Yeni çiftler dünya evine girmeden önce nikâh memuru çiftlere sırasıyla şu soruyu yöneltir ‘İyi günde veya kötü günde hanımefendiyi ya da beyefendiyi eş olarak kabul ediyor musunuz?’

Yeni çift olacak eşler de nikâh memuruna sırasıyla ‘Evet, evet’ derler ve nikâh tamamlanmış olur. Bu söz ile iki ayrı kişilik olan eşler bir mutabakata vararak aile olmanın temel şartını yerine getirmiş olurlar.

Ülkemizde sevinçlerin ve tasaların birlikte yaşandığı birçok olay var, bunların başında hiç şüphesiz milli ve dini bayramlar geliyor. Bayramlar, bir milleti millet yapan sevinçte ve tasada bir olmayı, diri olmayı, iri olmayı sağlayan değerlerdir.

Toplumların başına zaman zaman bazı musibet olaylar gelir, bu musibet olaylar; dağılmak, yok olmak üzere olan toplumları bir mucize eseri olarak bir arada tutmaya sağlayan çimento harcı gibi işlev görür. Nihayetinde kutsal kitabımızda meal olarak ; ‘Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlı olur; olur ki sevip arzu ettiğiniz bir şey de sizin için şer olur.

Allah bilir, siz bilmezsiniz.’ Burada dikkat edilmesi gereken şey çok hayırlıymış gibi görünen bir olayın sonu düşlendiği gibi hayırlı olmayacağı, hayırlı olmayacak gibi görünen bazı olayların sonucu ise hayırlara vesile olabileceğidir.

Yıllar önce yazarını ve yayınlandığı gazetenin adını net olarak hatırlamadığım bir köşe yazısını okumuştum, yazı beni çok etkilemişti. Millet olmanın iyi bir örneği olarak hafızamdan hiç silinmiyor. Köşe yazısının yayınlandığı yıllarda Hindistan da açlık hüküm sürmekteydi.

Köşe yazarı ile Hindistan Başbakanı birbirlerini iyi tanıyan yakın dost. Bu dostluğa istinaden köşe yazarı Hindistan Başbakanına şöyle bir yazı yazıyor. ‘Sayın haşmet mabetleri ülkenizde açlık hüküm sürmekte ve insanlar açlıktan ölmekteler. Sokaklarınızda başıboş gezen birçok inek var. Halkınızın açlığını gidermek için bu inekleri halkın gıda ihtiyacını gidermek için kullansanız olmaz mı?’

Hindistan Başbakanı şöyle cevap verir. ‘Sevgili dostum, ülkemiz insanın açlıktan kurtulması için önerdiğiniz öneri, bizim milletimizin millet olmasını sağlayan değerdir. Bir millet, kendisinin var olmasını sağlayan değerini ortadan kaldırdığı zaman o millet nasıl millet olur? Hindistan’ı Hindistan yapan ineğin tanrı olarak kabul edilmesidir. Tanrı yok olursa millet nasıl var olacak?

Milletimizi millet yapan milli ve dini bayramlarımızı bazı gruplar birbirinin husumeti olarak görmekte, aralarında sanki kan davası varmış gibi algılanmalarını sağlamakta, kanlı bıçaklı rakip gibi hareket etmeleri için ellerinden gelen her türlü gayreti göstermekteler.

Milletimizi millet yapan en önemli değerlerin içinde hem dini bayramlarımız hem de milli bayramlarımızın varlığı gelmektedir. Türk Milletini millet yapan bu iki unsur hakkında bazı insanların ileri geri konuşması, karşı görüşü yok sayması, milletin değerlerinin aşağılanması, toplumsal mutabakatı zedelediği gibi halkın millet olma vasfını da zedelemekte.

Dini Bayramların varlığını, cumhuriyetin varlığına tehdit gören bazı kesimler de dini bayramlar hakkında ileri geri konuşmakta, vicdanen milletin manevi değerleri ile barışık olması gerekirken milletin değerlerine saygısızlık göstermekte, bu saygısızlık doğal olarak toplumsal mutabakatı olumsuz etkilemekte.

Kurban bayramında ibadet için kesimi yapılan kurbanlar için laf edenler, ileri geri konuşanlar başka zamanlarda oburca tıksırıncaya kadar et yiyenler yediklerine bir laf etmez ama kurban bayramında kesilen kurban için hayvanseverlik duygularını ön plana çıkarırlar.

Dini bayramlara karşı saygısız davranışlarıyla cumhuriyeti yücelteceğini zannedenler, toplumsal mutabakatın temeline dinamit attıklarını unuturlar.

Muhafazakâr zihniyete sahip olduğunu iddia edip cumhuriyetin değerlerine saldıranların sayısı da azımsanmayacak kadar çok. Bazı meczuplar; milli bayramları, dini bayramların varlığına tehdit olarak görmekteler, milli bayramlar hakkında olumsuz paylaşımlarda bulunmakta, milli bayramların gereksizliğini savunmaktalar.

Cumhuriyetin kuruluş felsefesini canlı tutmak için kutlanan milli bayramların varlığı, dini bayramların varlığına tehdit oluşturuyormuş algı oluşturmaktalar. Bu kesim dini vecibelerin yerine getirilmesi; fikri hür, vicdanı hür ve kendisi hür insanlar için farz olduğunu unuturlar.

Bayramlar toplumsal mutabakatımızın tapusudur. Milli bayramlar; halkımızı, millet yapan en önemli değerimiz olduğu gibi dini bayramlar da milletimizin Müslüman kimliğinin en önemli göstergesidir.

Bayramlar birbirlerinin alternatifi değil birbirlerini bütünleştiren toplumsal mutabakat değerleridir. İyi günde veya kötü günde her zaman ve her yerde bu ülke için hep birlikte nice bayramlar yaşamak dileğimle.

ÖZER YILMAZ

Kaynak: gencgazete.net