(Cehennemi yöneten bu melek) bana ayıttı: “Ya Adüvvallâh =Ey Allah
Düşmanı!” (Sen) Allah’a ibadeti terk idüp sığıra mı taptun? İletün bunu (cehennemin) “Hâviye” bölümüne…

Aldılar beni, gittiler ve cehennemin evvel kapısından ki içerü girdim. Gördüm ki (buradaki) od’un (yani: ateşin) harareti, (dünyadakinden) bin (kat
daha fazla) dır. (Evet) buradaki odumuz hararetinden…

Dahî (hatta daha) ziyadedür. Burada bir ağaç gördüm ki (ağacın gövdesi de od’tan) meyvesi de od’tan…ve bu ağaçtan (bir tağ misâli) taşlar düşer cehennem ehlinin üzerine…

Yine burada kişiler gördüm od’tan (ateşten) topuzlar ile başlarına vurulur; dahî aydurlar kim bu ağacın meyvesinden yiyiniz diye zor kullanırlar. Bana ayıttılar kim Ya şakî! İşte bu ağaç, “Zakkum” ağacıdur.

(Meyvesini yiyen) bu kişiler de (dünyada iken) yetim ve öksüz
malı yiyenlerdir. (Onlar ki yetim malını) bi- gayr-i ishkâk yemiş olanlardur.

(Cehennemin) ikinci katına gelince zebânîler ki beni buraya ilettiler, anda gördüm ki derin kuyular vardur ve yine gördüm ki bu kuyularda etleri erimiş ve derileri ezilmiş kişiler, vardur; zebâniler, ayıttılar: (işte burası cehennemin) “Zemherîr” (bölümüdür ki dünyada iken) zinâ idenler, burada azap olur.

Andan (yani: cehennemin ikinci katından) aldılar beni üçüncü tabakaya ilettiler kim burada kişiler gördüm ki dıvar taşlarına (buralardaki askı demirlerine) asıludurlar.

Andan (Buradan da) beni aldılar (cehennemin) dördüncü tabakasına ilettüler. Anda (Burada) kişiler gördüm ki karınları, tulumlar (davullar) gibi şişmiş; (zebaniler) ayıttılar kim bunlar, (dünyada iken) faiz ve ribâ yiyenlerdür.

Ardundan (sıra ile beni cehennemin) beşinci ve altıncı tabakalarına ilettüler.
Buralarda yılanlar ve çıyanlar gördüm ki hepsi, od’tan ve ateştendir. Her akrebün uzunluğu, bin arşundur; enleri ise beş yüz arşundur.

Beni görünce hepsi, üzerime saldırdılar ve beni, dişlediler.
Andan sonra da (zebânîler beni cehennemin) yedinci katına ilettiler ve ayıttılar kim burası da”Hâviye”dürki burada saraylar gördümki hepsi, od ve ateşten..

Her sarayda (binler ile ifade olunacak) hayat ve sundurmalar gördüm ki bunların da hepsi, od ve ateşten; od ve ateşten evler… od ve ateşten dağlar, denizler ve ağaçlar var dur bu tabakada…

Gördüm ki cehennem ehlinin üzerinden hiç mi hiç azap eksilmez… Ancak Cuma gicesi müstesnâ.. O gice azap olmaz.; zira bu hali, ben fiilen yaşadım Cuma gicesi gelince bir nidâ geldi bana:

- Ey Murdâr Can! Çık! Buradan… dendi. (Böylece anladım ki cuma gicesi,cehennem azabına –geçici olarak ara verilmektedir.)


GÜNCELLEŞMİŞ ÖZET YORUM: Bir evvelki ara bölümde olduğu gibi burada da Noktacı Kasım Efendi, İlyas peygamberin ümmetine mensup cehenem ehlinden bir kişiye ait kuru kafanın Hz. İsa’nın ilticası üzerine –bir mucize eseri- yaptığı konuşmaya ve cehennem tasvirlerine şahit olmaktayız.

Bir evvelki özet yorumda ifade edildiği üzere buradaki anlatım, destânî bir
analatımdır. Üslûp bakımından Kur’anî degildir. Kur’an açısından bakmak ve de onun üslûbu ile meta-fizik gerçekleri anlatmak- gününmüz için -daha uygun düşecektir. (R. Akakuş)

RECEP AKAKUŞ Hocanın eserinden düzenleyip yayına hazırlayan

Ayhan Talha Bayraktar