Bir gece düşünün; yazdan kalma, sıradan sıcak bir Temmuz gecesi. Bir gece düşünün; vatan nöbetinde olan askerlerin vatanın birçok köşesine dağılıp korku saçtığı.
Bir gece düşünün; milletin meclisinin bombalandığı, köprülerinin tutulduğu, hava limanlarının kapatıldığı, yayınların kesilmeye çalışıldığı, tankların sokağa sürüldüğü, uçakların kendi halkına ateş açtığı kâbus gibi bir gece…
Milletin askerinin millete silah tuttuğu, karşı koyan kim olursa kadın-çoluk-çocuk demeden öz vatandaşını acımadan vurduğu akıl almaz bir gece…
Vicdanları kararmış, aklı körleşmiş bir zihniyetin milleti ele geçireceği yanılgısına düştüğü, dini değerlerin suiistimal edilerek inancı dahi hain emellerine alet eden, batılı hak ile değişen korkunç, fütursuz bir anlayışın mensup olduğu bir örgüt.
Öyle ki düşmandan daha tehlikeli, kendini saklarken halktan biri gibi oysa gerçekte münafığın teki. Yıllarca kurguladığı haince planı uygulamak maksadı ile kendini gizleyen, hem milletin manevi değerlerini kullanan hem de devletin her kademesine sinsice sızan ve bu uğurda her türlü hileyi, tuzağı mubah gören, bir de bunu yaparken vicdanen rahatsızlık hissetmeyen saplantılı bir anlayışla yaptığı her şeye kendine göre kılıflar uyduran sapkın bir yapı karşımızda duruyor…
Kendisi gibi görünmeyen her türlü görüşe karşı, eğer sorgulayan bir durum görürse şantaj ya da kumpasa başvuruyor.
Her kademeye çöreklendiği için karşısında olanları ötelemesi kolay oluyor. İşin en acısı, bunları yaparken normal görmesi ve bir inanış adına bunları yapmaktan çekinmeden gerçekleştirmesi oluyor.
Yanlış bir bakış açısına rağmen, inanış hiç sorgulanmadan, akıl terazisinde tartılmadan körü körüne devam ettiriliyor. Aslında biraz kurcalansa yapılan yanlış uygulamalar, yalanlar, çalınan sorular, kendini gizleme uğruna vazgeçilen ibadetler, tuhaf bir yapı içinde olunduğunu aşikâr ediyor.
Ancak insanoğlu aklını kiraya verdiği vakit şirazesi kayıyor ve kendini unutup robotlaşıyor. Ve maalesef ki dini bir kisve altına gizlenen bu cemaat yapısı, ülkemizi çökertmek isteyen dış mihrakların da desteği ile içimizde gizlice büyüyüp yayılıyor.
Eğitimden sağlık sektörüne, adli yapılardan askeri teşkilatımıza, devlet kademelerinden diyanetimize, vatanımızın her bucağını bir ahtapot misali sarıyor. Dışarıdan güzel işler yapıyor gibi göründüğü için de elini kolunu sallayarak rahatça at koşturuyor…
En büyük amacı “Allah rızası” olan samimi müminlerin niyetlerini kullanmaktan hayâ etmeden, maddi manevi her türlü desteği alarak hain emellerine katıp karıştırıyor. Kendince büyük bir güç haline geldiğini hissettiği anda da hortluyor.
Hiç beklenmedik bir anda karanlık niyetini karanlık bir anda gecede gerçekleştirmek için meydanlara çıkıyor. Sinsice gizlice hazırladığı tuzağını uygulamaya başlıyor. Ancak hesap edemediği bir şey var, “ Tuzak kuranların en hayırlısının Allah olduğu gerçeği” ile karşılaşıyor.
Milletin yedisinden yetmişine korkusuzca vatanını koruması gerçeği tokat gibi suratına çarpıyor. Türk halkının kahramanlığının geçmişte kalmadığının söz konusu vatan olduğunda gözünün ne kadar kara olduğuna bir kez daha tarih şahitlik ediyor.
Çanakkale’deki dedelerinin torunları sahip çıkıyor, vatanına, bayrağına, devletine hem de tankların altına yatmaktan kaçmayarak, namlunun önüne geçmekten tereddüt etmeyerek, baba-oğul beraber can vererek, haini alnından vurduktan sonra 30 kurşunla şehit olarak karşılık veriyor.
251 vatan evladı şehadete yürüyor, binlercesi ise gazilik mertebesine ulaşıyor. Milletin çocukları, milletin iradesine canı pahasına sahip çıkıyor. Geçmişindeki darbelerin vatanını ne hale getirdiğinin bilicinde olarak, bayrağının ve özgürlüğünün ne olduğunun idrakinde olarak direniyor ve biiznillah karanlığı aydınlığa çeviriyor…
Sözün özü; … “Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız
Ve vatansız bırakma, Allah'ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslüman sız bırakma, Allah'ım!” ( ARİF NİHAT ASYA)
Sevda ÇEVİK