Selamün Aleyküm Elif Teyze,
Ailemizden ilk defa kitabı basılan bir yazar olarak sen çıktın. Yılların edebiyat öğretmeni babam, senin kitaplarını iki gün içinde okudu. Sana bir takım eleştiriler yapmak istedi.
O genellikle okuduğu ve beğendiği kitaplar hakkında böyle değerlendirmeler yazar ve gazetesindeki köşesinde yayınlar. Senin kitapların için yorum yapacaktı ama ben ve annem “daha yeni yazdı sakın kötü bir şey söyleme!” dedik telaşla onun ne yazacağını bilmiyormuşuz gibi.
Babam da “İnsanların kitap okumasını ve mümkünse yazmasını teşvik eden biri olarak “Niçin kötü bir şey söyleyeyim ki... Neden yazma arzusunu, tarihe not düşme isteğini kıracak bir şey söyleyeyim” dedi. Hatta geçen de öğrencisinin biri çok güzel bir “hatırasını” yazmış. “Bu yazının bir kusuru var; o da kusursuzluğu” deyivermiş çekinerek. Babam çoğunlukla bodoslama söylemez de dolandırır lafı.
Babamın bazı uyarı sözlerini sevmem, sıkar beni... O kadar çok tekrar eder ki... Ama galiba edebiyat konusundaki değerlendirmelerini dikkate alman gerekiyor Ahmet Hocamın, biliyorsun değil mi Elif Teyze?
Mesela dün İnegöl’e dönerken arabada bile söyledi durdu. Birçok kadın kahraman ismi kullanmışsın. “Hikaye Terapi 50” diye bir başlık yazmışsın ya...
Bu elli tane kadın ismi demek, dedi. Ayrıca hikayede bizim aileden her birimizin -evlatların, kuzenlerin yeğenlerin- ismini kullanmışsın. Diğer isimler belki de iş çevrenden arkadaşların isimleri.
Ama eylemler o kadar değişik değil, konular farklı değil birbirinin tekrarı gibi olmuş. Hikaye kahramanımız hep olumsuz bir ahlaka sahip sonra, birilerini eziyor, sonra başına bir olay geliyor, fikren uyanıyor ve hep ilk kez bir şey yapıyor. Hepsi benzer süreçler yaşıyor.
Babamın dediği her şeyi aklımda tutamadım ama galiba bütün bayan kahramanlarının hep iki çocuğu varmış. Bu da bütün hikayelerdeki asıl kahramanın yani senin olduğun hissi veriyormuş.
Tamam, babam senin iki çocuğunun olduğunu biliyor ama seni tanımayan, bilmeyen okurların dahi bu konuya takılabilir. Çünkü sürekli iki çocuklu anne kahramanlarından yola çıkarak merak edip otobiyografini okuyabilirler. Orada “iki çocuk annesiymiş” diye öğrenirlerse onlar da senin hakkında babam gibi düşünebilirler.
Sonra en çok kullandığın kelimeyi tespit etmiş babam. Hatta kitapta da hep daire içine almış ilk kez sana söylüyorum. “İlk kez” kelimesini çok kullanmışsın.
Fakat cümlelerin çok akıcı, anlatımın net açıklayıcı üslubun da hiç sıkıcı değil. Masal ve destan diline benziyormuş, kısa cümleler, tek eylemli fiilimsiler az...
Elif Teyze,
Tabii ki bunları benim görebilmem çok zor. Ama babam bu noktaya da dikkat çekti. Sanırım burası teşvik bölgesiydi.
Hatta hikayelerindeki kahramanların isimleri gibi çalışma alanları da farklı. Bu kadar değişik işte çalışan, bu kadar farklı kahraman senin kültür dünyanın sakinleri.
AHMET TAŞTAN