Hayatımızın belli dönemlerinde duygularımızın ve düşüncelerimizin üzerimize geldiği zamanlar olmuştur.

İkili ilişkilerimizde yaşadığımız problemler, sorumluluklarımızın altından kalkamamak ya da sadece yeni bir güne başlayacak cesareti ve umudu kendimizde bulamamak…

İşte bu gibi zamanlarda yardım almak, ihtiyacımızı fark edebilmek ve bunun sonucunda terapiye gitmek kendimize yapabileceğimiz en önemli iyiliklerden biridir.

Terapiye gitme fikri çoğu insan için karşılaşacağı olası etiketlemeler nedeniyle uzak bir ihtimal gibi görünebilir.

Ancak ruh sağlığı desteği almak, bireyin zayıflığına değil, farkındalığına ve kendine verdiği değere işaret eder.

Psikolojik destek almak, duygularımızı, düşüncelerimizi ve davranış kalıplarımızı anlamamıza yardımcı olur.

Karşımızdaki insanların davranış ve söylemleri karşısında kendimizi savunabilmemize, koruyabilmemize ve hatta güçlenmemize katkı sağlar.

Problem çözme becerilerimizi geliştirmemize, olaylara farklı bakış açılarıyla yaklaşmamıza ve bunun sonucunda benliğimizde farkındalık temelli bir değişim yaşamamıza zemin hazırlar.

Peki, tüm bunların yanında terapi ne değildir sorusuna da cevap vermek isterim.

Terapi, kendimizi pohpohladığımız ya da terapistimizden sürekli onay aldığımız bir ortam değildir.

Evet, terapist danışanını olduğu gibi kabul eder ve anlamaya çalışır, ancak bununla birlikte yönelttiği sorular ve kullandığı yöntemlerle kişiye içgörü kazandırmayı ve farkındalık geliştirmeyi amaçlar.

Terapi süreci, hayatımızdaki diğer insanları değiştirebileceğimiz bir alan da değildir. Çoğu zaman özel hayatında problem yaşayan kişiler, terapiye başkalarını şikayet etmek ya da onları değiştirmek amacıyla gelebilir.

İlk cümleler genellikle “Eşim beni anlamıyor”, “Çocuğuma sözümü dinletemiyorum” gibi ifadeler olabilir. Ancak unutmayalım ki terapiye kendiniz için gelirsiniz ve o koltukta oturan kişi sizsiniz.

Bir terapi seansından sonra kendinizi iyi hissetmeniz oldukça doğaldır; ancak zaman zaman yorgun, üzgün ya da zorlanmış hissetmeniz de aynı derecede doğaldır. Bu durum çoğu zaman sürecin işlediğine işaret eder. Yaraya dokunmadan iyileşmeye çalışmak yanıltıcı olabilir.

Bu nedenle sizi acıtan ve üzen deneyimlerin üzerine gitmek, onlar hakkında konuşabilmek kısa vadede zorlayıcı olsa da uzun vadede kalıcı bir dönüşüm ve daha sağlıklı bir ruhsal denge kazanmanıza yardımcı olur.

Unutmayalım ki terapinin amacı yalnızca sorunlara çözüm bulmak değildir; kişinin kendini tanıması, duygularını düzenleyebilmesi, ilişkilerini güçlendirmesi ve yaşam kalitesini artırmasıdır.

Terapi sürecinde kişi yaşadıklarını güvenli ve yargılanmadığı bir ortamda ifade eder; uzman ise bilimsel yöntem ve tekniklerle bu sürece rehberlik eder.

Zehra DURMUŞ

Psikolog & Aile Danışmanı