-Sidra, neden haftada bir gün iki saat yazarlık kursuna katılıp etkileyici hikayeler yazmıyorsun ki insanların hayatlarına dokunan. Hikayeleri duvar gazetesinde yayımlamıyoruz?

-Bilmem ki hocam. Hangi günlerde oluyor kurs?

- Hocam ben katılırım isterim yani.

-Güzel hikayeler yazacağız, geçen seneden biliyorum kaleminin kalitesini...

-Teşekkür ederim hocam...

-Zehra Nur, neden haftada bir gün iki saat yazarlık kursuna katılıp etkileyici hikayeler yazmıyorsun ki İnsanların hayatlarına dokunan... Hikayelerini duvar gazetesinde yayımlamıyoruz?

-Hocam düşünmüştüm ama hiç böyle düşünüp kendim yazı yazmadım. Sizin verdiğiniz ödevleri yazmıştım o yüzden güzel yazılar yazabilir miyim bilemedim...

-Oturup konuşacağız ve güzel eserler vereceğiz.

-Zehra, neden haftada bir gün iki saat yazarlık kursuna katılıp etkileyici hikayeler yazmıyorsun ki İnsanların hayatlarına dokunan... Hikayeleri duvar gazetesinde yayımlamıyoruz?

-Düşünürüm hocam!

-İnşallah bakalım...

-İnşallah hocam.

-Neslişah, neden haftada bir gün iki saat yazarlık kursuna katılıp etkileyici hikayeler yazmıyorsun ki insanların hayatlarına dokunan. Hikayeleri duvar gazetesinde yayımlamıyoruz?

-Ben bir haber vereyim aileme hocam size söyleyeyim olur mu?

-Acelesi yok şimdi.

-Tamamdır hocam.

Ve filmin senaryosu başlamıştır yazılmaya. Liseli yıllarda aynı sınıfı paylaşan dört arkadaş dört yoldaş dört kafadar uzun bir yolculuğa çıkmanın arifesinde bu kelimelerle buluştular WhatsApp üzerinden.

Gönüllerini titreten ve heyecanlandıran mesajı edebiyatçıdan almışlardı. O günlerde TRT 1 kanalında yayınlanan ve Milli İstihbarat Teşkilatı'nın ölümsüz kahramanlarına adanmış TEŞKİLAT isimli filmin başlangıcı gibiydi. Teşkilatın başkanı her alanda kendi kabiliyetini ispatlamış maharetli elemanlardan bir ekip kurmuş ve onlara ölmeden evvel ölmeyi kabul ediyorsanız davetimize icabet ediniz demişti. Dört bir taraftan topladığı insanlarla memleketin kaderini değiştirecek çalışmalar yapıldığı TRT 1 ekranlarından izlenmekteydi o günlerde.

İsimlerini değiştirip dört aynı mesajla yapabileceklerine inandığı güzide öğrencilerini özelden davet etmişti. Geçen seneden yazmış olduklarından anladığı kadarıyla anlaşabileceklerini bildiği bu öğrencilerine bir misyon yükleyerek hikaye yazmalarını talep etti.

Bu yeni bir mücadeleye kültürel bir katkı sunmaktan ibaretti. Her bir öğrenci kırmızı, siyah ya da desenli başörtüsünü takacak, çantalarını sırtlanacak, ellerine kalemi alacak kütüphanenin pencere önündeki masalarda karşılıklı oturup Zeki Konukoğlu Anadolu Lisesinin orta meydanının kıyısına yerleştirilmiş panoda duvar gazetesi çıkaracaklardı. Okulun bahçesinde birlikte gezdikleri, sınıflarda beraber ders gördükleri, kantinde masaya oturdukları öğrenci arkadaşlarına akıl fikir vermeye çalışan hikayeler yazacaklardı.Yani yazdıkları güzel hikayeler vesilesiyle adlarının meşhur olmasını, parmakla gösterilen "genç yazarlar işte bunlar" denilmesini ya da "yahu siz bu hikayeleri nasıl yazıyorsunuz, bir anlatın" sorusuna kasıla kasıla cevap verme endişelerinin ötesinde samimiyetle, maharetle, gayretle ve titizlikle hikayeler yazacaklardı.

Yüreklerdeki niyet belli, yol ve yolcu belli, kılavuz da öndeydi. Şimdi kader denilen Allah ile kulu arasında yapılacak proje hayata geçecekti.Neler yazmaları gerektiğini içinde bulundukları arkadaşlarından öğreneceklerdir. Kimilerinin dertlerine kulak verecek, kimilerinin heyecanını gözlemleyecek, kiminin beklentilerine kulak misafiri olacaklardı. Bazen öğretmenlerinin derste anlattığı güzellikleri, bazen de yanlış anlaşılabilecek bilgileri bazen de arkadaşlar arasındaki münasebetleri duygulanarak anlatacak hikayeler onları bekliyordu.

Her hikayede kalemin ucunun yanında duruveren ve yazılacak her bir kelimenin kimyasına zerk edilecek saygı, sevgi ve hürmet hislerini asla unutmayacaklardı. İyi, güzel ve doğru mantıklar üzerinden yola çıkacaklar, niyet hayır akıbet hayır prensibi ile yürüyeceklerdi.Tüm bunları yapmadan önce önden yürüyenlerin ayak izlerine bakacaklar ve mayın tarlasında yürür gibi dikkatlice o izleri takip edeceklerdi.

Menzile ulaşılır mı ulaşılmaz mı bilinmez ama bu yolda olmanın, bu işe niyetlenmenin heyecanı şimdiden gönüllerini sarmıştı.