Hatun gel hele, otur şuraya…

  • Geldim geldim, ne var, ne oldu, yine ne keşfettin?…

  • Bak şuraya, o kamyon dört gündür orada farkında mısın?... Bi delikanlı var gece gelir çoğu zaman, sabaha karşı şu boş araziye park eder bunu. Bir gece kalır, sonra gider yine. On gün, bazen on beş gün gözükmez, sefere çıkar ihtimal… Dikkatimi çekti, bu sefer öyle olmadı. Dört gündür kamyon orada… Hiç olmazdı böyle, hayırdır inşallah… Bişey var o çocukta…

  • Yahu tanımazsın etmezsin, karşı binalarda oturan biri ne bilelim neyi var, onu mu dert edinelim şimdi… Sabahın köründe kalkar, şu balkonda akşama kadar oturur, müfettişlik edersin. Onu mu tasa ettin şimdi de… “O kamyoncu çocuğa bişey mi oldu”… La havle…

  • Ne yapayım, sen oturmuyor, konuşmuyorsun benimle, gelen giden de yok biliyorsun… Bulmaca çözerdim, bir şeyler karalardım, artık kalem tutamıyorum biliyorsun. Haber izlerdim bıraktım… Hiç hayırlı bir şey yok kanallarda, belediyeler pislik içinde, rüşvet irtikâp, adam kayırma, fuhuş, yolsuzluk ayyuka çıkmış, bal tutmuşun parmağına razıydık ta, koluna kadar yalamış yutmuş siyasiler, iğrenir oldum… Zengini de kirli, fakiri de ahlaksız ülkenin, fosseptik gibi ülke olduk… O partide don meselesi, bu partide fon meselesi… Para, statü, güç bozmuş hepsini, siyasilere de güvenim kalmadı, en itibarlı insanımıza da … Esnaf üç kağıtçı, tüccar ahlaksız, bürokrat sinsi, her cenahtan bozulmuşuz… Televizyon dizileri, aileyi perişan etti, sosyal medya desen pek anlamasam da çocuğunda büyüğünde ahlak bırakmadı, kısa yoldan para kazanalım diyerek en mahrem hallerini ifşa etti bu millet. Bi yandan da bu mecralar olmasaydı, köyde izde olan biten sapıklığın, fuhşiyatın akıl almaz zulüm ve cinayetlerin hepsi örtbas edilecekti, iyi ki varlar da diyorum ama içim şişti kuzum. Yaşım kaldırmıyor bu bilgileri. Ben artık hiçbir şey bilmek te, duymak ta istemiyorum… Değişik bir hal var dünyada, seksen yıldır görmediklerime şahit oluyorum. İklimler, mevsimler, hayvanlar, insanlar bozuldu, toprak can çekişiyor… Hepsi insan eliyle oldu bunların, anormallikler normalleşti, dini bile bozdular, küfür sahiplenildi, ahlaksızlık karakter oldu… Namazı da bıraktım, Allah affetsin… Pandemiden sonra, ah o aşılardan sonra oldu vallahi, ne kaç rekât kıldığımdan haberim var, ne okuduğumdan… Huşu yok, huzur yok, imanım da zayıfladı sanki, bilemiyorum… Bunca hadsizliği sineye çekince böyle oluyor insan… Onca ilahiyatçı, Kur’an’da ve en muhkem delillerde bile uzlaşamıyor ya canım yanıyor sultanım. Anla beni, yaşamaktan yoruldum billahi…

Sen ne yaptın peki, memnun musun ahvalinden yani… Reçel yaptın kaç kavanoz, oğlan gelecek diye, gelmedi… Konserve yaptın kapakları tutmadı çoğunun J

  • Gülme, gücüm mü var, sıkamıyorum kapakları yeterince… Gelecek illaki oğlum, şu okullar tatile girsin, çocukları alıp gelecek inşallah, öyle dedi…

  • Okullar tatile girince çocukları rahat mı bırakıyorlar sanki, o kurs, bu spor derken yirmi dört saatleri dolu… Getirse torunları, ellerinden tutup parka götürsem, cumaya gitsek birlikte ne var…

  • Bi randevu alsak mı şehir hastanesinden ha, bi çıkmış oluruz evden hem tahlil filan, şekere tansiyona bakarız, olmaz mı?. Sol dizim fena, bi merhem yazarlar belki, bi iki insan görürüz yahu…

  • Güneş döndü bu yana, diğer balkona mı geçsek… Olur tabi gidelim, Nurettin’in kızı, Esra’ydı değil mi adı? Ona yazayım watsapptan, alsın randevu… e devletimizi yazmıştık bi yere, atayım da bi hava alalım haklısın, üç ay oldu değil mi, çıkmadık, gelen de olmadı…

  • He ya olmadı, canları sağ olsun da, onu bilelim de… Ne yapsam akşama ne çeker canın…

  • Sütlaç… Sen sorunca aklıma geldi, sütlaç yap. Başka da bir şeye lüzum yok, yer yatarız vakitlice…

  • Sütlaç… Yaparım elbet ama şekerin azmasın, hem o yemek değil, yemeğin yanına olur J ben sana güzel bi sulu köfte yapayım adamım… Sen izle kamyoncunun parkını, ya da geç arka balkona, oradan caddeyi izle, say istersen geçen kırmızı arabaları…

  • Hmmm… Arka balkona geç ve bir zaman da orada ölümü bekle…

……….

Sahibinden satılık: üçüncü kat, iki tarafı cephe, 125 m kare 2 artı 1 daire, çift balkon, çift banyo içi yapılı, ön tarafında çocuk oyun parkı, yanında cami, arka cephe ana caddeye bakıyor… Üç harfli marketler dibinde, kapalı pazaryerine, ilkokula yürüyüş mesafesinde, konforlu bina, nezih komşular, duyarlı mahalle, sıfır aidat…

Not: dairemizde şu sıra ihtiyar bir çift oturuyor…

Yazı bu kadar…

​​YUSUF ŞEVKİ YÜCEL​

​​06.10.2026​ ​|​ ​[email protected]​