Çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunu (DEHB) sıklıkla duymuşuzdur. Dünya genelinde çocuk ve ergenlerde görülme sıklığının yaklaşık %5–8 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Ebeveynler hiperaktiviteyi genellikle aşırı hareketlilik veya bitmek bilmeyen bir enerji olarak tanımlar. Ancak bu durumun klinik boyutu yalnızca çok hareketli olmakla sınırlı değildir.

DEHB'yi genel olarak üç belirti alanında ele alırız: dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik. Bu belirtiler her çocukta aynı şekilde görülmeyebilir. Bazı çocuklarda dikkat sorunları ön plandayken bazılarında hareketlilik ve dürtüsel davranışlar daha belirgin olabilir.

Dikkat, en basit tanımıyla çevremizde pek çok uyaran bulunmasına rağmen odağımızı belirli bir noktaya yöneltebilme ve ilgisiz uyaranları geri planda tutabilme becerisidir. Bu becerinin yaşa ve gelişim düzeyine uygun olması önemlidir. Özellikle okul çağındaki bir çocuğun öğretmenini dinleyebilmesi, anlatılanları takip edebilmesi ve dikkatini öğrenme süreci boyunca sürdürebilmesi beklenir. Dikkat becerisindeki güçlükler, çocuğun akademik ve sosyal yaşamını etkileyebilir.

Hiperaktivite ise yaşa ve içinde bulunulan duruma uygun olmayan aşırı hareketlilik ve konuşma davranışlarıyla kendini gösterebilir. Çocuk, oturması gereken bir ortamda sürekli hareket etme ihtiyacı duyabilir veya sessiz kalmakta zorlanabilir. Burada önemli olan yalnızca hareketli olmak değil, bu davranışların çocuğun gelişim düzeyine kıyasla ne kadar yoğun olduğu ve günlük yaşamını nasıl etkilediğidir.

Dürtüsellik ise kişinin bir davranışta bulunmadan önce durup düşünmekte, tepkilerini kontrol etmekte ve davranışının olası sonuçlarını değerlendirmekte zorlanması olarak açıklanabilir. Özellikle çocuklarda başkasının sözünü kesmek, sırasını beklemekte güçlük çekmek, soru tamamlanmadan cevap vermek veya bir oyunda sırasını beklemeden öne geçmek gibi davranışlarla kendini gösterebilir.

Dürtüsel davranışlar bazen çocuğun kendisini veya çevresindekileri tehlikeye atmasına da neden olabilir. Örneğin, çevresini yeterince değerlendirmeden aniden yola çıkması ya da riskli bir davranışta bulunması, dürtülerini kontrol etmekte yaşadığı güçlüğün bir sonucu olabilir. Bu çocuklar zaman zaman sabırsız davranabilir ve eylemlerinin sonuçlarını değerlendirmekte zorlanabilirler. Ancak bu durum, çocuğun bilerek yaramazlık yaptığı veya kurallara uymak istemediği anlamına gelmez.

Peki, çocukların öz düzenleme becerilerini geliştirmelerine nasıl yardımcı olabiliriz?

Öncelikle her hareketli veya sabırsız çocuğun DEHB tanısı almayacağını unutmamalıyız. Çocuğun yaşını, gelişim düzeyini, davranışlarının farklı ortamlarda görülüp görülmediğini ve günlük yaşamını ne ölçüde etkilediğini değerlendirmek gerekir. Tanı ve tedavi sürecinde çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanlarının değerlendirmesi önemlidir.

DEHB tanısı alan çocuklarda tedavi, çocuğun ihtiyaçlarına göre planlanır. Ebeveynlere yönelik bilgilendirme ve destek, davranışsal müdahaleler ve okulda sağlanan düzenlemeler bu süreçte önemli bir yer tutar. Gerekli görülen durumlarda çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı ilaç tedavisini de değerlendirebilir.

Unutmamalıyız ki çocukların davranışlarını kontrol etmeyi öğrenmeleri zaman ve destek gerektirir. Onları yalnızca davranışları üzerinden yargılamak yerine, bu davranışların altında yatan güçlükleri anlamaya çalışmak; sabırlı, tutarlı ve destekleyici bir yaklaşım benimsemek gelişimlerini olumlu yönde etkileyebilir.

Psk: Zehra ŞEN