Bir harfin bir sırrı, bir sayının bir anlamı, bir ismin görünmeyen bir gücü olabilir mi?
İnsan, bilmediği şeylerin kapısını her zaman merakla çaldı. Gökyüzüne baktı yıldızları yorumladı. Sayılara anlam yükledi. Harflerin yalnızca kelimeleri değil, görünmeyen dünyaları da anlattığına inandı. Duaların, isimlerin, sembollerin ve sayıların insan kaderinde bir karşılığı olabileceğini düşündü. İşte bu merakın İslam dünyasındaki en esrarengiz alanlarından biri karşımıza çıkıyor: Havas ilmi...
“Havas” kelimesi Arapçada “özellikler, hususi nitelikler” anlamına geliyor. İlm-i havâss ise en basit ifadeyle; bazı harflerin, sayıların, isimlerin, duaların, ayetlerin ve sembollerin kendilerine özgü gizli veya manevi tesirleri bulunduğu düşüncesine dayanıyor. Fakat burada ince bir çizgi var.
Havas ilmi, modern anlamda bir “bilim” değil. Daha çok yüzyıllar boyunca oluşmuş ezoterik, mistik ve dini geleneklerin kesiştiği bir alan. Ve belki de tam bu nedenle insanı bu kadar meraklandırıyor.
BİR HARF SADECE BİR HARF MİDİR?
Bugün “A” dediğimizde aklımıza yalnızca bir harf gelir. Fakat eski kültürlerde harflerin bundan çok daha fazlası olduğuna inanılıyordu. Harfler bazen sayılara karşılık geliyordu. Sayılar kozmik düzenin sembolü kabul ediliyordu. Kelimeler ise yalnızca anlam taşımıyor, aynı zamanda sayısal değerler de taşıyordu. İslam kültüründeki ebced hesabı işte burada devreye giriyordu. Arap alfabesindeki harflere belirli sayısal değerler verilerek kelimelerin toplamları hesaplanıyordu. Bir ismin sayısal karşılığı... Bir kelimenin başka bir kelimeyle olan sayı ilişkisi... Bir tarihin harflerle ifade edilmesi... Ve zaman zaman bütün bunların arkasında gizli bir anlam aranıyordu. Bugün bize garip gelebilir. Ama eski insan için sayı yalnızca matematik değildi. Sayı, evrenin diliydi.
“ELİF LÂM MÎM” NE ANLATIYOR?
Kur'an'ın bazı surelerinin başında bulunan Elif Lâm Mîm, Elif Lâm Râ, Hâ Mîm gibi harfler yüzyıllardır merak konusu. Bunlara hurûf-ı mukattaa deniyor. Bunların kesin anlamı konusunda farklı yorumlar yapılmış olsa da önemli bir gerçek var: Kesin anlamlarının ne olduğu konusunda İslam geleneğinde ortak bir açıklama yoktur. (Doğrusunu Allah bilir) İşte gizem tam da burada başlıyor. Çünkü insan zihni boşlukları sevmez. Bir cevap bulamadığında kendi cevabını üretmeye başlar. Bazı ezoterik gelenekler bu harflerin yalnızca seslerden ibaret olmadığını, daha derin sembolik anlamlar taşıdığını düşündü. Harf... Sayı... Ses... Titreşim... Ve nihayetinde “gizli anlam” arayışı.
VEFAK MI, VEFK Mİ? Havas denildiğinde karşımıza çıkan en meşhur kavramlardan biri de vefklerdir. Vefk, genellikle sayıların veya harflerin belirli bir düzen içerisinde karelere yerleştirildiği tablolardır. Dışarıdan bakıldığında basit bir matematik tablosunu andırabilir. Fakat havas geleneğinde bu tabloların özel anlamları olduğuna inanılmıştır. Bazıları korunma... Bazıları bereket... Bazıları şifa... Bazıları başka amaçlarla ilişkilendirilmiştir. Burada yine önemli bir ayrım yapmak gerekir: Bir inanışın tarih boyunca var olmuş olması, onun bilimsel olarak kanıtlandığı anlamına gelmez. Vefklerin doğaüstü güçlere sahip olduğuna dair modern bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır. Ama tarih açısından bakıldığında son derece ilginçtir. Çünkü insanlığın matematik ile mistisizmi bir araya getirme arzusunu gösterir.
