“Eğer gözler, günaha nazar ediyorsa ondan bir türlü kendini alamıyorsa; kulaklar çirkini, haramı, günahı duyuyorsa kalp ne yapsın ki. Mecburen bu gördüklerini ve duyduklarını yorumlayıp duracaktır. Olan da hep sana olacak.

Konuşmacı sustuğu zaman duyulan ses sadece kamp ateşinin yakıp bitirmek üzere olduğu ağaçların çıkardığı cızırtı sesiydi. Tam o arada bir tilki kamp yerine doğru yaklaştı. Akşam yemeği olarak az önce hazırlanmış olan köftelerin kokusunu almış demek ki. Etrafta dolaşan sempatik tombul tatlı kedi de mutfaktan rızkı olanından bir parça almış olmalı ki sesi çıkmıyordu.

Ürkek bir hayvan olan tilki küçüklerimizi hem heyecanlandırıyor hem de ürkütüyor birazcık.

Konuşmacı demek ki o da sohbet dinlemek istiyor, size yaklaşarak deyip devam etti sözüne.

“İyi nedir, bilir misiniz? İyi, sizin o güzel kalbinizi o genç ve temiz kalbinizi mutlu eden şeylerdir. Kötülük ise sizin kalbinizi sıkan daraltan şeylerdir.” Bu sözü, yarın okul açıldığında arkadaşlarınıza söyleyin. Çünkü çocukların kalbi temizdir, iyidir ve kötüyü ayıracak kalitededir, öyle yaratılmıştır.

“Kalp ameliyatı” dedik ama kalbimizde iman, ihlas, samimiyet olduğu zaman tüm insanlara öyle bakarız... “Yaratılanı sevdim Yaratandan ötürü” deriz bizim Yunus gibi. Gönlümüzü temiz tutmamız için Allah'ın yasak kıldıklarından uzak durmamız gerekir. Bakın çevrenize şimdi... Kapkaranlık gökyüzü, yıldızların süslediği bir gökyüzü altında kamp ateşinin çevresinde sohbet dinliyorsunuz. Bu gökyüzü, Kur’an-ı Kerimin ayetleri arasında var mı? Var! Yıldızlar var mı? Var! Topraktan bahsediyor mu? Bahsediyor. Ağaçlardan, gölgeden bahsediyor mu bahsediyor.

Dolayısıyla biz, Kur'an ayetleri misali tabiat ayetlerinin arasında oturmuş sohbet yapıyoruz.”

Aha bundan da çok etkilendiğimi hissediyorum. Ama apayrı renkleri gösterir gibi sanki birbirinden ayrı konulardan bahsediyordu.

“Ayna kimdir?” diye akılda yapışıp kalan değişik bir soru attı ortaya.

Ayna, arkadaştır. Ne diyor atalar: “Söyle bana arkadaşını söyleyeyim sana kim olduğunu.”

“Hadis-i şerif değil miydi bu?” diye hatırlattı bir kardeşim. Evet, peygamberimizin sözünü araya sıkıştırmaya çalıştı. Evet, doğru Peygamberimiz de “Kişi arkadaşının dini üzeredir” buyuruyor. Dolayısıyla siz buraya aynı amaç ve aynı niyetle gelmiş insanlarsınız. Birbiriniz için hayır kapısı olmuşsunuz. İşte aradığımız gençlik böyle bir gençliktir. Beklenen gençlik, bu gençliktir.”

Hoca heyecanlandı biz coştuk vallahi. Biz unutur muyuz bu sohbeti. Devam...

“Mesela, yaptığınız işler de sizin için bir aynadır. Ne der şair: “Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz!” Bakın siz burada namaz kılıyorsunuz, güzel sözler öğreniyorsunuz, birbirinize güzel hitap ediyorsunuz. İşte yaptığınız şeyler bunlarsa ve bunlar sizin aynanız ise hakikaten siz iyi insanlarsınız, güzel insanlarsınız.

Bir de cep telefonlarımız ayna misalidir. Nerelerde geziyoruz, neler yazıyoruz, nelerle oynuyoruz, neyle oyalanıyoruz, meşguliyetiniz nedir? Hepsi orada belli ama yine de tıkladığımız beğendiğimiz her yerde parmak izlerimiz kalıyor. Onu araştıranlar, analiz yapanlar bizim hakkımızda nasıl biri olduğumuzu biliyor. Nasıl bir insan olduğumuz ortaya çıkıyor.” Biz tabii şok, şok , şok...

Evet, ateşin aydınlattığı kamp alanındaki muhabbet böylece nihayete eriyordu.

Müsaade istenip ayrılacakken bu gençlerin yapmış olduğu patenli futbolu çok merak ediliyordu kır saçlı hoca. En yakın zamanda bu gençleri sahalarda izlemek için randevulaşıp ayrıldı. Ama açık kalp ameliyatı yarım kaldı. Çünkü kalp havuzuna bağlı kanallar hala açık.

AHMET TAŞTAN