Yüzyıllardır söylenen güzel bir söz vardır:
“İlacı zehirden ayıran dozudur.”

Aslında hayat da tam olarak böyledir.
İhtiyacımızdan fazla olan her şey bir süre sonra zehre dönüşür.

Fazla güç, fazla, fazla yemek, fazla ihtiras, fazla korku, fazla öfke,
fazla nefret…

Fazla ihtiras insanı tüketir.
Fazla korku cesareti öldürür.
Fazla öfke aklı susturur.
Fazla nefret kalbi karartır.

Modern hayat insana durmadan aynı şeyi fısıldıyor:
“Daha fazlasını iste.
Daha çok kazan,
daha çok tüket,
daha çok sahip ol.”

Oysa hayatın özü çoğunda değil, kararında olanındadır.
Çağımızın en büyük hastalıklarından biri “daha fazlası” hırsıdır.
İnsanı yokluk değil, ölçüsüzlük tüketir.

Belki de aradığımız huzur, hayatımıza yeni bir şey eklemekte değildir.
Bizi zehirleyen fazlalıklardan kurtulmaktadır.

Bizi öldüren şey sahip olmadıklarımız değil…
Sahip olduklarımızın ölçüsünü kaybetmemizdir.

Kendimize Sormamız Gereken Sorular

Benim daha fazlasına mı ihtiyacım var, yoksa daha dengeli bir hayata mı?

Benim zehrim hangisi?

Hayatımda neler eksik?

Hayatımda neler fazla?