KİTAPLARIN EN ESRARENGİZİ: ŞEMSÜ'L-MAÂRİF
Havas ilmi denildiğinde mutlaka adı geçen eserlerden biri Şemsü'l-Maâriftir. Eser, gelenekte Ahmed el-Bûnî'ye nispet edilir. Kitap etrafında yüzyıllardır büyük bir gizem oluşmuştur. Harfler... Sayılar... Esma... Dualar... Vefkler... Semboller... Ve çeşitli ezoterik uygulamalar. Bu nedenle eser zamanla halk arasında adeta “gizli ilimlerin kitabı” gibi algılanmıştır. Fakat burada da dikkatli olmak gerekiyor. Şemsü'l-Maârif'in farklı dönemlerde farklı nüshaları ve versiyonları vardır. Eserin içeriği, tarihsel aktarımı ve Ahmed el-Bûnî'ye aidiyeti konusunda akademik tartışmalar bulunmaktadır. Yani internette karşımıza çıkan: “Bu kitapta şu kesin sır var.” “Bûnî dünyanın bütün gizemlerini çözmüştü.” gibi cümlelerin tamamını gerçek kabul etmek mümkün değil. Ancak kitabın kendisi ve etrafında oluşan gelenek, başlı başına araştırılmaya değer.
PEKİ HAVAS İLMİ GERÇEK Mİ? İşte asıl soru bu. Cevap ise hangi anlamda “gerçek” dediğimize bağlı. Eğer sorumuz: “Bir harfi veya sayıyı kullanarak doğaüstü bir sonucu bilimsel olarak meydana getirebilir miyiz?” ise... Bugüne kadar bunu doğrulayan güvenilir bilimsel kanıt bulunmuyor. (Doğrusunu Allah bilir) Ama sorumuz: “İnsanlar gerçekten buna inandı mı?” ise... Kesinlikle. Üstelik yüzyıllar boyunca. Ve bu inanç bize insan zihni hakkında çok şey anlatıyor. Çünkü insan yalnızca görünen dünyayla yetinmiyor. Görünmeyenin de bir dili olduğuna inanmak istiyor.
BELKİ DE ASIL GİZEM BAŞKA YERDE... Düşünün... Bir insan eline bir kitap alıyor. Bir kelime yazıyor. Harflerini sayılara çeviriyor. Sayıları bir tabloya yerleştiriyor. Sonra o tablonun evrenle, kaderle veya insan ruhuyla bir bağlantısı olduğuna inanıyor. Bugün bunu mistik bulabiliriz. Ama bundan bin yıl önce yaşayan bir insan için bu düşünce hiç de anlamsız değildi. Çünkü o dönemin dünyasında matematik, astronomi, tıp, felsefe, din ve metafizik bugünkü kadar kesin çizgilerle birbirinden ayrılmış değildi. Belki de havas ilminin en ilginç tarafı burada yatıyor. Havas bize doğaüstü güçlerin gerçekten var olduğunu kanıtlamıyor. Ama geçmişte insanların evreni nasıl anlamlandırmaya çalıştığını gösteriyor. Ve bu, başlı başına büyüleyici.
GİZEMİN KAPISI; Bugün teknoloji çağında yaşıyoruz. Telefonumuzla dünyanın öbür ucundaki insanla konuşuyoruz. İnternete her soruyu soruyoruz. Mars'ın yüzeyini görüntülüyoruz. Atomun içine bakmaya çalışıyoruz. Ama buna rağmen insanın içindeki o eski merak hâlâ ölmedi. Hâlâ yıldızlara bakıyoruz. Hâlâ eski kitapların sayfalarını çeviriyoruz. Hâlâ “Acaba bilmediğimiz bir şey var mı?” diye soruyoruz. Belki de bu yüzden havas ilmi yüzyıllar sonra bile ilgimizi çekiyor. Çünkü meselenin merkezinde aslında büyü/gizem değil... İnsan var.
Bilinmeyeni bilmek isteyen insan.
Görünmeyeni görmek isteyen insan.
Bir harfin ardında anlam...
Bir sayının ardında düzen...
Bir duanın ardında umut...
Ve bütün bunların ötesinde, evrenin bize söylemek istediği gizli bir söz olduğuna inanmak isteyen insan. Belki havas ilminin gerçek sırrı da budur: İnsan, binlerce yıldır evrenin şifresini arıyor. Ve belki de en büyük gizem... O şifrenin gerçekten evrende mi, yoksa insanın kendi zihninde mi saklı olduğu. Kim bilir? Belki de kapı hâlâ orada. Bir kitabın sayfaları arasında... Bir harfin içinde... Bir sayının ardında... Veya İlahi kelamda, bizi bekliyor. Ortada kitap yok iken bile gelen “OKU” emri neyi işaret ediyor?
Alak Suresi İlk 5 Ayet: Bismillahirrahmanirrahim…
|
1- Ikra' bismi rabbikelleziy halak 2- Halekal'insane min 'alak 3- Ikre' ve rabbükel'ekrem 4- Elleziy 'alleme bilkalem 5- Allemel'insane ma lem ya'lem |
1-2."Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı "alak" dan yarattı. 3. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır. 4-5. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir. |
Bekir Aydoğan