İnegöl, çocukluğumun, anılarımın, atalarımın şehri…
Binlerce yıl öncesine dayanan tarihi ile kendine özgü kültür üreten ve çoğalan, içinde farklılıklarıyla birlikte yaşadığımız tarihi ulu çınarların şehridir İnegöl.
Bir kente dışarıdan bakmak kolaydır. İstatistiklerle, tabelalarla, seçim sonuçlarıyla, aldığı göçlerle…
Ama bu sayıların kimin hayatına nasıl yansıdığı sorusu çoğu zaman sorulmaz.
İnegöl çalışkan bir kent.
Ama herkes aynı ölçüde geçinebiliyor mu?
Herkes aynı ölçüde güvende mi, güvenceli mi?
Bu kentin ürettiği zenginlik, bu kentte yaşayanlara adil bir şekilde dağılıyor mu?
Zor olan bir kente içeriden bakabilmektir: sokaklarıyla, emeğiyle, suskunluklarıyla ve yaşanmışlıklarıyla.
İnegöl; sanayisiyle anılan, çalışkanlığıyla övülen, “üreten şehir” diye tarif edilen bir yer. Bu doğru. Ama eksik.
Çünkü bir kenti yalnızca ürettikleriyle değil, yaşattıklarıyla anlamak ve yorumlamak ve öneriler geliştirmek, hayata taşımak gerekir. Ürettiğimiz söz havada kalmamalı, hayata taşınmalıdır.
Bu köşede akademik titizlikle, etik değerlere ve insana saygılı bir yaklaşımla tam da bunu yapmaya çalışacağız.
Bir fabrikanın vardiya saatini, tarihin her hangi bir kesitini, bir okulun bahçesini, bir mahallenin dönüşümünü, bir gencin umudunu, bir emeklinin geçim hesabını…
Bazen açık açık konuşacağız, bazen sorular soracağız. Bazen itiraz edeceğiz, bazen sadece kayda düşeceğiz.
Amacım kimseye akıl vermek değil. Kolektif aklı işe koşup İnegöl için çözümler üretmeye çalışacağız. Bildiğim, hiçbir şey bilmediğimdir, bildiğim; bilginin paylaşıldıkça çoğaldığıdır.
Yerel olan, sandığımızdan çok daha politiktir. Bir kaldırımın hali, bir aidatın artışı, bir okulun niteliği, bir parkın kimlere ait olduğu… Bunların hepsi “küçük meseleler” değildir. Bunlar, hayatın ta kendisidir.
Bu köşede;
– Eğitimden kentleşmeye,
– Emekten gençliğe,
–Tarımdan sanayileşmeye,
– Geçmişten geleceğe,
Gündelik hayattan büyük resme uzanan bir hatta yazılar olacak. Bu yazılarda katılmadığınız yerler, itiraz edeceğiniz cümleler olacak. Bizce güzel ve anlamlı olan budur. Çünkü şehirler, konuşulduğunda yaşar.
İnegöl üzerine düşünmeye, tartışmaya ve birlikte anlamaya niyetliyim. Bilerek ve inanarak söylüyorum; İnegöl Türkiye’dir. Eleştiri geliştirir, İnegöl’ü sevmek, onu eleştirmeye engel değildir. Aksine, gerçek sevgi tam da buradan başlar.
ERCAN EROĞLU