Ülkemizde kadim kültür ve kadim devlet geleneğinin olduğu dile getirilir, bundan da doğal olarak övünç duyulur. Bir Türk vatandaşı olarak ben de mutluluk duyduğumu belirtmek isterim.

Bazı devletler var ki daha yeni kurulmuş olmasına rağmen kendi içlerinde ülkelerinin ali geleceği için bir devlet kültürü oluşturmaya ve bu kültürü yaşatmaya çalışıyorlar. Bir ülkenin kendine ait bir devlet kültürü ve devlet geleneğine sahip olması, varlığının sürekliliğini tahkim etmek için olmazsa olmaz olarak karşımıza çıkmakta.

3 Nisan günü Rusya Devlet Başkanı Putin ile Sovyetler Birliğinin dağılması neticesinde 1991 yılında bağımsızlığını kazanan Ermenistan Başbakanı Paşinyan arasında bir görüşme oldu. Putin, Ermenistan'daki seçimlerde Rus yanlılarının da eşit ve adil şekilde yarışabilmesi için Paşinyan'dan ricada bulundu. Paşinyan, Putin'in talebine, Ermeni Anayasası'nı hatırlatarak ‘Ermenistan demokratik bir ülkedir.

Seçimlere yalnızca Ermenistan vatandaşları katılabilir; yasa gereği başka ülkelerin vatandaşları aday olamaz. Yani tüm saygımla belirtmeliyim ki; Rus pasaportuna sahip olan kişiler, Ermenistan Cumhuriyeti Anayasası uyarınca ne milletvekili adayı ne de başbakan adayı olabilirler. Bu konuda herhangi bir istisna veya esneklik yoktur.’ diyerek ülkesinde bir seçim kanununun olduğunu vurgulamıştı.

Dünyayı kötülükleriyle ve emperyalist emelleriyle kasıp kavuran, dünya barışını kaotik ortama sürükleyen emperyalist ABD’nin 250 yıllık bir geçmişi var. 1776 yılında İngiltere’den bağımsızlığını kazanan ABD’nin kendine has bir takım kültürü ve gelenekleri var.

Bu katil devletin başkanı olabilmek için anayasal olarak doğuştan ABD vatandaşı olmak, en az 35 yaşında olmak ve en az 14 yıl ABD' de ikamet ediyor olmak şartları var.

Bu örneklerden yola çıkarak kadim devlet kültürüne sahip olduğumuz övüncüyle caka sattığımız ülkemizde üzülerek ifade etmek istiyorum ki bazı uygulama alanlarında kurallar manzumesi maalesef yok.

Daha yeni kurulan bir devlet olan Ermenistan’da bile yabancı ülke vatandaşlarının seçim ile göreve gelmeleri engellenirken, ülkemizde başka ülkelerin vatandaşı olanların bakan yapılmalarını manidar karşılıyorum. Yabancı ülke vatandaşı olanların bakan yapıldıkları dedikodusu ayyuka çıkmış durumda.

Böyle bir görevlendirme yapılmamışsa, Dezenformasyon ile Mücadele Merkezi bu konuda bir açıklama yapması gerekmez mi?

Cumhurbaşkanın, bakanların, milletvekillerin ve üst düzey yöneticilerin seçilmelerinde ve görevlendirilmelerinde kural manzumesi olduğu kabul edilse de, bu kurallar manzumesi rüzgârın esintisine göre zaman zaman değişiklik göstermekte.

İstiklal ve istikbal için makamlar; rüzgârın esintisine göre oluşturulan kurallar manzumesine göre işgal edilmemeli. Devlet teşkilatlanması kadim devlet geleneği ve kadim devlet kültürü manzumesine göre yapılabilmeli.

Makamların sahipleri, kurallar manzumesine göre makamlarına oturabilirse; hem iç, hem de dış cephede güvenilir bir devlet algısı oluşur. Güvenli devlet duygusunun varlığı, ülkemize kem gözlerle bakanlara karşı caydırıcı bir mesaj vermesi bakımından çok önemli.

Ülkemizde, bireysel ve kurumsal sorumluluk bilincinin oluşmadığı da başka bir sorun olarak karşımıza çıkmakta. İcraat ile ilgili bir olumsuzluk olduğu zaman; hiçbir yetkili yönetici, sorumluluğu üzerine alıp istifa mekanizmasını çalıştırmıyor. Bütün sorumluluk hep dışarıda aranıyor, yöneticiler adeta koltuğuna mıhla çakılmış gibi.

Siyasilerin ve üst düzey yönetici ve bürokratların mal varlıkları birçok habere konu olmakta. Bu haberler o kadar yaygın ki makamları işgal edenler halk nezdinde güvensizlik abidesi olarak konumlanmakta. Bu tür algı ve haberler ülkemizin enerjisinin boşa harcanmasına vesile olduğu gibi devletimizin ali geleceği için de tehlike oluşturmakta.

Mal varlığı kaosundan kurtulabilmek, güven duygusunu hâkim kılabilmek, devletimizin ali geleceğini sağlama alabilmek, kişilerin haksız yere zengin olmalarını engellemek adına; yeni bir mevzuat düzenlemesine ihtiyaç duyulmakta.

Bu mevzuat ile makama gelenlerin mal varlıkları bağımsız komisyonlar marifetiyle kayıt altına alınmalı ve denetlenmeli. Denetim sonucu haksız elde edilen kazançlar devlete irat kayıt edilmeli, haksız kazanç elde edenler hakkında idari ve adli işlemler gecikmeksizin yapılmalı. Kadim kültürümüz de bunu emretmiyor mu, zaten?

ÖZER YILMAZ