-İşte baba, beni rahatsız eden noktada burası. Okulda birçok arkadaşımız cumhurbaşkanının videodaki konuşmasında homurdandı.

Neden cumhurbaşkanının konuşmasını yansıttı hocamız. Ne gerek vardı? Bir ilim adamı hakkında güzel bilgiler öğrendik ama siyasete kaydığı zaman bütün bilgilerin adeta bir kıymeti kalmadı.

-Bak kızım, hocan aslında doğru yapmış. Çünkü tarih boyunca çoğu ilim adamları, yöneticiler tarafından korunup gözetilmiş, onlara imkanlar sağlanmış yoksa ilmî alanda bu kadar büyük gelişmeler olmazdı.

-Cumhurbaşkanımız, Fuat hocayı çok yakından takip etmiş. Onun bir dediğini ikiletmemiş. Hürmette ve hizmette kusur etmemiş. Yoksa Fuat hoca o müzeyi Amerika'da açacakmış.

Zaten talebelerine “Batıdaki bu ilmi öğrenin, buna yabancılık çekmeyin. Bunlar bizim alimlerimizin buluşlarıdır. Üzerinde çalışın ve bunları geliştirin. Burada öğrendiklerimizi memlekete taşıyın” diye nasihatte bulunuyormuş.

-Ne kadar farklı bir yaklaşım. Yitik hazinenin kaşifine yakışır bir nasihat olmuş. Başka ne diyordu cumhurbaşkanımız?

-Evet, o videodaki konuşmasında cumhurbaşkanımız, Fuat Hoca’nın ilim mücadelesi yaptığını anlatıyor. Hatta Fuat Hoca demiş ki “benim çalışmalarıma dayanarak fikirlerinizi savunabilirsiniz. Çünkü ben, onların ilk kitaplarını okudum, yani orijinal metinleri okudum.” diyerek talebelerine güven vermiş.

-Evet kızım, sen de edebiyat dersinden bilirsin ki eskiden mesela Kutadgu Bilig, Divan-ı Lügati’t Türk gibi bir ahlaki veya sözlük türündeki eser yazılınca o günkü Sultanlara takdim edilmiştir.

Milletinin gelişmesini, devletinin kökleşmesini arzulayan her yönetici, ilim adamlarının fikirlerine hürmet eder. Onlara hizmet edip kolaylıklar sağladığında ülkesine hizmet ettiğini bilir.

Hem daha ilk dönemlerdeki destanlarımızda bile buna benzer bir yaklaşım vardı. Dede Korkut ilim adamı, Oğuz Kağan siyasetçiydi.

-Tamam baba, tamam. Öyleyse ben arkadaşlarımın bu rahatsız olduğu cümlelerini doğrulamaktan vazgeçiyorum. Ve ülkemizdeki her türlü gelişmede yöneticilerin büyük katkısını da görmem gerektiğini fark ediyorum babacığım.

-Evet, bazıları siyaset deyip küçümseyebiliyorlar ama siyasetin yani yöneticinin yön verdiği, ön açtığı her türlü çalışma o milletin üzerinde geniş tesiri oluyor.

Eğer Fuat Sezgin Hoca’ya bu hürmeti cumhurbaşkanımız göstermemiş olsaydı, o belki de tanınmayacak bilinmeyecekti. Halbuki o çok güçlü bir “fikir işçisi” olarak eserleri ile beraber bu yurdun toprağına emanettir artık.

-Evet babacığım, İstanbul'a gittiğimizde sabah namazını Ayasofya’da kılarız, birer çorba içtikten sonra Gülhane Parkı’ndaki o müzeyi gezeriz. Hemen önündeki Fuat Hoca'nın kabrinde fatihalar okuruz inşallah, değil mi babacığım.

-Kızım, yeter ki sen iste... Böyle dünya çapında değerli bir ilim adamına saygı gösteriyorsan başım gözüm üstüne. Bu yarıyıl tatilinde İstanbul'a bir kaçamak yapalım, sıcağı sıcağına müzeyi ziyaret edelim.

-Tamam anlaştık o zaman. Ailece İstanbul'a gidiyoruz.

AHMET TAŞTAN

Kaynak: gencgazete.net