Savaşlar, ülkeler arasında ki sorunların çözümünde başvurulması gereken en son çare olması gerekir. Mışla, muşla, cakla, cukla insanların ölümüne sebebiyet verilmemeli. Lider o ki sorunların çözüm yöntemi olarak barışçı yolları seçebilendir. Kırmak, dökmek, vurmak, öldürmek, yakmak, yıkmak psikolojik olarak idin dışa vurumu olarak karşımıza çıkan bir vaka.

Malum Siyonist İsrail ile Siyonist uşağı Emperyalist katil ABD dünyanın sahibiymiş gibi davranmakta, kendilerini efendi diğer ülkeleri ise köle görmekteler. Bu düşünceyi daha da ileri bir aşama götürmek gerekirse dünyada katil Siyonistlerden başkasının yaşaması haram gibi değerlendirilmekte. Bu değerlendirme ışığı altında Siyonist katil İsrail ve onun uşağı katil ABD önüne gelen her ülkeye saldırıyor, savaş açıyor, onların kaynaklarına el koyuyor.

ABD’nin bu zamana kadar barış ve demokrasi getireceğim diye müdahale ettiği hiçbir ülkeye ne demokrasi, ne de barış geldi. Müdahaleden sonra durum eskisinden hep daha kötü oldu. Her nedense ABD’nin demokrasi getirmek istediği ülkelerin hepsinin tek özelliği var, o da yer altı kaynakları bakımından zengin olmaları.

Siyonist katil İsrail ile katil ABD komşumuz İran’a pervasızca saldırıyor. Kadınlar gününü kutladığımız bu günlerde masum 165 kız çocuğunu ve birçok yöneticiyi öldürdüler. Bu katliam yetmezmiş gibi İran halkına ait olan birçok tesisi de yok ettiler. Bütün bu eylemler hakkında hiçbir ülkeden doğru dürüst bir tepki sesi yükselmedi.

Siyonist İsrail ile katil ABD’nin İran’a saldırmaları, insanın aklına şu meşhur hikâyeyi getiriyor. Malum adamın birisi bulunduğu ortamda ördek denmesine gıcık oluyormuş. Bir gün çok samimi bir arkadaşıyla birlikte yürüyüş yapıyorlarmış, arkadaşı gökyüzüne bakıyor, bulut var. Arkadaşına dönerek bugün de hava çok bulutlu der.

Bunun üzerine ördek sözüne gıcık olan şahıs, arkadaşına kafa göz girer ve tabiri caizse onu haşat eder. Sopa yiyen ‘Yahu ben ne yaptım, bana niçin vuruyorsun?’ der. Bunu üzerine ‘E sen bana ördek dedin:’ der. Arkadaşı itiraz eder ‘Ben sana ne zaman ördek dedim der. Arkadaşı ‘Hava bulutlu dedin ya:’ der. Arkadaşı, bundan ördeği nasıl çıkardın der. O da ‘Hava da bulut dediğin için bulutlar yağmur olacak, yağmur yağacak, gölleri dolduracak, göllerde ördekler yüzecek. Bulut demekle ördek dedin.’ der.

Katil ABD ile Siyonist katil İsrail’in birçok ülkeye saldırmalarında ki bahaneler bu hikâyeye ne kadar da çok benziyor. Saldırdıkları ülkelerde; insan hakları yokmuş, demokrasi yokmuş, nükleer silah üretiyorlarmış, ileride katil sürüsü ülkelerine saldırı yapacaklarmış. Bu tür örnekleri daha da uzatmak mümkün. Hep mış mış mış.

Burada dile getirmek istediğim şey şu; gerek Gazze, gerekse İran konusunda İspanya’nın dik duruşuna şapka çıkarmamak mümkün değil. İspanya Başbakanı (ki benim için bir kahraman) Pedro Sanchez ABD ve İsrail’in katliamlarına ortak olmayacağını ifade ederek üslerini kullandırmayacağını deklare etti. Emperyalist ABD ise İspanya’yı ticaret ambargosu ile tehdit etti. Kahraman İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, katil ABD’nin ticaret ambargo şikesine boyun eğmeyeceğini ifade ederek yine bir kahramanlık yaptı.

İspanya; üslerini, katil ABD’ye kullandırmadığı için katil Trump tarafından sürekli tehdit ediliyor fakat aynı katil şizofren Trump, ülkemizi çok sevdiğini ifade ediyor. Bayram değil, seyran değil bu katil Trump bizi neden seviyor. Şeytan diyor ki acaba katil şizofren Trump’un ülkemizi sevdiğinin altında ülkemizde bulunan üslerin ABD tarafından kullanıldığı mı yatıyor.

Ne bileyim aklıma işte öylesine geldi. Şunu ifade edeyim ki kahraman ülkemin hep kahraman kalmasını istiyorum. Mazlum ve mağdurların katledilmelerinde umarım üslerimiz istihbarat maksatlı olsa bile inşallah kullanılmıyordur. Türk milleti her zaman mağdur ve mazlumun yanında olmuştur. Trump’un ülkemizi sevdiğini ifade etmesi pek hayra alamet değil. Malum katil Siyonistler ve onun uşakları sevmediği eşeği yemlemez.