İFF 2026’ya Giderken Kendime Sorduğum Bir Soru
Bu hafta İstanbul’da İFF 2026 kapılarını açıyor.
Salonlar dolacak, ışıklar yanacak, stantlar en iyi hâlini giyecek.
Herkes “yeni”sini gösterecek.
Ben de fuarda olacağım.
Ama kapıdan içeri girmeden önce, her sene olduğu gibi, kendime aynı soruyu soruyorum:
Biz aslında neyi sergiliyoruz?
Bir ürünü mü?
Bir fikri mi?
Yoksa yıllardır alıştığımız şeylerin biraz parlatılmış hâlini mi?
Bu soru benim için romantik değil.
Bu soru sektörel.
Hatta biraz da rahatsız edici.
Bir Elin Yaptığını Makine Yapabilir mi?
Bu soruyu sorduğumda bazıları gülümsüyor.
“Artık her şey makineyle yapılıyor” diyorlar.
Doğru.
Makine hızlı.
Makine hatasız.
Makine yorulmuyor.
Ama şunu söylemeden geçemiyorum:
Makine yapar, ama karar vermez.
Usta ağaca bakar, hisseder.
Lifine, damarına, kusuruna…
Makine ölçer. Sadece ölçer.
Usta “burada durmak lazım” der.
Makine sonuna kadar gider.
Ben teknoloji karşıtı değilim.
Aksine, bu sektör teknoloji olmadan bir adım ileri gidemez.
Ama şuna da inanıyorum:
Makine üretimi büyütür,
ama değeri tek başına üretemez.
Peki Değer Nereden Doğar?
Herkes yenilik diyor.
Yenilik önemli mi? Evet.
Ama her yenilik değer mi? Hayır.
Fuar fuar dolaşan herkes bilir:
Aynı form, başka renk.
Aynı ürün, yeni isim.
Aynı hikâye, yeni ambalaj.
Biz buna yenilik diyoruz.
Ama çoğu zaman bu, sadece tekrarın makyajı.
Benim için değer şuradan başlıyor:
– Bunu neden yapıyorum?
– Kimin için yapıyorum?
– Bunu benden başkası aynı şekilde yapabilir mi?
Bu sorular yoksa,
ürün ne kadar yeni olursa olsun, içi boş kalıyor.
Geleceği Kurarken Geçmişi Nereye Koyacağız?
Hâlâ elini ahşaba sokarak düşünen ustalar var.
Bu bir nostalji değil.
Bu, bir bilgi birikimi.
Gelecek, geçmişi silerek kurulmaz.
Geçmişi anlamadan kurulan gelecek,
hızlı olur ama köksüz olur.
Asıl soru şu:
Ustalığı müzeye mi kaldıracağız,
yoksa teknolojinin içine mi taşıyacağız?
Ben cevabımı net verdim:
İkincisi.
İFF 2026’da Ben Neye Bakacağım?
Bu yıl fuarda “yeni mi?” sorusunu biraz geri plana bırakıyorum.
Şunlara bakacağım:
– Bu neden var?
– Gerçekten hangi problemi çözüyor?
– Bir yıl sonra hâlâ konuşulacak mı?
Çünkü fuarlar sadece ürün sergilemez.
Bir sektörün aklını, niyetini, yönünü de açığa çıkarır.
Son Söz;
Değer bazen tekrardan doğar,
ama ancak bilinçli bir tekrar ise.
Yenilik bazen şarttır,
ama ancak bir fikre dayanıyorsa.
Makine çok şey yapar,
ama yönü hâlâ insan belirler.
Bu hafta İstanbul’da stantlar kurulurken,
bence asıl kurulması gereken şey şudur:
Bir sektör olarak neyi savunduğumuz.
Çünkü mobilya sadece evleri döşemez.
Zihniyetleri de döşer.
Ve gelecek,
ne kadar hızlı ürettiğimizle değil,
ne kadar anlam ürettiğimizle şekillenecek.
26.01.2026
Ercan Çiğdem