Merhaba İnegöl'ün güzel insanları! İnegöl'ün tarih ve kültürüne dair yazılarımıza devam ediyoruz.
Giriş: Coğrafya sadece topraktan ibaret değildir; o, bağrında sakladığı isimlerle şanlı bir tarihi, unutulmaz kahramanları ve bir milletin köklerini geleceğe taşır. Bugün rotamızı İnegöl’e çeviriyor; kelime anlamı "artmış, artırılmış, büyümüş" olan ve bugün bir köye, bir dereye, bir geçide adını veren efsanevi komutan Mezit Bey’in ve onun adını yaşatan toprakların izini sürüyoruz.
Tarihin tozlu sayfalarını araladığımızda, karşımıza ilk olarak Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin’in rahlesinde yetişmiş, askeri dehasıyla göz dolduran güçlü bir komutan çıkar: Mezit Bey. Sultan I. Murad (Hüdavendigâr) devrinde Amasya Emirliği’nin Osmanlı mülküne katılması, bu vakur komutanın da kaderini değiştirir. O dönemde Amasya’ya Sancak Beyi olarak atanan Şehzâde Beyazıt’ın (Yıldırım Beyazıt) etrafında toplanan seçkin beyler ve bilginler halkasına Mezit Bey de dahil olur. Şehzâdeye olan sadakati ve bağlılığı, onu Kosova düzlüklerine kadar taşır. Birinci Kosova Savaşı’nda Rumeli semalarında yankılanan nâralarda, Osmanlı zaferi için koşan yiğitlerin en ön safında yine o vardır.
Kosova’nın ardından Osmanlı devlet kademelerinde tırmanışını sürdüren Mezit Bey’i, Sultan II. Murad Han devrine geldiğimizde devletin en kritik askeri makamlarından biri olan "Emîr-i Ahûr" (Saray Ahırları ve Süvari Birlikleri Sorumlusu) olarak görürüz. Ancak tarih, onun adını sadece saray odalarına değil, 1442 yılının o amansız Osmanlı-Macar mücadelesine de altın harflerle kazıyacaktır. Yanko Hünyad komutasındaki Macar ordusuna karşı Hernanstad Şehri yakınlarında verilen o çetin mücadele, Osmanlı ordusunun tarihteki ilk büyük mağlubiyetlerinden birine sahne olur. Bu trajik savaşta, Emîr-i Ahûr Mezit Bey’in komuta ettiği yirmibeş bin kişilik Osmanlı birliği kahramanca çarpışır. Başta Mezit Bey ve evlatları olmak üzere, bu birliğin büyük kısmı o topraklarda şehadet şerbetini içer. İşte bu asil komutanın bölgeye sunduğu hizmetlerin ve adının hatırası, bugün İnegöl yöresinde adeta bir coğrafya mührü gibi yaşamaktadır.
Günümüzde İnegöl coğrafyasına baktığımızda, Mezit ismi adeta her köşe başında yankılanır. Tekke-Aksu Köyü’nden başlayarak İnegöl Ovası’na doğru süzülen ve tek bir dere yatağını oluşturan o gür akarsuyun adı Mezit’tir. Aynı zamanda İnegöl’deki meşhur “Sınır Beli” geçidinin ve bu derin vadide kilometrelerce uzayıp giden derenin adı da bu ulu komutandan miras kalmıştır. Bu durum, şöhretli devlet adamı Emir-i Ahur Mezid Bey’in bir dönem bu topraklarda bizzat hizmet verdiğinin en somut kanıtı olarak kabul edilir.
İnegöl’ün güneydoğusunda, Domaniç Dağları’nın Ahî Dağı’na en çok yaklaştığı engebeli ve çok parçalanmış bir arazide kurulu olan Mezit Köyü, adını bu derin tarihî mirastan alır. Sınır Beli diye adlandırılan o kritik geçidin yanı başında, geniş orman denizlerinin kucağında yer alan bu köyün eski adı ise "Uzunbarış"tır.
Köyün sakinleri etnik yapı itibariyle Kafkas kökenlidir. Halk arasında 93 Muharebesi olarak bilinen 1876-1877 Türk-Rus Savaşı’nın ardından doğup büyüdükleri Kafkasya topraklarından Anadolu’ya göç etmek zorunda kalmış ve devlet eliyle bu stratejik yöreye iskân edilmişlerdir. Yakın çevresinde Eski Karacakaya, Tüfekçi Konak, Osmaniye (Kanlıkonak) ve Güneykestane köyleri bulunan Mezit halkı, geçimini bugün de kısmen tarım, kısmen de bu sık ormanların sunduğu orman ürünleriyle sağlamaktadır.
Geçmişin şanlı zaferleri, şehadetleri ve göç hikayeleri İnegöl'ün bu yeşil vadisinde, Mezit adında birleşmiştir. Ne mutlu coğrafyasının adında tarihini okuyabilenlere...
Sıradaki yazımızda görüşmek üzere! Yaşam sevinciniz eksik olmasın!
MURAT ALTIN