ile ödüllendirildi.

Sultan’ın gönül dünyası da İnegöl’e yansımıştı. Amasya’dan Bursa’ya davet ettiği İshak-ı Kâzerûnî ekolü mensubu Şeyh Müeyyed Çelebi ve damadı Şeyh Ali Yârî için açılan dergâhlara, İnegöl’den topraklar vakfedildi.

Kulyâr (Kulbâr/Kolyâz) isimli köy, bu mutasavvıfların müritleri tarafından iskan edildi ve zamanla Geyikli Baba Köyü ile birleşerek bugünkü Babaylar Karyesi adını aldı.

Ayrıca Su-sığırlık (Alibey Köyü) ve Kurşunlu’daki Hatip Tarlası gibi alanlar, Yıldırım Beyazıt’ın İnegöl’deki ekonomik ve sosyal kalkınma planının birer parçasıydı.

Ezcümle; İnegöl bugün bir sanayi ve ticaret şehriyse, bu temelin harcında Yıldırım Beyazıt’ın vizyonu, fatihlerinin kılıcı ve dervişlerinin duası vardır. Bu topraklar, 600 yılı aşkın süredir bir "Yıldırım" mirasını omuzlarında taşıyor.

Sıradaki yazımızda görüşmek üzere! Yaşam sevinciniz eksik olmasın!

MURAT ALTIN