“Her insanın bir hikayesi vardır. Yüreğinde anlatılmamış bir hikaye taşımak, o insan için büyük bir eziyettir. Anlatılmamış yarım kalmış hikayeler ise bir ömür ağır bir yüktür. Bildiğimiz hikayeler anlatmadan ibaret, ya bilmediklerimiz...”

İşte ben bu hikayeleri öğrenmek için okudum, cezaevi vaizlerinin hatıralarını.

“İnsan dilini tutarda yüreği tutması mümkün mü...”

“Gönle düşen vahiy yeşermez mi insanı eğlendirilmez mi?

“Yıllara sığdıramadıklarını bir duvara sığdırmaya çalışıyordu.”

“Biriktirilecek çok acı, çekilecek çok dert, görülecek çok ayrılık, yaşanacak çok zorluk, yüzleşecek çok gerçek, hissedecek çok üzüntü, sabredilecek çok imtihan, tahammül edecek çok insan var hala...”

Şu cümlelere bakar mısınız nasıl da dokunuyor insanı yüreğine.

Hapishanede kalan insanların en çok etkilendiği şey değer görmek. Çok hoşlarına gidiyor çok dokunaklı geliyor.

Belki her cezaevi vaizinin duyduğu şeydir şu cümle: “Hocam, bunları biz içeri düşmeden anlatacaktınız!”

“Yaaa, herkes her şeyi biliyor zannediyoruz ama maalesef daha öğrenecek çok şey var. Gerçi fırsatlar kaçınca kıymetini anladığımız yerdir cezaevi.”

“Ben Rabbimi buldum ya bundan sonra dışarısı olmuş içerisi olmuş fark etmez. Dışarıda Rabbime unutacaksam ben böyle bir özgürlüğü istemem. Rabbimi bulduktan sonra içerisi benim için gerçek özgürlüğün kapılarının açıldığı yer oldu. Asıl özgürlüğümü Allah'ın beni affetmesiyle kavuşacağıma inanarak hayatımı büyük bir heyecan içinde özgürce yaşıyorum.”

“Bana yardımcı olmazsanız intihar edeceğim. Ne büyük bir sorumluluk yükleniyor insan omuzlarına.”

“Bu işin bahanesi de bana nesi de yok. Hiçbirimiz sınanmadığımız günahın masumu değiliz.”

“Osman Amca: Hocam ben inşaat profesörüyüm. Çok inşaat projelerine imza attım ancak kendimi inşa etmeyi unutmuştum. İyi ki sizi tanıdım. Kur'an'ın hayatın her alanını ilgilendiren bu kadar kapsamlı olacağını hiç aklıma gelmemişti. Kimse de söylememişti. Şimdi hayat benim için yeni başlıyor, dedi.”

Koğuşlarda sohbet etmeler, cemaatle namaz kılmalar, Kur'an öğrenmeler, sure ezberleri, özel görüşmeler, birlikte teravihler, birlikte iftar açmalar, küçük çocukların okula götürülmesi, yaz okullarında takip edilmesi, sonra sevgi evlerine aktarılması, isteyenlere değişik kursların verilmesi ve oradan alınan belgelerle dışarıya çıkınca yeni ve temiz bir hayat kurulması....

Daha neler neler var, bu kitapta. Allah cezaevindeki insanlara yapılan bu iyiliklerin karşılığında onlara versin...

Belki de bugünlerde çok korktuğumuz dışarıya şu kadar suçlu çıktı, denilen kişilerin bir kısmı belki de böyle cezaevinde kendisini yeniden düzenleyen, yeni bir hayata başlayan insanlardır.

Fakat kitabın bir yerinde “medrese-i Yusufîye diye bir ifadeyi okumak isterdim, klasik bir ifade olarak. İsrarla tavsiye ederim meraklı olanlara....

AHMET TAŞTAN