Roma şehir devletinin MÖ.625 civarında, Etruria ve Latium bölgelerinde Etrüsk istilasına karşı Latium köylülerinin çevredeki tepelerden gelen yerleşimcilerle bir araya gelmesiyle kurulduğu düşünülmektedir. Efsanevi anlatımlar ise Romus ve Romulus tarafından MÖ.753’te kurulduğu yönündedir.
Bu köylüler kısa zamanda dayanışmanın önemini görmüş ve birbirine kenetli ordu meydana getirip yavaş yavaş tüm bilinen dünyaya hakim Roma İmparatorluğu ortaya çıkmıştır. Bu imparatorluk esnektir. İhtiyaçlarına göre zaman içinde şekillenmeler yaşamıştır. Krallık, Cumhuriyet, İmparatorluk gibi evreler geçirmiştir.
İhtiyaçlarına göre dini konularda esnek olmuşlar Kartaca (Tunus’ta Fenike Kolonisi) saldırılarından bunalınca kendilerine zafer getireceğine inandıkları için Anadolu’da Pessinus’tan Kibele heykelini MÖ.200’ler civarında Roma’ya taşıyabilmişlerdir. Aynı Roma yaklaşık 500 sene sonra Hristiyanlığı resmi din olarak kabul edebilecektir.
Çiçero’ya (ö. MÖ.43) bağlanan bir söz vardır; “Romalıların ataları, devleti akıllı bir biçimde yöneterek dini, dini akıllı bir şekilde yorumlayarak da devleti korumayı amaç edinmiştir.” Bu sözü aslında “Roma (devlet) din için vardır, din de Roma (devlet) için vardır” şeklinde kısaltmak mümkündür. Belki de Roma’nın Hristiyanlığı kendine adapte ederek resmi din haline getirmesi bu hayatta kalma refleksine bağlanabilir.
Önceleri pek hoşlanmadıkları Hristiyanlar zamanla ordu içinde sayıca artmaya başlamıştır. MS 160 civarına tarihlenen bir raporda Germanya seferi sırasında ordunun önemli bir kısmının Hristiyan olduğu belirtilmiştir. Bu II. yüzyıl için önemli bir rakamdır.
Bu sayının III. yüzyıl boyunca arttığını varsayabiliriz çünkü IV. yüzyılda Hristiyanlık önce Milano Fermanıyla 313’te serbest bırakılmış, ardından İmparator I.Konstantin’in emirleri doğrultusunda 325 yılında I. İznik Konsili toplanmıştır. Bilindiği gibi Arius ve 17 Kardinal İznik amentüsünü reddetmiştir. Roma İmparatorluğu ordunun Hristiyanlaşmasına Hristiyanlığı kendine benzeterek cevap vermiştir.
Bu gelişmeler henüz Hristiyanlığı resmi din yapmamış ama öncelikli din haline getirmiştir. Bu tarihlere kadar başka inançlara Paganlara henüz saldırgan davranmamaktadır Hristiyanlar.
Ancak Roma İmparatorluğu hem yavaş yavaş öncelikli din Hristiyanlığı şekillendirmiş hem de Pagan inançlarına saldırıya başlamıştır. Saldırı bizzat tepeden gelmiş görünmektedir. II. Konstantinius çıkardığı bir kanunla MS. 356’da “Pagan tapınaklarının kutsallığını kaldırır ve Pagan eğitimini kanun dışı ilan eder.”
I.Theodosius ise son noktayı koyar ve 380’de Hristiyanlık resmi din ilan edilir. 392’de Pagan inançlar yasaklanır. Tapınaklar kapatılır. Roma sırtını artık Hristiyanlara dayamıştır. 416’da çıkarılan bir kanunla Paganlar artık orduya alınmayacaktır.
380’den sonra resmi din olan Hristiyanlık artık devlete gücünü dayayacak ve eski zulme uğrayan mazlumluğundan eser kalmayacaktır. 392’den sonra ise Pagan gördüğü inançlara saldırmaya başlayacaktır. Roma’nın Hristiyan Mısır valisi İskenderiye’de eski inançların neden güçlü olduğunu araştırmış ve bunu Kütüphaneye bağlamıştır.
Alttan alta Hristiyan yoksullar buraya karşı kışkırtılmış İskenderiye Kütüphanesi yağmalanmıştır. Burada 700 bin tomara yakın kitap bulunduğu söylenmektedir. Bunlar 6 ay boyunca hamam- larda yakılmıştır. İskenderiye’deki zulüm 20/25 yıla yayılmış ve nihayet kadın filozof Hypatia 415 yılında öldürülmüştür.
Hristiyanların anlamadığı ve zararlı gördüğü tüm ilkçağ yazarları yıkımdan nasibini almıştır. Beyrut’ta Mısırlı bir ilkçağ tarihçisinin kitabı yakılmış, Atom felsefesini savunan Epikurosçu kitaplar yakılmış, dünyanın ebediyetinden bahseden parşömenler yok edilmiştir.
Yıkımdan Roma şehri de nasibini alacaktır. III. yüzyılda Roma şehrinde 28 halk kütüphanesi, bir çok özel kütüphane varken IV. yüzyılda Hristiyanlığın hakim olmasıyla hepsi yok edilmiştir.
400’lü yıllarda Kartaca Hristiyan vandalizmiyle tanışmıştır. Suriye’de çeşitli saldırılar olmuş, Palmira yıkıma uğratılmıştır.
En son yıkım Yunanistan’da meşhur akademi Justinianus’un 529’da tarihli fermanıyla kapatılınca yaşanmıştır. 532 yılında Şamlı Damaskius binlerce yıllık Atina Akademisini kapatarak Sasani ülkesine gitmiştir.
Bütün bu yıkımlardan kurtulanlara Bağdat’ta İslam Rönesansını başlatan Abbasiler sahip çıkacak ve günümüze aktarılmalarını sağlayacaklardır.
İsmail POLAT
Tarihçi