1869 yılında çıkarılan Maârif-i Umûmiye Nizamnamesi, Osmanlı eğitim sisteminde merkeziyetçi ve düzenli bir yapının temelini atan ilk ciddi girişimlerden biridir. Bu nizamname ile ilkokuldan yüksekokula kadar eğitim kurumları resmî bir çerçeveye kavuşturulmuş, müfredatlar ve öğretmen kadroları düzenlenmiştir. Kurumsallaşma, devletin eğitim üzerindeki denetimini artırmış ve modern eğitimin yaygınlaşmasının önünü açmıştır. Böylece eğitim, yalnızca bireysel öğrenim alanı olmaktan çıkarak, toplumsal ve devlet politikalarının stratejik bir aracı haline gelmiştir.

1869 Maârif-i Umûmiye Nizamnamesi ve Kurumsallaşma

Eğitim alanındaki en kapsamlı düzenleme, 1869 tarihli Maârif-i Umûmiye Nizamnamesi’dir. Bu nizamnamenin 27–32. maddeleri kız rüştiyelerine ayrılmıştır. Buna göre:

- Büyük şehirlerde nüfusun dinî yapısına göre Müslüman ve Hıristiyan kızlar için ayrı rüştiyeler açılabilecektir.

-Eğitim süresi dört yıl olarak belirlenmiştir.

-Öğretmenlerin kadın olması esastır; ihtiyaç hâlinde yaşlı ve tecrübeli erkek öğretmenler görevlendirilebilecektir.

-Okutulacak dersler arasında din bilgisi, tarih, coğrafya, Osmanlıca grameri, hesap, Arapça ve Farsça başlangıcı, imla ve inşa, nakış, ev idaresi (tedbîr-i menzil) ve isteğe bağlı musiki yer almıştır. Bu müfredat, bir yandan modern bilgi alanlarını (tarih, coğrafya, hesap) içerirken diğer yandan dönemin toplumsal cinsiyet anlayışına uygun biçimde ev idaresi ve el işi gibi dersleri de kapsamıştır.

Dârülmuallimât ve Kadın Öğretmen Yetiştirilmesi

Kız rüştiyelerinin açılmasıyla ortaya çıkan en önemli sorun öğretmen ihtiyacıydı. Bu ihtiyacı karşılamak amacıyla 1870’te Dârülmuallimât kurulmuştur. İlk yıllarda mezun verilmediği için rüştiyelerde erkek öğretmenler görev yapmıştır. Ancak okul mezun vermeye başladıktan sonra kadın muallimler atanmış; 1892-1893’ten itibaren öğretmen listelerinde erkek isimlerine rastlanmamıştır. Ayrıca bazı gayrimüslim kadın öğretmenler özellikle piyano dersleri vermiştir.

1871-1872’de Beşiktaş İnâs Rüştiyesi’ne müdire olarak atanan Fatma Hanım, kız rüştiyelerinde görev alan ilk kadın idareci kabul edilmektedir. Bu gelişme, Osmanlı kadınlarının kamusal alandaki görünürlüğü açısından sembolik bir öneme sahiptir.

Sayısal Gelişim ve II. Abdülhamid Dönemi

1871-1872’de İstanbul’daki kız rüştiyesi sayısı 8’e, öğrenci sayısı 207’ye ulaşmıştır. 1875’te İstanbul’daki toplam öğrenci sayısı 286’dır. 1877-1878’de ise 309 öğrenci ve 38 öğretmen bulunmaktadır. Kız rüştiyelerinin İstanbul dışına yayılması ise esas olarak II. Abdülhamid döneminde gerçekleşmiştir. 1894-1895 ders yılında ülke genelinde 22 kız rüştiyesi varken, 1907-1908’de bu sayı 62’ye yükselmiştir. Bu artış, Abdülhamid döneminde eğitimin taşraya yayılması politikasının bir sonucudur.

Ayrıca 1899 Maarif Salnamesi’nde yer alan verilere göre birçok özel kız rüştiyesi de faaliyet göstermekteydi. Devlet, mali yükü hafifletmek amacıyla özel girişimleri teşvik etmiştir. Böylece öğrenci sayılarında üç-dört kat artış yaşanmıştır.

II. Meşrutiyet ve Rüştiyelerin Dönüşümü

II. Meşrutiyet döneminde rüştiyelerin statüsü yeniden tanımlanmıştır. Maarif Nazırı Emrullah Efendi 1910’da sunduğu kanun layihasında rüştiyeleri ilköğretimin üst kademesi olarak değerlendirmiştir. 1913 tarihli Tedrîsât-ı İbtidâiye Kanun-ı Muvakkati ile rüştiyeler ibtidâîlerle birleştirilmiş; böylece bağımsız ortaöğretim kurumu olma niteliğini kaybetmişlerdir. Bu dönemde ders programlarında fen ve matematik ağırlığı artmış; bazı rüştiyeler “numune rüştiyesi” adıyla örnek okullara dönüştürülmüştür. Süleymaniye Numune-yi İnâs Rüştiyesi bu uygulamanın ilk örneğidir.

Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Uzanan Etki

Kız rüştiyelerinin açılması, Osmanlı modernleşmesinde kadın eğitiminin kurumsal temelini oluşturmuştur. Bu adım, daha sonra Kız Sanayi Mektepleri, öğretmen okulları ve yükseköğretim kurumlarının (örneğin İnâs Dârülfünunu) açılmasına zemin hazırlamıştır. Böylece kadınlar yalnızca temel eğitim değil, mesleki ve akademik eğitim alanında da yer almaya başlamıştır.

Sonuç olarak, kız rüştiyeleri Osmanlı Devleti’nde kadınların kamusal ve örgün eğitim sürecine dâhil edilmesinde dönüm noktasıdır. Tanzimat’ın eşitlik ve merkezîleşme politikalarının bir ürünü olan bu kurumlar, modern Türk kadınının eğitim tarihindeki kurumsal başlangıcı temsil eder. Cumhuriyet dönemindeki karma eğitim, kız liseleri ve üniversite reformları gibi gelişmelerin tarihsel arka planında bu rüştiyelerin açılması ve kurumsallaşması yatmaktadır.

Okuma önerisi: Cumhuriyet'in İlk Yıllarında Eğitimden İzler (1923 - 1930)

Ercan EROĞLU Eğitim Bilimleri Uzmanı, Araştırmacı

[email protected]