Bazı zamanlarda içimizden hiçbir şey yapmak gelmez.

Çok istediğimiz bir şeyi yapmaya üşenir, erteler ve bazen ertelediğimiz şeyi devam ettirecek gücü kendimizde bulamayız.

Üstelik bu, çok hevesle başladığımız bir şey için bile geçerli olabilir.

Diyete ve sağlıklı yaşama başlamak için pazartesiyi beklemek, çok gerildiğimiz bir sınav veya mülakat için çalışmaya başlayamamak ya da çok daha basit günlük işlerimizi yerine getirirken bile ayağa kalkacak gücü kendimizde bulamamak…

Motivasyon eksikliği hayatın pek çok alanında karşımıza çıkabilir.

Özellikle çalışan insanlar için iş hayatının dışında yeni alışkanlıklar edinmek veya kendilerine zaman ayırmak çoğu zaman zor olabilir.

Bakmakla yükümlü olduğu bir bebeği ya da çocuğu olan kişiler için ise kendi ihtiyaçları ve istekleri zaman zaman ikinci planda kalabilir.

Peki tüm bu görev ve sorumluluklarımızın dışında biz kimiz?

Hayatımızı şekillendiren alışkanlıkları gerçekten istediğimiz için mi sürdürüyoruz, yoksa yapmamız gerektiğini düşündüğümüz için mi?

Eğer cevabımız ikincisiyse, bizi harekete geçiren temel unsurun kendi isteğimizden çok bir gereklilik duygusu olduğunu söyleyebiliriz.

Bu durum kısa vadede bizi harekete geçirse de uzun vadede sürekli “zorunda olmak” üzerinden ilerlemek kişiyi yorabilir ve tükenmişlik hissini artırabilir.

Belki de bu nedenle motivasyonu yalnızca “bir şeyi yapabilmek için kendimizi zorlamak” olarak düşünmemek gerekir. Bazen ihtiyacımız olan şey daha fazla disiplin değil, neyi neden yapmak istediğimizi yeniden hatırlamaktır.

Örneğin, sorumluluklarımızın dışında gerçekten bizi mutlu edeceğini bildiğimiz alışkanlıkları küçük hedeflere dönüştürmek, başlamaya üşendiğimiz ama bir o kadar da heveslendiğimiz bir şeye pazartesiyi beklemeden bugün başlamak ya da yalnızca yapmak istemediğimiz bir şeyi yapmaktan vazgeçebilmek…

Tüm bunlar, kişinin kendisiyle olan ilişkisini güçlendirebilir; kendisini daha huzurlu, daha dengeli ve kendi seçimleriyle daha barışık hissetmesine yardımcı olabilir.

Belki de motivasyonu yeniden kazanmak, kendimizi her zaman daha fazlasını yapmaya zorlamak değildir.

Bazen gerçekten istediğimiz bir şeye küçük bir adım atmak, bazen uzun zamandır ertelediğimiz bir şeyi denemek, bazen de artık bize iyi gelmeyen bir şeyi bırakabilmektir.

Çünkü hayat yalnızca yerine getirmemiz gereken sorumluluklardan ibaret değildir.

Kendi isteklerimize, ihtiyaçlarımıza ve bizi mutlu eden şeylere de yer açabildiğimizde, belki de aradığımız motivasyonun aslında kendimizden çok uzakta olmadığını fark edebiliriz.

Psk: Zehra ŞEN