Niyet; bir kişinin bir işe başlamadan önce kafasında belirlediği amaç ve kalbinde taşıdığı gayedir. Kapıları açan, heyecanla içeri daldıran bir anahtar gibidir. Sessiz ve derinden ta gönülden bir niyet taşıyorsa insan hayat merdiveninin her basamağını huzurla çıkar. Çünkü içindeki iyilik ve güzellik onu kendinden emin kılar. Eğer kalbindeki niyeti bozuksa hayat merdivenini koşa koşa çıksa dahi içi huzursuzdur.
Kendine bile itiraf emekten kaçar aslında insan bu hali ile kendinden kaçar. Ve ne yazık ki insanoğlu hangi kötü ve çirkin işin niyetine girdi ise o yanlışın bataklığına saplanır. Yani olan yine kendisine olur…
Kulluğumuzun özeti; niyetlerimiz, gayretlerimiz ve dualarımız değil midir? Kendimize şöyle dönüp baksak hepimiz hayatımızın bu üç kavramdan ibaret olduğunu görürüz. Ömür yolculuğumuzda her işe bir niyetle başlarız. Zihnimizde, gönlümüzde, ruhumuzda ancak kendimizin ve bize şah damarımızdan yakın Rabbimizin bildiği gayelerimiz vardır. Zaten bizi ayakta tutan ve harekete geçiren niyetlerimizdir.
Aile hayatımızda, mesleğimizde, sosyal ilişkilerimizde, ibadetlerimizde, başlayacağımız her amel ve davranış niyetimiz etrafında şekillenir. Kafamızı kurcalayan, derinde bizi düşündüren nihai bir karara götüren hep gaye ve emellerimizdir. Rabbimize yaklaştıran ibadetlerin hepsinin başlangıcı bir niyettir.
Abdest alırken, namaza başlamadan, orucu tutmadan, ihrama girmeden, zekât vermeden önce kalpten bir niyet gereklidir.
Rahmet Elçisi’nin buyruğunca;“ Ameller niyetlere göredir, herkes sadece niyetinin karşılığını alır…” Bu sebeple her işe başlarken kendimizi hesaba çekip sormamız gerekir ki niyetimiz halis olsun. Samimi olmayan gayelerimizin Kâinatın Sahibinin yanında hiçbir değeri yoktur!
Peki ya sadece niyetlerimiz kurtarır mı bizi? Niyeti samimi kılan onu harekete geçirip hayata geçirdiğimiz gayretlerimizdir. Niyetimiz ne kadar halis ise o kadar çok çaba sarf eder, başa gelen her zorluğa katlanırız. Çünkü biliriz ki; “ Zahmetsiz rahmet olmaz.” Rabbimizin buyruğunca “ Her zorluğa iki kolaylık vardır.” İnancı sağlam olan bu yüzden niyetini samimi kılıp gayret ipine sımsıkı sarılır.
Çektiği çilenin, sıkıntının, derdin bir hikmeti olduğunun farkındadır. Bu sebeple yoldaki her türlü zorluğa katlanır, ah etmez, derdi Sahibi ’ne bırakır, o kendine düşen çalışıp çabalaması ile meşguldür. Bu niyet ve gayretle yol aldıkça zahmetleri rahmete döner, kapıları sıra ile açılır.
Emeğinin filizlenip çiçek açtığını gördükçe daha da büyük bir aşk ve şevkle sarılır gayret ipine. Sadece niyeti ile bekleyip duran ise her şeyden mahrum kalır. Niyeti bir zaman sonra boş bir arzu olarak daha sonra ise derin bir ukde olarak yüreğini acıtır. Elleri boş, hayatı bir anlamdan yoksundur. Çünkü yaptığı şey, yaratılışına aykırıdır. İnsanoğlu niyeti amele dönüştürmediği vakit koca bir boşluğun içine düşer.
Günümüz insanının en büyük handikabı da budur. Zihninde sürekli ulaşmak istediği hedefleri olduğu halde hedefe ulaşmak için bir gayretten uzak oluşu, niyetinin yerini heves ve arzuların alışıdır. Bu yüzden sürekli bir hırs çukurunda çırpınıp durur, çabalamak yerine hasetle başkalarının hayatlarına özenir.
Sosyal medyada görünen sanal hayatın hayali ile yaşar, yanı başındaki gerçekliğin ve güzelliğin farkında bile olmaz. Sürekli bir kıyas, eleştiri ve nankörlük hali bir zaman sonra onu şükürden ve kanaatten uzaklaştırır. Kalbi bozuldukça amelleri de çirkinleşir.
Rahmet Elçisi’nin deyimiyle; “ Şunu iyi bilin ki vücutta bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur. Eğer o bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalptir!”
Niyetini gayretle süslersen kulluğun en önemli parçalarını yerine getirmiş olursun. Geriye Niyet anahtarını, gayret ipini sana tutmayı ihsan eden, seni bu yola revan eyleyen, her şeyin Sahibi Hakka dayanmak kalır.
“ Duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var…” ( Furkan; 77.ayet) Buyruğu Acizliği kabullenip gerçek güce yaslandığında, aslında kendine ne kadar fazla yük yüklediğini fark edersin. Sığınmanın, sağlam bir kulpa dayanmanın güzelliği sarar tüm hayatını.
Sözün özü; “ Yürüdün müydü, yöneldin miydi bir amaca, her adımın bir niyet, her gayretin bir destan olmalı!” ( NURİ PAKDİL)
Sevda ÇEVİK