NATO liderlerini Ankara’da bir araya getiren zirvede savunma harcamaları, Ukrayna’ya askeri destek, Rusya’ya yönelik güvenlik politikaları ve Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisinin geleceği ele alınıyor.

Zirveden çıkacak kararları yakından takip eden Moskova açısından toplantı, yalnızca Ukrayna’daki savaşın seyriyle sınırlı görülmüyor. Rusya konusunda çalışmalar yürüten uluslararası ilişkiler araştırmacısı Buğra Bekir Işılak, Kremlin’in Ankara Zirvesi’ni NATO ile Rusya arasındaki uzun vadeli jeopolitik rekabetin yeni bir aşaması olarak okuduğunu belirtti.

“Ukrayna krizi gerilimin yalnızca görünen kısmı”

St. Petersburg Devlet Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler alanında doktora yapan Işılak, Rusya’nın zirveye yaklaşımına ilişkin değerlendirmesinde, Ukrayna savaşının Batı ile Moskova arasındaki daha geniş çaplı gerilimin yalnızca bir bölümünü oluşturduğunu söyledi.

Işılak, savunma bütçelerinin artırılması, askeri üretim iş birliklerinin büyütülmesi ve Ukrayna’ya yönelik yeni destek taahhütlerinin Moskova tarafından özellikle dikkatle takip edildiğini ifade etti.

Nato'da Deprem! Moskova Ankara’yı Neden Ayrı Tutuyor (2)

Moskova Türkiye’yi diğer NATO üyelerinden ayrı değerlendiriyor

Zirvenin Ankara’da düzenlenmesinin Rusya açısından ayrıca önem taşıdığına işaret eden Işılak, Moskova’nın Türkiye’nin NATO üyeliğini ve ittifak içindeki yükümlülüklerini yerine getirdiğini kabul ettiğini belirtti.

Buna karşın Rusya’nın Türkiye’yi diğer NATO ülkeleriyle aynı kategoride değerlendirmediğini söyleyen Işılak, Rus devlet medyasında Ankara için “bağımsız aktör”, “dengeleyici güç” ve “stratejik muhatap” gibi ifadelerin kullanıldığına dikkat çekti.

Bu yaklaşımın, Türkiye’nin NATO içindeki ağırlığını artırırken dış politikasında özerk hareket etme kapasitesini koruduğu yönündeki Moskova algısını yansıttığını söyledi.

Ankara’nın denge politikası öne çıkıyor

Türkiye, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne desteğini sürdürürken Rusya ile diplomatik kanallarını da açık tuttu. Enerji, ticaret, turizm, lojistik ve Karadeniz güvenliği gibi alanlar, Ankara-Moskova ilişkilerinin devam etmesini sağlayan başlıklar arasında yer aldı.

Işılak’a göre bu politika, Türkiye’yi hem NATO içinde hem de Rusya’nın gözünde farklı bir konuma taşıdı. Ankara’nın Rusya ile temas kurabilen az sayıdaki NATO ülkesinden biri olması da bu özel konumu güçlendirdi.

Hakan Fidan’ın Rusya ziyareti nasıl yorumlanıyor?

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 16-17 Haziran 2026 tarihlerinde Rusya’ya gerçekleştirdiği ziyareti de değerlendiren Işılak, görüşmelerin düzeyinin diplomatik açıdan dikkat çekici olduğunu belirtti.

Işılak, bir dışişleri bakanı ziyaretine başkanlık ve üst düzey danışmanlar seviyesinde ilgi gösterilmesinin, Moskova’nın Ankara ile ilişkilerine verdiği önemi ortaya koyduğunu ifade etti.

Enerji, turizm ve lojistik alanlarındaki karşılıklı bağımlılığın da iki ülke arasındaki kurumsal iş birliğini desteklediğini kaydetti.

Nato'da Deprem! Moskova Ankara’yı Neden Ayrı Tutuyor (1)

Rusya’ya yönelik güvenlik dili yakından izleniyor

NATO Zirvesi’nde Rusya’nın Avrupa-Atlantik güvenliğine yönelik bir tehdit olarak tanımlanması ihtimali de Moskova’nın dikkatle takip ettiği başlıklar arasında bulunuyor.

Işılak, böyle bir ifadenin Rusya tarafından sıradan bir diplomatik tanımlama olarak değerlendirilmeyeceğini belirterek, bunun NATO’nun Moskova’ya yönelik düşmanca yaklaşımının göstergesi olarak sunulabileceğini söyledi.

Bu dilin, Rus iç kamuoyunda NATO’nun Rusya’yı çevrelediği yönündeki söylemleri güçlendirebileceğini ifade etti.

Savunma yatırımları Moskova’da tehdit olarak görülüyor

NATO ülkelerinin savunma harcamalarını ve askeri üretim kapasitesini artırma hedefleri de zirvenin önemli gündemlerinden birini oluşturuyor.

Işılak’a göre Moskova, bu adımları yalnızca caydırıcılık amacı taşıyan yatırımlar olarak görmüyor. Doğu Avrupa’daki askeri varlığın genişletilmesi, yeni savunma projeleri ve tatbikatlar, Rusya tarafından güvenlik tehdidi çerçevesinde değerlendiriliyor.

Polonya’nın Doğu Kalkanı Projesi, Baltık bölgesindeki tatbikatlar, insansız hava araçlarına yönelik savunma planları ile Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılımının ardından Arktik bölgedeki değişen dengeler, Rusya’nın tehdit algısını artıran gelişmeler arasında gösteriliyor.

Ukrayna’ya destek kararları ne anlama gelebilir?

Zirveden Ukrayna’ya yönelik yeni askeri destek taahhütlerinin çıkması Moskova açısından sürpriz olarak değerlendirilmiyor. Ancak Rusya’nın vereceği tepkinin, desteğin kapsamına ve niteliğine göre değişebileceği belirtiliyor.

Işılak, ilk aşamada Moskova’nın diplomatik söylemini sertleştirebileceğini, daha ileri bir senaryoda ise Ukrayna’daki askeri baskının artırılabileceğini söyledi.

Uzun menzilli sistemler veya daha görünür askeri destek kararlarının alınması durumunda hibrit hamlelerin de gündeme gelebileceğini belirten Işılak, buna rağmen Rusya ile NATO arasında doğrudan konvansiyonel bir çatışmanın mevcut şartlarda olası görülmediğini ifade etti.

Ankara’nın özel konumu yeniden test ediliyor

Ankara’daki zirve, NATO açısından Rusya’ya karşı birlik mesajı verilmesi, Ukrayna’ya desteğin sürdürülmesi ve Avrupa’nın savunma kapasitesinin artırılması bakımından önem taşıyor.

Moskova açısından ise zirve, Batı ittifakının Rusya’ya yönelik uzun vadeli politikasının hangi yönde şekilleneceğini gösteren önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.

Türkiye’nin ev sahipliği, bu tabloya farklı bir boyut kazandırıyor. Işılak’a göre Rusya, Ankara’nın NATO içindeki artan etkisini kabul ederken Türkiye’yi kendi çıkarları doğrultusunda hareket edebilen, bölgesel ağırlığı bulunan ve özerkliğini koruyan bir ülke olarak görmeye devam ediyor.

Kaynak: hurriyet.com.tr