Adaletin tecelli etmesinin toplum nazarında ki kıymeti harbiyesini vurgulamak amacıyla birçok olay tarihin yazılı sayfalarında yer almakta. Hiç şüphesiz bunların başında Peygamber efendimiz zamanında geçen bir olay var ki adaletin tecelli etmesi bakımından çok sarsıcı bir örnek.
Mekke’nin fethi sırasında Mekke’nin zengin ve ileri gelen bir kabilenin üyesi olan Fatıma Bint Esved El- Mahzumiyye adında bir kadın hırsızlık yapar.
Bu durum Peygamberimizin kabilesi Kureyş’i oldukça endişelendirir. Kadının cezasının infaz edilmesini engellemek isterler. Bu amaçla Resûlullah (S.A.V) ile konuşulmasına karar verilir ancak kimse Peygamberimiz ile konuşmaya cesaret edemez. Kureyş’in ileri gelenleri bir araya gelir ve bu konuyu Peygamberimiz ile Peygamberimizin çok sevdiği Üsâme Bin Zeyd’in konuşabileceğine kanaat getirirler ve Peygamberimizin huzuruna gönderirler.
Üsâme Bin Zeyd, konuyu Resûlullah (S.A.V)’e açtığında Peygamberimizin yüzü renkten renge girer. Peygamberimiz, Üsâme Bin Zeyd’e ‘Allah’ın hadlerinden birini düşürmem için şefaat etmemi mi istiyorsun’ sözüne karşılık Üsâme Bin Zeyd konuştuğuna bin pişman olur ve ‘Ya Resûlallah, benim için istiğfar ediver!’ der.
Bunun üzerine Peygamberimiz şöyle buyurur ‘Sizden öncekiler, ileri gelenlerden biri hırsızlık yaptığı zaman onu cezalandırmadıkları, zayıf biri hırsızlık yaptığı zaman ise ona hemen had tatbik ettikleri için helak oldular. Bana gelince, nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, şayet Muhammed’in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı muhakkak onun da elini keserdim.’
Başka bir olay ise Hz Ömer halife seçildikten sonra gerçekleşmiştir. Hz. Ömer ilk hutbesinde:
‘Ey Müslümanlar! Eğer ben haktan sapar, benden önce sizi yöneten Ebu Bekir'in ve Rasûlullah’ın yolundan ayrılırsam, bana ne yaparsınız?’ diye sorusunu cemaate yönlendirir.
Bir rivayete göre Selman-ı Farisi, başka bir rivayete göre ise Sahabe El- Harisi ayağa kalkarak, kılıcını çeker ‘Eğer sende bir eğrilik görürsek seni bu kılıcımızla düzeltiriz.’ derler.
Bu davranış üzerine Hz. Ömer ellerini açıp ‘Beni böyle bir topluluğa halife yaptığın için sana şükürler olsun ya rab' diye dua eder.
Bu olaylar, onurlu duruşun, onurlu kişiliğin nasıl olduğunu apaçık ortaya koymakta. Yanlış uygulamaların kimden gelirse gelsin yanlışa yanlış demek onur demek, vicdan demek, merhamet demek adalet demektir. Onurlu duruş, haksızlığın karşısında durup düzeltmek için mücadele etmektir, hiçbir güç ve menfaat karşısında eğilmemektir. Gündem o kadar hızlı değişiyor ki insanlar bireysel olarak sosyal sorunlarını çözmek için zaman bulamıyor, hayat çok aksiyonlu geçiyor. Zaman yamyamları, toplumsal iyileşmelerin önünde birer set gibi duruyor. İnsanlar, sorunlarını çözmek için zaman hırsızlarından vakit bulamıyor.
Ülkemiz aksiyona açık bir ülke. Başka ülkelerde bir yılda gerçekleşebilecek olaylar bizde bir hafta içinde gerçekleşiyor. Son günlerde geçen olaylara bakar mısınız? Fon olayı ve sebep olanların bazılarının tutuklanması. Şimdilik futbol ile gerçekleştiği iddia edilen olaylar nedeniyle MHK Başkanı ve bazı hakemlerin tutuklanması. Para kazanma hırsı toplumu kanserli bir ur gibi sardı sarmaladı, taklit ve tağşiş ürünler her yerden fışkırıyor. Adalet mekanizmasının mafya liderleri üzerinde ki etkisizliğinden olacak ki mafya liderlerinin bir siyasi parti başkanın hakemliğinde barıştırılması. Terörsüz Türkiye bahanesiyle siyasi partiler içinde ki savrulmalar. Belediye başkanlarının bir gece ansızın gözaltına alınmaları ve tutuklanmaları. Milletvekillerinin, belediye başkanlarının, belediye meclis üyelerinin ikbal uğruna ha bire parti değiştirmeleri. En düşük emekli maaşının 23 bin tl olduğu bir ortamda; yaptığı görev karşılığı aldığı maaş ile yetinmeyip birkaç kurumun yönetim kurulunda görevlendirilmeleri sonucu oburca ballı maaş alanların tiksindirici varlıklarının ortaya çıkması. Varlık içinde yüzen görgüsüzlerin, fakirliğin erdem olduğunu açıklamaları. Sosyal devlet olmanın gereğini yerine getirmek yerine insanları dilenci yerine koyabilecek çalışmaların mevzuata girmesi için çalışmaların yapılması ve bunun sosyal bir devlet anlayışı olarak insanlara yutturulmaya çalışılması. Savaşların bahane edilerek akaryakıta sürekli astronomik zamların yapılması, emekçi ve emeklilerin haklarının gasp edilmesi.
Ülkemiz gerçekten çok ilginç bir ülke. Fonları yöneten de, fonları denetleyenler de, fonları fonlayanlar da aynı kefede ki insanlar ama her zaman ki gibi yine suç dış güçlere yükleniyor, sorumlu kimse yok. Öylesine akıl tutulması var ki insanlarda utanma duygusu kalmamış, at izi ile it izi birbirine karışmış. İnsanların merhameti, vicdanı ve ahlaklı davranışı yeniden toplumsal kabul görebilmesi mucizeye kalmış. Ben yine de ümitsiz değilim onurlu duruşlar ancak eğitimin aydınlık yüzüyle gerçekleşebilecek gibi görünüyor. Bu anlayış ise yanlışı yapan ben dahi olsam itiraz edeceksiniz, anlayışının topluma hâkim olmasıyla mümkün olabilecektir.
ÖZER YILMAZ