(Dünden devam)

Delikanlı unutulmuş bir şeyi hatırlatmanın iyi olacağını düşünerek Sevdasına: "Biz, bir ömür birlikte yaşamayacak mıyız? Biz inancımızı yaşamaya azmetmedik mi? Müslümanca yaşamaya engeller çıkarıldığı dönemlerde direnmiyor muyduk, mücadele etmiyor muyduk? Şimdi ne oldu bize? Her türlü imkan içinde dinimizi özgürce yaşayabilecek bir devirde esirmişiz gibi eski alışkanlıklarımızı devam ettirmenin anlamı ne?

"Niye böyle yapıyorsun?" diye kimseye karışılmıyor işte... Kimse bize karışmamalı... Biz nikahımızı kıydığımız en mutlu günümüzde en sağlam bağ aile bağlanmalıyız. Sevdam, nikah devletler üstü bir şey... İnsanların birbirine gönülden bağlı olmaları ve verilen sözlere sadıkane yaşamaktır asıl olan. Belki dinin nikah usulü bile bir sonraki aşamadır. Hele hele laik algının kalıpları içinde oluşturulan nikahlanma formatı bile bir formdur, bir biçimdir.

Karşılıklı sözleştiğimizde ve o söze sadakat gösterdiğimiz müddetçe nikah bağı hakikaten hasıl olur. Biz, bu hakikate bağlı olarak kuracağımız bu aile yuvasının biçimsel olarak İslami olması için müftümüzün nikah kıymasını talep diyorum. Sen ne diyorsun kara gözlüm?" dedi.

Ilık bir meltemin esmesiyle havuzdaki suyun yüzeyini yalayışı taze yeşil yaprakların nazlı nazlı titreyişinden habersiz, aşığının dudaklarından dökülen anlam incileri gönül kovasında topluyordu. Uzatılan mikrofonu fark edince, konuşma sırasının kendisine geldiğini bildi ve söze başladı usul usul: "Ben, seni tanımadan önce Rabbime dualar ediyordum "çoban olsun ama dindar biri olsun" diye İmam Hatip'te okuduğumuz yıllarda sayın hocalarımızın öğrettiği bilgileri sınav kağıdına puan alalım diye yazmıyordum.

Aslında biz, öğrendiklerimizle kaderimizi yazıyorduk. Samimiydik, -mış gibi yapmıyor, gösteriş olsun diye "ol"maya çalışıyorduk. Aslında büyüklerimizin aracılığıyla sevdiğimiz ve saydığımız belediye başkanımızın nikahımızı kıyması hoşuma giderdi. Toplumda bir saygınlık da kazandırırdı. Lakin mademki uzun zaman sonra kanunlaşan ve hayatımızdaki ikircimlik olan çift nikahlı olmaya da son vermiş olacağız, sanırım. Hayatım boyunca hatırlayacağım bir şey yapalım, dini nikahımız ile resmi nikahımızı birleştirelim.

Öteden beri öncü nesillere hep özenmiş kimdir bu konuda daha çevremizdekilere örnek ve Öncü olalım dedi

Delikanlı, böyle anlayışlı bir eş nasip ettiği için hamdü sena makamında kaldı kısa bir an... Sonra soğumuş çaylar yudumlandı ve dondurmalar sipariş edildi. Mahremiyet dolu bir aşkın gönüllerinde ilmik ilmik işlendiğini hissettiler.

Düğün günü zaten belliydi. Düğün için alışverişler yapılıyordu. Dost ve akrabaların hediyeleri hazırlanıyordu. Bu kutlu yuvanın inşasına şahit olacaklara sunulacak ikramlar da ayarlanacaktı. Aynı şeyleri tekrar tekrar konuşmuş olsalar da birbirini dinlemekten doyumsuz lezzet alan gençler, havanın karardığını ancak fark edebildiler. Toparlanalım derken 5-10 dakika daha geçiyordu. Akşam ezanını duyunca yüce bir davete icabet için Kültür Park'ın yanındaki camiye yöneldiler. Delikanlı nikahlarını kıracak Müftü Efendi ile bu camide karşılaşacağını ummamıştı. Müftünün imametiyle kılınan akşam namazından sonra musafaha yapılırken "Nasip... Ne demek? Hem de seve seve... Rabb'im sizin sayılarınız arttırsın" dualarıyla uzaklaştılar.