“Hak Teâlâ’dan dileğimiz budur kim “Lâ-İlâhe İllallâh” kelimesi üzerine bizi,
müstekîm ide… Kalbimizi ve dilimizi zelelden hıfz ide… Ölüm vaktinde beşâret alanlardan kıla. Mağfur ve merhûm kullarından ayrı kılmaya…

Münker ve Nekîr’in süallerine cevap itmeğe tevfîk kıla… Dünyada. “Lâ-İlâhe İllallâh” kelimesini sıdk-u tâ’zîm ile zikredenlerden kıla… Nez’hâletinde bize şehâdet kelimesini müyesser kıla…


Şehâdet kelimesi ile kalbimizi ve kabrimizi münevver kıla. İlâhî! Senden gayri rahmet edecek (biri) yoktur. Sen, bizlere rahmet eyle… Sen
ekremü’l-ekremîsin ve erhamür-râhımînsin.. ve selâmün alel mürselîn; yani: sen, kerem sahiplerinin en çok ikramda bulunanısın....

Merhametlilerin de en merhametlisisin.. Bütün peygamberlerin üzerine salât-ü selâm olsun…”


Noktacı Kasım Efendi, 1496 yılında Antakya’da Arapça olarak kaleme aldığı ve “Cevâhirü’l-Ahbâr” adını verdiği bu vaaz ve nasihat kitabını, takriben, 1505 yıllarında Bursa’ya geldiğinde şeyhi İzzeddin Ali Karamanî’nin yaptığı telkin sonunda Türkçe’ye çevirmiştir.


Bursa’ya geldiğinde –ilk önce- Bursa Ulu Cami civarında yer alan Yiğitbaşı Hoca İlyas Camii müştemilâtında kalan Noktacı Kasım Efendi, daha sonraki yıllarda şeyhi İzzeddin Ali Karamânî’nin ikamet ettiği Bursa- Kaplıca Medresesi civarına nakl-i mekân eylemiştir.

Hatırlanacağı üzre Sultan İ Murad tarafından tesis olunan Sultan
I. Murad Külliyesi’ne dahil, cami, imaret ve medrese çok zengin vakıf gelirlerine sahiptir.


Meşhur kâri’lerden İmam Muhammed el- Cezerî’nin davet edilerek Şam’dan
Bursa’ya gelmesini sağlayan ve Hatîbü’r-Rûm ünvanıyla şöhret bulan Abdü’l-Mü’min Efendi, buranın hatibi olarak yıllarca hizmet yapmış ve “Mü’min-Ece” adıyla zengin vakıflar, bırakmıştır.


Prof.Dr. Ömer Lütfü Barkan ve Enver Meriçli tarafından hazırlanan ve Türk TarihKurumu tarafından bastırılmış olan“Hüdavendiğâr Livası Tahrîr Defterleri” adlı kaynak eserde söz konusu zengin vakıfları görebilirsiniz.


İşte böyle bir muhıtte yaşarken Kasım Efendi, Sultan II. Bayezid’in İstanbul’da inşa ettirdiği II. Bayezit Camii ve Küllyesi ile ilgili olarak 911 H./1505 M. Yılında düzenleyip yürürlüğe koyduğu vakfiyede “Noktacılık” adıyla bir hizmet ciheti, ihdas eylemiştir.

Sultan II. Bayzit (1481-!512), Bursa-Muradiye Külliyesi Hazîresi’nde
medfun bulunan ağabeysi, Şehzade Mustafa Çelebi, kardeşi Cem Sultan, oğulları Şehinşah ve Abdullah adına tesis ettiği “Şehzâde-Vakıfları”na ait vakfiyeye de “Noktacılık” cihetini bir vakıf görevi olarak koydurmuştur.


Söz konusu vakfiye, yörürlüğe konunca bu göreve, Abdülkâdir-i Geylânî’ye nisbesi olan Kasım Efendi atanmış ve bu nedenle Kasım Efendi, Bursa-Kaplıca semtinden Muradiye semtine intikal eylemiştir.

Üstlendiği görev dolayısı ile halk arasında “Noktacı Kasım Efendi” diye anılmaya başlamıştır. İlgili bölümlerde anlatıldığı üzere Noktacı Kasım Efendi –takriben- 1521 yılında Bursa’dan İnegöl’e gelmiş ve kendi adına kurulan tekke ve zaviyede irşat hizmetine başlamıştır.


İrşat hizmeti sunarken Arapça kaleme aldığı ve Bursa’ya geldiğindeTürçeye
çevirdiği “Cevâhirü’l-Ahbâr” kitabını, yazılı bir vaaz kitabı olarak değerlendirmiş ve irşat hizmetinde filen uygulamıştır.

Dîbâce ve istiâze kısmından sonra kitabının üçüncü bölümünü oluşturan “Kelime-i Tevhid” bölümü, kısmen güncelleştirilerek, yukarıya çıkarılmıştır.

RECEP AKAKUŞ Hocanın eserinden düzenleyip yayına hazırlayan

Ayhan Talha Bayraktar

Kaynak: gencgazete.net